Dünya Filosunun Küçük Bir Kısmı Scrubber’ları Kullanacak

19.09.2018

Dünya Filosunun Küçük Bir Kısmı Scrubber'ları Kullanacak

     Son aylarda, Scrubber'lar için fazla miktarda alım talebi olduğuna dair çok sayıda rapor vardır. Bununla birlikte, 1 Ocak 2020 tarihinde, Scrubber'lar ile donatılmış gemilerin sayısı, tahminlere göre dünya filosunun sadece küçük bir yüzdesini temsil edecektir.

     Deniz taşımacılığı, liman ve bunker sektörleri Uluslararası Denizcilik Örgütü(IMO)'nden yeni kükürt limiti düzenlemesini beklediğinden dolayı, kaç tane geminin Scrubber ile donatılacağı konusunda pek çok tahmin bulunmaktadır.

En Az Tercih Edilen Seçenek Olarak Scrubber'lar

     Bağımsız risk yönetimi organizasyonu ve sınıflandırma topluluğu olan Lloyd's Register'da Hong Kong ve Tayvan Bölgesi Deniz ve Açık Deniz Bölge Müdürü Sn. James FORSDYKE'ye göre; Scrubber'lar için talep ciddi bir şekilde artmış ve bazı gemi kiralayanlar, scrubber'ların kontratlı gemilere takılmasını talep etmeye başlamıştır.

     Ancak Lloyd's Register'a göre, Scrubbler'lar, Armatörlerin 2020 kükürt limiti düzenlemesine uymaları için tercih edilen seçenekler içerisinde en sonuncusu olacak.

     Sn. FORSDYKE, "Scrubber'ların temin edilme hızı ne olursa olsun, bu durum geriye kalan 18 ayda küresel ticaret filosunun ana çözümü olamayacak bir fiziksel imkansızlıktır" dedi ve "Tüm kuru havuzlar şu anda gemilerle dolu olsa ve 2020'ye kadar hiç durmadan Scrubber'ları tesis ediyor olsa bile sonuçta, hala çok küçük bir oran olarak kalacaktır. Scrubber'ları tercih eden kişiler, 1 Ocak 2020'de azınlık olacak" diye ekledi.

Alım Miktarı, Ana Esasları Değiştirmeyecek

     Dünya filosunda aktif olarak sınıflandırılan ortalama 90.000 gemiden yaklaşık 50.000-60.000'i uluslararası ticarete giriyor ve yeni kükürt düzenlemesi kapsamında bulunuyor. Dünyanın en büyük gemi trafiği ve entegre nakliye hizmetleri araştırmacısı Clarkson'dan gelen son rakamlar              (21 Haziran 2018), şu anda sadece 600 Scrubber'ın kurulduğunu gösteriyor. Sn. FORSDYKE'e göre, 2020 yılına kadar en fazla 3000 Scrubber'ın kurulacağını değerlendirmek, iyimser bir tahmin olacaktır.

     Sn. FORSDYKE, "Talebin artmaya devam edeceği, ancak dünya filosu çoğunluğunun uyum sağlama yönteminin temellerini değiştirecek kadar yeterli olmayacağını düşünüyorum" diye belirtti.

Morgan Stanley: Cazip Geri Ödeme Süresine Rağmen Az Scrubber Temini

     ABD Yatırım Bankası Morgan Stanley'in son zamanlardaki bir araştırma raporunda, Scrubber alımları, yatırımın giderek daha cazip geri ödeme süreleriyle bile beklenenden daha az bir hale geldi.

     Morgan Stanley'deki Hisse Analisti Sn. Martjin RATS, "Gemi yakıtı talebinin yaklaşık %3'ünü oluşturan yolcu gemileri dışında, gemi donatanları, Scrubber'ların kurulumundan ziyade, uygun yakıtlar tercihini büyük ölçüde dile getirdi," şeklinde açıkladı.

     Sn. RATS, "Mevcut noktada, Scrubber'lar için geri ödeme süreleri çok cazip görünüyor ve fiyatlar beklendiği gibi hareket ederse daha da düşecektir. Ancak, gemi başına 5 milyona varan bir maliyetle, bir Scrubber'ı kurmak, son birkaç yıldır zorlu finansal koşulları yaşayan ve IMO'nun balast su arıtma kuralları ile ilgili ek maliyetlerle karşı karşıya olan bir endüstri için, oldukça pahalı olabilir," dedi.

     Deniz ve enerji teknoloji grubu Wartsila tarafından hazırlanan araştırma raporunda ise,         2020 yılının Ocak ayı sonuna kadar 2.000-3.000 Scrubber kurmanın mümkün olacağı tahmin ediliyor. Raporda, Morgan Stanley'in Capital Goods ekibi, 2020 yılına kadar 60.000 gemiden (ticari filo)  oluşan bir filoda toplam 1.200 Scrubber'ın kurulacağını öngörmekte ve bir Scrubber'ın geri ödeme süresinin gelecekte, bir yıldan daha az bir süreye düşeceğini beklemektedir.

 

Kaynak: http://portfolio.cpl.co.uk/BIMCO/201809/scrubbers-uptake/


Detaylı Bilgi

Denizcilik Sektörünün Önde Gelen İsimleri İklim Değişikliği Konusunda Bir Araya Geldi

18.09.2018

Hamburg'daki SMM Fuarı süresince, Küresel Deniz Çevresi Kongresi olan GMEC'de(Global Maritime Environment Congress); üst düzey iş ve bilim uzmanları; küresel denizcilik endüstrisi düşük fiyatlarla hizmet vermeye devam ederken, IMO'nun çevresel hedeflerine nasıl ulaşabileceğini görüştü.

IMO Genel Müdür Yardımcısı ve Deniz Çevresi Bölümü Genel Müdürü Tian-Bing HUANG açılış konuşmasında, "Denizcilik sektörü tarihinde yeni bir sayfanın başlangıcındayız" dedi.

Bu yıl beşincisi gerçekleşen GMEC'de vurgulandığı üzere, denizcilik sektörünün büyük zorluklarla karşı karşıya olduğu bilinmektedir. En çok endişe duyulan konu ise; 1 Ocak 2020 itibariyle gemi yakıtlarının %0,5'den fazla kükürt içermemesi gerektiğini şart koşan IMO'nun kükürt üst limitidir. Buna ek olarak, endüstrinin büyüyen küresel ticaret hacmine rağmen, 2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarını yarıya indirmesi beklenmektedir.

Üç farklı panelde, sektörün tanınan konuşmacıları tarafından yapılan görüşmede; "Balast suyu arıtımı için hazırlık", "Geleceğin çevresel zorluklarıyla başa çıkmak" ve "Çevre öncüsü olarak yolcu taşımacılığı endüstrisi" konularından bahsedildi. Sonuç olarak: Hedefler zorlayıcıdır ancak aynı zamanda birer fırsattır.

Sera Gazları: Çözüm Arayışı

Wärtsilä Denizcilik Çözümleri, Piyasa İnovasyonu Genel Müdürü Teus van BEEK, "Bu paneldeki çabamız, insanlığın karşılaştığı en büyük sorunlardan birini çözmektir ve bunu başarmamız gereken süre sadece       90 dakikadır." diyerek açılış konuşmasına başladı.

IMO'nun iklim değişikliği koruma planı ve bunun sonuçlarıyla ilgili yapılan görüşmelerde, Sn. Beek'in konuşmacıları arasında; Hapag Lloyd AG Direktörü Çevre Yönetimi Müdürü, Yüzbaşı Wolfram GUNTERMANN, Lloyd's Register'da, Küresel Sürdürülebilirlik Yöneticisi Katharine PALMER, DNV GL'de Konteyner Gemileri İşletme Direktörü Jan-Olaf PROBST, DNV GL'de Alternatif Yakıtlar İşletme Direktörü Dr. Ing Gerd WÜRSİG ve Zeaborn'da Gemi Yönetimi Genel Müdürü Helge BARTELS bulunmaktadır.

Denizcilik sektörü, günümüzün "En Yeşil" ulaşım aracıdır. Okyanus taşımacılığının küresel CO2 emisyonlarındaki payı, şu anda %2,2'dir ve bu miktar, yaklaşık olarak Almanya tarafından bir yılda yayılan sera gazlarına eşittir. Ancak yapılan tahminlere göre bu pay, önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde büyüyecek. DNV GL temsilcisi Sn. PROBST, "Bu yüzden acilen çözümlere ihtiyaç vardır. Çözümlerden biri sıvılaştırılmış doğal gaz(LNG) olabilir. Ancak LNG'yi doğrudan gemiye ulaştırmak için işleyen bir altyapıya sahip değiliz," diye belirtiyor.

Armatörler için, daha sıkı emisyon limitleri filtre teknolojilerinde maliyetleri muazzam bir şekilde arttırmakla kalmaz, aynı zamanda orta vadede alternatif tahrik/itiş teknolojilerine geçme ihtiyacını da beraberinde getirir. Gemi yönetim şirketi Zeaborn'dan Helge BARTELS, "Büyük sermaye yatırımlarından kaçınmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Ancak arkamıza baktığımızda göreceklerimiz, her zaman yenilikçi bir endüstri olduğumuzu ve bu zorluğu aşacağımızı da garanti etmeli," şeklinde açıkladı.

Yapılan görüşmelerde ayrıca, yakıt tasarrufu için hız kesmenin(slow steaming) etkilerininin yanı sıra, akıllı gemileri ve akıllı limanları birbirine bağlayan dijitalleşmenin doğasındaki fırsatlarda ele alındı.

Balast Suyu Konusunda Destek Gerekiyor

Konferansın ana konularından bir diğeri, balast suyu yönetimiydi. Balast suyu sözleşmesinin yürürlüğe girmesinden yaklaşık bir yıl sonra, GMEC uzmanları durum değerlendirmesi yaptı.

Lloyd's Register'da Balast Su Yönetimi için Teknoloji Öncüsü Sahan ABEYSEKARA'nın başkanlık ettiği tartışma panelinde, açılış konuşmacıları: Sn. HUANG ve ABD Sahil Güvenlik ve Operasyon Standartları Dairesi Başkanlığı'nda Komutan olan Kaptan Sean T. BRADY'nin yanı sıra; Choice Balast Çözümleri Kıdemli Uygulama Mühendisi Debra DİCİANNA, ABS firması İş Geliştirme Direktörü Stamatis FRADELOS, ve Intertanko Çevre Direktörü Tim WİLKİNS'dir.

Katılımcılar, tüm gemiler için "herkese uyan" tek bir sistem olmadığını, ancak mevcut sistemlerin yelpazesinin önemli ölçüde geliştiğini kabul etti. Bu konuda doğru sistemlerin seçilmesi ve işletilmesinde armatörlerin daha fazla destek almaları önemlidir. BWM uzmanı Sn. DİCİANNA, sözlerine şöyle devam etti: "Balast Suyu Yönetim Sistemi (BWMS) tip onay sertifikalarındaki ayrıntıları anlamak önemlidir."

Sn. WİLKİNS, "Sektörün günlük olarak karşılaştığı teknik ve düzenleyici konuların üstesinden gelmek için, elde edilen bilgilerin paylaşılması gerekmektedir" dedi.

Yolcu Gemileri Örnek Oluşturmaktadır

Yolcu gemisi segmenti çevre korumada öncü oldu. Tototheo Denizcilik Baş Strateji Sorumlusu Andreas CHRYSOSTOMOU'nun başkanlığında, MAN Enerji Çözümleri'nden Four-Stroke Denizciliğin Başkanı Lex NİJSEN, Foreship'te Yeni Teknolojiler Bölümü Başkanı Jan-Erik RÄSÄNEN, The Fjords CEO'su Rolf SANDVİK, MSC Grubu EVP Denizcilik Politikası ve Hükümet İşleri'nden Bud DARR, SVIA Denizcilik İşleri, Karnaval Denizcilik ve Yönetim Kurulu Başkanı Tom STRANG, CLIA Avrupa Çevresi, Güvenlik Komiteleri, mevcut ve gelecekteki zorlukları ele aldı.

"Çok büyük bir görevle karşı karşıyayız ve bunu nasıl çözeceğimize dair hiçbir fikrim yok. Kimse bilmiyor. Ama bu, denizcilik endüstrisinin kendini aşabileceği bir durumdur. En önemlisi ise şu anda bu konuya değinmeye başlamamızdır. Bunu birlikte yapıyoruz," diyen MSC CEO'su Sn. Bud DARR, sektörün bir araya gelmesini teşvik etti.

Ancak tünelin sonunda ışık var; çok sayıda feribot, hibrid tahrik sistemleriyle çalışıyor ve birçok gemi yanaşırken kıyıdan enerji alıyor veya LNG barçları, limanlarda bekledikleri süre boyunca gemilere ihtiyaç duydukları enerjiyi veriyor. Yakında, %100 LNG ile çalışan dünyanın ilk yolcu gemisi olan AIDAnova devreye girecek ve LNG ile işletilecek birçok yolcu gemisinin siparişi verilmiştir.

Öne çıkan diğer bir nokta; SANDVİK'in Fjords Şirketi tarafından sunuldu. Bu şirket, Norveç'in fiyortlarının bozulmamış sularını seyretmek için ideal bir tasarım olan temiz, verimli, sessiz ve 400 kişilik bir yolcu gemisi geliştirdi.

GMEC 2018 Konferansı'nda katılımcılara, mevcut durumun uzman değerlendirmeleri ve denizcilik topluluğunun harekete geçmeye çalıştığı izlenimi verildi.

Özellikle "Yeşil Tahrik/İtiş Güçleri" konusuna adanmış olan bir bölümüyle birlikte, İklim ve Çevre Koruma, bu yıl SMM'nin temaları arasındadır. Ayrıca, hazırlanmış olan "Yeşil Yol" ile ziyaretçiler, çevre dostu teknolojiler sunan katılımcı standlarına yönlendirilmiştir.

 

Kaynak: https://www.marinelink.com/news/shipping-industry-heads-climate-441308

 


Detaylı Bilgi

​Gelecekteki Enerji Trendi Olarak Dekarbonizasyon Öneriliyor

18.09.2018

DNV GL Şirketinin 2050'ye kadar olan denizcilik tahminleri; denizcilik sektörünün enerji geleceğinin bağımsız bir görünümünü sunuyor ve farklı enerjilerin kullanımının denizcilik sektörünü nasıl etkileyeceğini inceliyor.

DNV GL Denizcilik İcra Kurulu Başkanı Sn. Knut Ørbeck-NİLSSEN'in söylediğine göre; dekarbonizasyon, gelecek yıllarda denizcilik sektörünü şekillendirecek "mega trendlerden" biri olacak.

Sn. NİLSSEN; "Teknoloji ve düzenlemelerde bulunan, mevcut ve geleceğe yönelik eğilimlerin birleşmesi sonucunda, yatırım kararlarının yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor" dedi.

Şirket, gelecekteki CO2 düzenlemelerine ve gereksinimlerine karşın, esneklik, güven ve uzun vadeli rekabet gücünü vurgulayan "karbon karşıtı" bir yaklaşım önermektedir. Ørbeck-NİLSSEN, "Bu yeni çerçeve ile, değerlere ilişkin doğru karar almaya yardımcı olmayı umuyoruz" dedi.

DNV GL, denizcilik sektörü enerjisinin olası gelişimini, yakıt tüketimi, taşınan yüklerin tür ve seviyelerindeki gelişmeler ve teknolojik sürümler de dahil olmak üzere, farklı enerjilerin kullanımının denizcilik endüstrisini nasıl etkileyeceğini 2050'ye kadar inceleyen, ikinci Denizcilik Sektörü Tahmini'ni ortaya çıkardı.

Şirketin yeni sistemi, bu tasarımın kırılgan maliyetlerini rakip gemi filosununkiyle karşılaştırarak, yakıt ve teknoloji seçeneklerini değerlendiriyor.

Deniz ticaretinde ton-mil cinsinden ölçülen, denizcilik tahminlerinin, 2030-2050 yılları için yaklaşık %5, 2016-2030 yılları için %32'lik bir artış öngörüyor.

Bir şirket yaptığı açıklamada; "Karbon karşıtı sistemin, çeşitli gemi tasarımlarında kullanıldığı bir çalışmanın gösterdiğine göre; enerji verimliliğine yatırım yapılması ve mevcut standartların üzerinde karbon ayak izinin azaltılmasının, bir geminin ömrü boyunca rekabet gücünü artırabileceği gibi bazı çarpıcı bulguları ortaya koymaktadır" şeklinde belirtti. "Çalışma, aynı zamanda 2030 ve 2040 yılları arasında yüksek emisyonlu gemi sahiplerinin, önemli pazar risklerine maruz kalabileceğini de öne sürüyor."

Ørbeck-NİLSSEN, denizcilik sektörünün karşı karşıya kalacağı belirsizliğin, şu sıralar ile 2050 yılı arasında artacağını söyledi ve; "Bu durum, mevcut ve yeni filoların uzun vadeli rekabet gücünü sağlamak için gelecekte oluşabilecek senaryolara ait, uygulama ve teknolojilerin zorluklarını ve fırsatlarını incelemeyi, daha önce hiç olmadığı kadar önemli hale getiriyor" dedi.

 

Kaynak:https://lloydslist.maritimeintelligence.informa.com/LL1124169/DNV-GL-tips-decarbonisation-as-future-energy-trend

 


Detaylı Bilgi

TURMEPA'nın Uluslararası Kıyı Temizliği (International Coastal Cleanup – ICC) Kampanyası

14.09.2018

 

 

Deniz gönüllüleri 16 yıldır TURMEPA öncülüğünde kıyılara akın ediyor

Deniz gönüllüleri, 15 Eylül Uluslararası Kıyı Temizliği (International Coastal Cleanup – ICC) gününde tek kullanımlık plastiğe "Dur" diyor, daha mavi denizler için kıyılara akın ediyor. Çünkü, okyanusların yüzeyindeki plastiklerin kapladığı toplam alan Türkiye'nin yüzölçümünden daha büyüktür. Her yıl denizlere 8 milyon ton plastik atılmaktadır. Her yıl 1 milyondan fazla deniz kuşu, 100 bin memeli ve deniz kaplumbağası deniz çöpleri sebebiyle ölmektedir.  Deniz ortamında plastikler daha küçük parçalara ayrılarak planktondan balinaya tüm besin zincirine girerek deniz ekosisteminin sağlığını tehdit etmektedir.

 

Dünya, temiz denizler için harekete geçiyor. "Uluslararası Kıyı Temizliği (International Coastal Cleanup – ICC) Kampanyası" kapsamında Türkiye dâhil 100'den fazla ülkede yüzbinlerce gönüllü eşzamanlı olarak deniz kıyılarına akın ediyor. Her yıl Eylül ayının üçüncü cumartesi günü yapılan etkinlikte, Türkiye'de 2002 yılından bu yana Deniz Temiz Derneği/ TURMEPA koordinatörlüğünde yürütülmektedir. Bu yıl da Uluslararası Kıyı Temizliği Kampanyası çerçevesinde üç denizimizin kıyılarını temizlemek için kolları sıvayan TURMEPA, etkinlik ile deniz kirliliğine dikkat çekmeyi ve deniz temizliğinin önemi konusunda bilinç kazandırmayı amaçlamaktadır.

 

Kampanyanın İstanbul ayağı bu yıl, Caddebostan sahilinde gerçekleştirilecek. Uluslararası Kıyı Temizliği Kampanyası çerçevesinde üç denizimizin kıyılarını temizlemek için kolları sıvayan TURMEPA, İstanbul'un yanı sıra İzmir, Antalya, Kırklareli, Bodrum, Kuşadası, Fethiye, Marmaris ve Mersin kıyılarına uzanacak. Etkinliğe Türkiye genelinde yaklaşık 1000 deniz gönüllüsünün katılması bekleniyor.

 

ICC Kampanyası'nın Tarihi

 

Uluslararası Kıyı Temizliği Kampanyası, ilk olarak "The Ocean Conservancy" adlı sivil toplum kuruluşu tarafından 1986 yılında, ABD'nin Texas eyaletinde 2800 gönüllünün 124 ton atık toplaması ile başladı. Gördüğü yoğun ilgi sonrası önce ABD eyaletlerine ve daha sonra tüm dünyaya yayılarak uluslararası bir nitelik kazanan kampanya, International Coastal Cleanup (ICC) adını aldı. Uluslararası Kıyı Temizliği Kampanyası'nda toplanan her atık kayıt altına alınarak tür ve kaynağına göre istatistiği yapılıyor ve kampanyaya katılan Ulusal ve Uluslararası tüm ülkelere bir rapor halinde sunuluyor. Bu rapor sonucunda, dünya genelinde denizlerdeki kirliliğin kaynakları ve atıkların yıllara göre gösterdiği değişkenlik saptanıyor. Tüm dünyadan gelen verilerden elde edilen sonuçlar doğrultusunda da alınması gereken önlemler tespit edilerek çöpsüz denizler için çalışmalar yürütülüyor.

 

Program Akışı / 15 Eylül Cumartesi

09.00               Etkinlik alanı buluşma, Caddebostan Sahili, Beltur Kafe Önü

09.00 – 09.30  "Biz de Varız" Atölye çalışması

09.30 – 09.45  ICC Hakkında Bilgilendirme

09.45 - 10.45  Kıyı Temizliği – Toplanan Atıkların Değerlendirilmesi

10.45 - 11.00  Deniz Kirliliği Konusunda Bilgilendirme, Basın Açıklaması ve Toplu Fotoğraf Çekimi

 

Siz, değerli üyelerimizi bu keyifli etkinliğimize davet ediyor ve destek vermenizi bekliyoruz.

 

Detaylı bilgi için:

Merve Ermiş

İletişim Koordinatörü 0 216 310 93 01 – 0 554 247 40 12

mervee@turmepa.org.tr

 

Şeyda Dağdeviren Hill

ICC Türkiye Koordinatörü 0216 310 93 01 – 0 505 812 05 28

seydad@turmepa.org.tr

 

Diğer Etkinlik Noktaları

İzmir / 15 Eylül 2018                        10.30 Güzelbahçe Siteler Plajı 2. Liman Mevkii

Antalya / 15 Eylül 2018                    09.30 Lara Örnekköy Plajı

Fethiye / 14 Eylül 2018                    13.00 Kızılada Delikli Mevkii

Bodrum / 15 Eylül 2018                   10.00 Bitez Yarımadası

Marmaris / 12 Eylül 2018                 10.00 Hisarönü Körfezi

Kuşadası / 15 Eylül 2018                  10.00 Karaova Sahili

Mersin / 15 Eylül 2018                     16.30 Soli Pompei Kıyısı

Kırklareli / 15 Eylül 2018                 11.00 İğneada Sahili

 

Kaynak: www.turmepa.org.tr


Detaylı Bilgi

Sıfır Karbonlu Yakıtlar ve IMO’nun Hedefini Gerçekleştirmek

11.09.2018

     Armatör kuruluşu, gerekli teknolojinin hazır olacağını ancak açık deniz gemilerinde itirazların gittikçe arttığını dile getiriyor.

     Uluslararası Deniz Ticaret Odası Genel Sekreter Yardımcısı Sn. Simon BENNET, "Sıfır Karbonlu Yakıtların Geliştirilmesi" konusunun, IMO'nun "son derece iddialı" uzun vadeli emisyon stratejisinin elde edilebilmesinin tek yolu olduğunu söylüyor.

     Hedef, 2008 yılı ile karşılaştırıldığında 2050 yılına kadar CO2 emisyonlarında ortalama% 70'lik bir kesinti ve sera gazlarında% 50'lik bir azalmadır.

     IMO'nun, 2030 yılına kadar CO2 emisyonlarında en az %40 verimlilik artışı sağlayan kısa vadeli hedefi, 2008 yılı ile kıyaslandığında, çok fazla çalışma gerektiriyor, ancak ulaşılabilir ve ICS, yeni teknolojinin nihayetinde hazır olacağından emindir.

     BENNET'e göre biyoyakıtlarla birlikte, fosil yakıtlar, LNG ve metanol, karışımda içerisinde olacak, ancak bu bir çözüm değildir.

     Nispeten erken bir aşamada olunmasına rağmen, motor üreticileri ve araştırmacılarının "heyecan verici tartışmaların" içinde olduklarını sözlerine ekliyor.

     Diğer teknolojiler, daha başlangıç formundadır, ancak zorluklar aşılmaz değildir. Endüstrinin, IMO'nun emellerine ulaşmak için, çözüm geliştirmek ve sunmak konusunda kabaca 20 yılı vardır.

     Ancak muhtemelen gemilerin çalıştırılma şeklini de tekrar gözden geçirmesi gerekecektir.

ICS'de dahil olmak üzere 100'den fazla gemi inşaa, klaslama kuruluşu ve gemi sahibi firmaların temsilcilerini bir araya getiren Nantong'deki Çin'in "Üçlü Gemi İnşa Forumu"nun son yıllık toplantısında, CO2 hedefleri başarılacak ise, gemilerin farklı tasarlanmış ve teknolojik açıdan daha yenilikçi olması gerektiği konusunda mütabık kalındı.

     Ekipman, tahrik sistemleri ve alternatif yakıtların hepsi, IMO'nun sera gazı azaltma stratejisinde yer alan iklim değişikliği ve Uluslararası nakliye hedefleri ile ilgili Paris Anlaşması'nın gerekliliklerini karşılamak zorundadır.

     BENNET, denizaşırı ticaretlerde yaşanılan zorlukların, kullanılacak teknolojilerin gelişimini hızlandırdığını söylüyor.

     Sonuçta kimse hangi yeni tahrik sistemlerinin kabul göreceğini bilmiyor. Örneğin, yakıt hücresinin öncelik kazanması durumunda, bilinen yakıt depolarına ve muhtemelen geleneksel makine dairelerine gereksinim olmayacaktır.

     Denizcilik Sektörü, Kargo kapasitesini eşdeğer ölçüde azaltmadan daha küçük gemi boyutları seçeneğine yönelebilir.

     Farklı teknolojilerin bir araya getirilmesi büyük katkı sağlar, ancak BENNET, teknolojilerin birleşik etkilerinin abartılmasına karşı uyarmaktadır, çünkü bu durum, bir diğerinin etkisini azaltabilir.

     BENNET, fizik yasaları tarafından; bir tür fosil yakıtsız tahrik/itiş sistemine geçmenin ötesinde yapabileceğiniz daha fazla bir şeyin olmadığını söylediği bir noktaya gelindiğini belirtiyor.

     Bu akaryakıt kaynakları sadece aküler ve kıyıdan enerji alımı için değil, aynı zamanda çoğu fosil hammaddeden üretilen hidrojen için de yenilenebilir olmalıdır.

     BENNET, geleneksel güç kaynaklarının iklimi tehdidinin, çevrecilerin söylediği kadar ciddi olması ve hidrojen gibi alternatif çözümlerin geliştirilememesi ve çoğaltılamaması halinde, nükleer enerjinin bile bir seçenek olarak ciddiye alınması gerektiğini söylüyor.

     Nakliye şirketleri, gemi inşaa firmaları ve makine imalatçılarının hepsi IMO'nun karbon azaltma stratejisini yerine getirmede oynayacakları bir role sahiptir, ancak büyük çoğunluğu küçük ve orta ölçekli işletmelerdir.

     BENNET: "En büyük konteyner hatları bile, dekarbonizasyon sorununun üstesinden gelebilecek kadar büyük olmadıklarını itiraf ediyor. Bu işbirlikçi bir çaba olmalı. Ancak son on yılda CO2 emisyonlarının azaltılmasında nakliye endüstrisinin etkileyici ilerlemesini göz ardı etmek her zaman kolay bir seçenektir." diye ekliyor.

     BENNET, 2015 yılında toplam emisyonların 2008 yılından % 8 daha düşük olduğunu ve "aynı dönemde ton-kilometrede% 30'luk bir artış" gerçekleştiğini belirten Uluslararası Temiz Ulaşım Konseyi tarafından hazırlanan verilere vurgu yapıyor.

      "Kesinlikle, CO2 söz konusu olduğunda, denizcilik sektörü, işin üstesinden gelmek zorunda olduğunun farkında ve bu da radikal bir dönüşüm anlamına geliyor" diyor. "Detay önemli ama aynı zamanda bu durum, sektöründe yörüngesinde olduğunu gösterir bir işarettir."

     2020 kükürt üst limiti, daha fazla yakıt verimi elde etmek için ek bir ivme kazandıracaktır. Şimdiye kadar odak noktası, IMO tarafından birkaç yıl önce benimsenen Enerji Verimliliği Dizayn İndeksi (EEDI) üzerinde olmuştur.

     EEDI'nin III. aşamasının yedi yıl içinde yürürlüğe girmesi amaçlanıyor, dolayısıyla 2025'te inşa edilen bir gemi, 2013'ten önce inşa edilene kıyasla %390 daha fazla yakıt tasarrufuna sahip olacak.

Ancak şimdi, bu uygulama tarihini 2022'ye taşımak ve sonra dördüncü aşamayı tartışmaktan bahsediliyor.

     ICS, prensip olarak, verimliliği arttırmanın daha kolay olduğu belirli gemiler için daha agresif hedefler benimsemeyi kabul etmektedir. ICS, İki yönlü bir yaklaşım öngörüyor. BENNET, bütün hedefler için tek bir ölçünün gerçekçi olmayacağını ifade etti.

     BENNET, ICS'te otonom gemilerle ilgili bir bakış açısının reddedilmediğini de sözlerine ekliyor, "ancak (şimdiden) artan otomasyon ve denizcilerin maruz kaldığı büyük miktarda veri yönetimi ile başa çıkılması gereken yeterli zorluklar var".

     ICS'in, IMO'da çizdiği çizgi budur. Denizcilik sektörünün teknolojik gelişmeleri karşılamakta yavaş olup olmadığı sorulan BENNET, "Armatörlere karşı adil olmak gerekirse; kükürt üst limitiyle ilgili büyük belirsizliklerle karşı karşıya olduklarını ve birçok insanın, bir ertelemenin olacağı varsayımı üzerinde çalıştığını" dile getiriyor.

     BENNET, scrubber'ların yakıt maliyetlerinde beklenen muazzam bir artış olduğu göz önüne alındığında "büyük kolaylık" gibi görünebileceğini, ancak alınan riskin belirlenmesindeki güçlüğün halen devam ettiğini söylüyor.

 

Kaynak: 31.08.2018 Tarihli TradeWinds Gazetesi


Detaylı Bilgi

Atık Getiren Vatandaşa İstanbulkart Yüklemesi Yapılacak

06.09.2018

Atık Getiren Vatandaşa İstanbulkart Yüklemesi Yapılacak

 

Geri dönüşüm amaçlı yapılan çalışmalarda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, geri dönüşümle kazandırılma imkanı olan atıkların değerlendirilmesi için Akıllı Mobil Atık Aktarma Otomatı adlı çalışmayı başlatacak. Bununla birlikte vatandaşlar, geri dönüşümlü atıklardan İstanbulkart'a kredi kazanacak,

 

Başlatılan uygulamada; kağıt, metal, plastik gibi yeniden ekonomiye kazandırılabilir atıkları geri dönüşüme kazandıracak otomatlar, vatandaşların attığı her atıktan, şehir içi ulaşım sistemlerinde ödeme aracı olarak kullanılan 'İstanbul Kart'a kredi yükleyecek,

 

İstanbul'da farklı noktalara yerleştirilen elektronik arayüzüne sahip atık otomatları, vatandaşların getirdiği atığı tanıyabilme özelliğine sahipken, metal ya da kağıt ayırt edebilen otomatlar, geri dönüşüm maddesi dışındaki atıkları kabul etmeyecek. Otomatların çalışma sisteminde, geri dönüşüm haznesine konulan atık, sensörler tarafından algılanacak ve vatandaşları sesli ve görüntülü olarak yönlendirebilecek, daha sonra otomatlar konulan atığı içindeki sistem aracılığıyla kıydıktan sonra depolayacak. İşlem bitiminde geri dönüşüme kazandırılan atığın ekonomik değeri kadar kredi, vatandaşların İstanbulkart'ına yüklenecek. Otomat içerisinde kıyılan atıklar daha sonra geri dönüşüm noktalarına gönderilecek,

 

Projeyi hazırlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı, Atık Yönetimi Müdürlüğü, ilk olarak 25 otomat ile pilot uygulama başlatacak olup, sonrasında sayı artırılarak 100 otomat ile toplu taşıma merkezleri ve meydanlar baz alınarak, İstanbul'un farklı yerlerine yerleştirilerek, Proje 2018 yılı içerisinde uygulanmaya başlanacaktır.

 

Proje ile birlikte İstanbul'da büyük ölçüde geri dönüşüme kazandırılacak atığın toplanılması hedeflenerek, İstanbul'da günlük ortalama 17 bin ton evsel atığın çıktığı, belirtilmektedir.

 

Kaynak: https://www.ekonomihaber.com/is-yasam/atik-getiren-vatandasa-istanbulkart-yuklemesi-yapilacak-h5759.html

 


Detaylı Bilgi

İnteraktif Harita İskoçya Kıyılarındaki Çöp Alanlarını Açığa Çıkarıyor

06.09.2018

Hava gözlemi esnasında 10,000 mil mesafesindeki kıyı hattı için oluşturulan haritanın gösterdiğine göre, çöp miktarı endüstriyel seviyelere ulaşmış durumdadır.

     İskoçya'nın, kayalık kıyısal alanlarında yapılan hava gözlemi, büyük çapta endüstriyel çöpün bu kıyılarda biriktiğini açığa çıkarmıştır.

     Plastik fıçılar, balık ağları, kereste, sandık ve endüstriyel ekipmanlardan oluşan çöp yığınları, kıyı ve kayalık koylarda birikmiş olup çoğunlukla ulaşması güç alanlarda bulunmaktadır.

     İskoçya'nın 10,000 mil uzunluğundaki kıyı alanında yapılan uçuşlarda, çevre ve deniz koruma kuruluşlarının İskoç kıyılarındaki çöplerin havadan fotoğraflanması veya SCRAPbook Projesi'nde yaptıkları çalışmalar ile çöplerin yerleri belirlenmektedir.

     Deniz Koruma Topluluğu, Gökyüzü İzleme Sivil Havacılık Devriyesi(Sky Watch Civil Air Patrol) ve Moray Firth ortaklığı işbirliğinde hazırlanan interaktif haritada, güney batıdaki Solway Haliç'inden Kuzeydeki Penthland Haliç'ine kadar kirliliğin olduğu sorunlu bölgelerin detayları belirtildi.

     Gökyüzü İzleme Sivil Havacılık Devriyesi Başkanı Sayın Archie LİGGAT'ın söylediğine göre; çoğu durumda çöpleri sadece havadan görmek mümkündür çünkü deniz seviyesinden görülemeyen ve karadan kolayca ulaşılamayan yerlerde, koylarda veya dipte birikme olmaktadır.

     Sn. LİGGAT; "Çöplerin miktarı beklentilerimizin çok üzerindedir. Başlangıçta bunların sadece dağınık çöpler olduğunu düşündük, ancak çok fazla miktardaydı. Özellikle İskoçya'nın Güneybatısında gördüklerimizden dolayı dehşete düştük. İskoçya'nın fiyort benzeri sahil şeridi olmak üzere Birleşik Krallık, Avrupa'nın kenarında büyük bir ağ gibi durmaktadır ve Atlantik'ten gelen döküntünün büyük bir kısmını yakalamaktadır. Sadece bulunan çöpün yoğunluğundan dolayı dehşete düşmedik, problem bundan çok daha büyüktür, çünkü deniz yosunlarının altında çok daha fazlası bulunmaktadır. Çöpler parçalanıyor ve kıyıya vuruyor, parçalanıyor ve kıyıya vuruyor ve bu durum tekrarlanıyor. Eninde sonunda parçalar çok küçülüyor ve çevreden ayrılıp sonsuza dek yok oluyorlar" şeklinde açıklamıştır.

     Çevreciler, deniz hayatındaki plastiklerin çok ufak boyutlarda tespit edilmesinden itibaren, balıkların ve memelilerin bağırsaklarını tıkayan ve Pasifik Okyanusu'nun üzerinde yüzen muazzam yığılmalar ile denizdeki plastik atıkların yaygınlığı konusunda günden güne artan bir panik halindedirler.

     WWF(World Wildlife Fund - Dünya Doğayı Koruma Vakfı) İskoçya'nın Müdür Vekili Dr. Sn. Sam GARDNER "Plastikler çevremiz için artan bir problem teşkil etmekte ve durdurulması gerekmektedir, bunlar okyanuslarımızı boğmakla kalmıyor, kıyılarımıza sürüklendikçe bu çevrelerde uzun süreli etki bırakıyor" dedi.

     SCRAPbook Projesi, çöp yığınlarının arttığı noktaların, temizlenme önceliğinde, kirlilik ciddiyetine göre derecelendirme yapıyor. Aynı zamanda bu proje ile gönüllü gurupların, kendi temizleme çalışmalarını da koordine edeceği ümit edilmektedir.

 

Kaynak:https://www.theguardian.com/uk-news/2018/aug/28/interactive-map-reveals-scotlands-coastal-litter-hotspots

 


Detaylı Bilgi

Foça’da Petrol Temizliği

05.09.2018

İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Sn. Selahattin VARAN, Foça'da denize sızan akaryakıtın  %70-80 oranında temizlendiğini söyledi.

 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin incelemede bulunduğu alanda 100 kişilik ekip, temizleme çalışması yapıyor.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Sn. Selahattin VARAN, akaryakıt sızıntısının kontrol altına alındığını belirtti. Toplam 100 kişilik ekiple temizleme çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Sn. VARAN; "%70-80 oranında temizlenme sağlandı." dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Aziz KOCAOĞLU da, bölgedeki incelemelerinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, akaryakıt sızıntısı haberini alır almaz bölgeye geldiklerini söyledi.

"Böyle olayların yaşanmaması hepimizin dileği" diyen Sn. KOCAOĞLU şunları kaydetti: "Yetkili kurumlar da müdahale etmişler, belediye başkanlarımız da burada. Herkes elinden gelen çabayı gösteriyor. Gönül ister ki çok daha kısa zamanda müdahale edilsin, bu hepimiz için böyle ama herşeyin hazırlanması, irdelenmesi uzmanlık alanı gerektiriyor. Uzman kuruluşların yapması gerekiyor. Ben bu konunun uzmanı değilim, bu konuda önemli olan gereken müdahalenin yapılması ve bir an evvel eski haline dönmesidir. Onu da uzman kuruluşlar gerçekleştiriyor. Biz de her türlü desteği vermeye hazırız."

Foça Belediye Başkanı Sn. Gökhan DEMİRAĞ da, akaryakıt sızıntısı nedeniyle büyük üzüntü yaşadıklarını dile getirerek, bu tür olayların özellikle turistik ilçelerde önemli sonuçlar doğurduğuna dikkati çekti.

Foça'nın Özel Koruma Bölgesi olduğuna, bölgedeki canlıların korunması için sıkı denetim yapılmasının önemine işaret eden Sn. DEMİRAĞ, "Umarım en kısa zamanda temizleme tamamlanır ve Foça eski günlerine döner" dedi.

Sn. DEMİRAĞ, herkesin çevre bilincine sahip çıkmasını isteyerek, bu sezon Gencerli Bölgesi'nde artık denize girmenin mümkün olamayabileceğini, numune sonuçlarını beklediklerini sözlerine ekledi.

 

Turizmcilerden Basın Açıklaması

Öte yandan İzmir'in Foça ilçesinde, denizde ham petrol sızıntısı nedeniyle yaşanan kirlilikte, tatilcilerin Eylül ayındaki rezervasyonlarına yönelik tereddütlerini gidermek için, turizmciler tarafından basın açıklaması yapıldı. Foça'nın, 40 kilometreye yaklaşan bir sahil şeridi olduğunu belirten turizmciler, kaldırılması için büyük çaba gösterilen kirliliğin 7 kilometrelik bir sahil şeridinde görüldüğünü, bu nedenle Foça keyfinden vazgeçilmemesini istedi. Foça ilçesinde, Gencelli ve Cumhuriyet Mahalleleri bölgesinde, geçen 30 Ağustos akşamı denizde kaynağı belirlenemeyen ham petrol sızıntısı meydana geldi. 7 kilometrelik sahil şeridi sızıntı nedeniyle petrolle kaplandı, siyaha büründü. Kirliliğin daha da yayılmaması, petrolün dağılmaması için bölgede bariyerlerle önlem alındı. Petrolü emen pedler deniz yüzeyine bırakıldı. Bölgedeki temizleme çalışmaları özel bir firma tarafından devam ederken Foçalı turizmciler ilçe merkezine 22 kilometre mesafedeki Yeni Foça sahillerinde görülen petrol sızıntısı nedeniyle vatandaşların Eylül ayı rezervasyonlarına olan tereddütleri gidermek için basın açıklaması yaptı.

 

'Rezervasyonunu İptal Eden Yok'

Foça Turizmciler, Yatırımcılar ve Esnaf Derneği (Foça TUDER) Başkanı Sn. Umut TUTAR, sahil ya da karadaki her santimetrekaresi çok değerli olan Foça'da ham petrol sızıntısı nedeniyle yaşanan kirlilikten duydukları üzüntüyü dile getirip, böyle bir olayın tekrar yaşanmaması için her türlü tedbirin alınmasını ve denetimlerin arttırılmasını beklediklerini kaydetti. Sn. Tutar, Eylül ayı ve sonrası için rezervasyon yaptıran yerli, yabancı tatilcilere de seslenerek şunları söyledi:

"Foça yaklaşık 40 kilometrelik sahil şeridine sahiptir. Kaymakamlık ve diğer yetkililerin açıklamalarından da görüleceği üzere kirlilik 7 kilometrelik bir sahili etkilemiştir. Bu kesimde de yoğunluk 1.5 kilometrelik bir bölümde olup, temizleme çalışmaları 3 gündür aralıksız ve yoğun şekilde sürdürülmektedir. Bu saha Aliağa ilçesine komşu bulunan Yenifoça'nın Gencelli ile Cumhuriyet Mahalleleri civarıdır. Çalışma yapılan bölge Foça ilçe merkezine 30 kilometreyi aşkın bir mesafededir. Denize girmenin sakıncalı olduğu bölümler anonslarla duyurulmakta, alınan numunelerle deniz suyu temizliği her yerde kontrol edilmektedir. Hemen hepsi mavi bayraklı plajlarımızda tatil, dalış merkezlerimizde dalış faaliyetleri devam etmektedir. Burada olup da rezervasyonunu iptal eden kimse yoktur. Ancak yazılı ve görsel basında çıkan haberlerden etkilenip eylül ve sonrası rezervasyonları konusunda tereddüde düşenler var. Denizimiz çok güzel, adalarımız, havamız çok güzel. turizm sezonumuz tüm hızıyla devam ediyor. Çalışma yapılan bölge dışında olumsuz bir durum yok."

 

Eylül Ayı Foça'nın En Güzel Zamanı

Eski Foça'da, ilçe merkezinde, denize sıfır iki otelin işletmecisi olan Sn. İmre HÖLÜMEN de ham petrol sızıntısının neden olduğu kirliliğin doğaya verdiği zarar için üzüntü ve kaygı duyduklarını ancak etkilenen bölge dışında turizm faaliyetlerinin sürdüğünü söyledi. Sn. HÖLÜMEN, "Olayın meydana geldiği günden beri buradaki misafirlerimiz havadan, denizden, Foça'nın güzelliklerinden yararlanmaya devam ediyorlar. Ayrılan yok, Eylül ayı Foça'nın en güzel zamanı, konuklarımızda bunu dolu dolu yaşıyorlar. Her şey çok keyifli, inşallah bir daha bu tür bir şey yaşanmaz, doğaya, denize, balıklarımıza zarar gelmez" dedi. Foça ilçe merkezi ile Yeni Foça arasındaki Sazlıca Plajları mevkiinde faaliyetlerini sürdüren Foça Dalış Merkezi (FDM) yetkilisi Sn. Aydın AYKUT da; "her gün 3 defa dalış yaptıklarını, bulundukları bölge itibariyle denizde en ufak bir kirlilik görmediklerini," söyledi.

 

Kaynak: https://www.virahaber.com/focada-petrol-temizligi-49776h.htm

  


Detaylı Bilgi

MARPOL EK IV: Denizlerdeki Atıksu Kaynaklı Kirlilik Nasıl Önlenir?

29.08.2018

Gemide atık yönetiminin, gemi ekibi için teknik olarak tam zamanlı bir iş olduğu söylenmektedir. Bazı gemilerde üretilen atıklar günlük binlerce tona ulaşabilir. Bu atıklar yağ atığı, hava kirliliği, kargo kalıntıları gibi operasyonel faaliyetlerden üretilen atıklar ve çöp ile atıksu gibi insan kaynaklı atıklar olarak ikiye ayrılabilir.

   Gemi tarafından üretilen atıksu, mürettebatın sayısına ve geminin cinsine bağlı olarak değişebilir. Bir kişiden günde ortalama 0.01 ve 0.06 m3 arasında atıksu üretildiği varsayıldığında büyük turistik yolcu gemileri günlük 170,000 gallon atıksu üretebilir.

 

Atıksu Tanımı:

   Gemide üretilen kanalizasyon atıkları, siyah su ve gri su olmak üzere iki kategoriye ayrılabilmektedir. Birlikte atıksu olarak tanımlanmaktadırlar.

 

Gemide üretilen Siyah su aşağıdaki atıkları içermektedir:

-Drenaj kaynaklı atıklar ve tuvalet ile pis sulardan kaynaklı diğer atıklar,

-Tıbbi dispanser veya gemi revirinde bulunan küvet, lavabo ve frengi deliklerinde su tahliyesinden oluşan atıklar,

-Kargo ambarında bulunan canlı hayvanlardan veya bunun gibi alanlarda drenajla karışan atıksulardan oluşabilir.

 

Gemilerde üretilen gri su aşağıdakileri içermektedir:

-Gemi mutfağında bulaşık suyu ve lavabolardan gelen atıksular,

-Kabin duşları, banyolar ve lavabolardan gelen atıksular,

-Çamaşırhane suları,

-İç güverte şebekelerinden gelen atıksular,

-Buzdolabı ve klimaların yoğuşma sularından oluşabilir.

 

   Arıtılmamış atıksuda nitrat, fosfat ve organik madde konsantrasyonları bulunmaktadır. Bu maddeler, içinde bulunan bakteri yoğunluğunun fazla olmasından dolayı göller nehirler ve denizlerde bulunan oksijeni hızlı bir şekilde tüketerek doğal yaşamın deniz çevresinde kalmasını zorlaştırarak kirliliğe sebep olmaktadır.

 

Atıksu İçin Kural- MARPOL EK IV

 

Gemiden deşarj edilen atıksular MARPOL EK IV altında kurallarla düzenlenmiştir.

 

Kuralın belirttiğine göre:

-Uluslararası sularda seyahat eden ve içinde minimum 15 kişinin bulunduğu 400 GT ve üstü gemilerde uygun kapasitede atıksu tankı veya onaylanmış atıksu arıtma tesisi(STP) yada her iki seçenekte bulunmak zorundadır.

-Eğer gemide ham atıksuyu arıtabilecek ve biyokütlesi parçalanmış ve dezenfekte edilmiş atıksuyu deşarj edebilecek onaylanmış atıksu arıtma tesisi var ise deşarja izin verilir. Bu düzenlemeyle en yakın karadan 3 deniz milinden fazla uzaklıklarda ve geminin 4 knot ve üzeri hızlarda olduğu yerlerde deşarja müsaade edilmektedir.

-Kabotaj seferi dışına çıkan kargo gemileri (dolaştıkları alana bağlı olarak) arıtılmamış atıksularını en yakın karaya 12 deniz milinden daha uzakta olmaları ve hızlarının 4 knot ve üzeri olması koşuluyla deşarj edebilirler.

-Gemi, yönetim tarafından önerilen oranda atıksuyun deşarjını yapmalıdır.

-Gemiden yapılan deşarj, aşağıda belirtildiği üzere süpürme hacminin 1/200,000 oranı ile sınırlıdır.

 

DRmax = 0.00926 V D B

DRmax: İzin verilebilir maksimum deşarj oranı (m3/saat),

D: Draft (m) Geminin su altında kalan kısmı

B: Geminin Eni (m)

 

Özel Alanlar

   Ocak 2013 ayında zorunlu hale gelen MARPOL EK IV'deki son değişikliğe göre Baltık Denizi atıksu deşarjı kuralı için ilk özel alan olarak kabul edilmiştir. Bu kural, denizlerde ve kıyılarda atıksu kaynaklı kirliliğin ana sebeplerinden olan yolcu gemilerini hedeflemektedir.

   Bu kural Baltık Denizi bölgesine arıtılmamış atıksuyun deşarj edilmesini yasaklamıştır. Gemide üretilen arıtılmamış ham atıksu, deşarj öncesi STP ile arıtılabilir veya toplanmış atıksu kıyı tesislerine aktarılabilir.

   Kurulmuş atıksu arıtma tesisine sahip ve arıtılmış atıksuyunu özel bölgelere deşarj etme niyetinde olan yolcu gemileri, yönetim tarafından yapılan sertifika uygunluk testi esnasında, ayrıca nitrojen ve fosfor ayrıştırma standartlarına tâbi olacaklardır.

 

MARPOL Ek IV 11.3 kuralında bulunan özel alanlardaki deşarj gereksinimleri, Baltık Denizi Özel Alanı'nda aşağıda belirtilen gemiler için yürürlüğe girecektir:

 

1)İnşaa sözleşmesi 1 Haziran 2019'da veya sonrasında yapılan yada 1 Haziran 2021'den itibaren teslim edilen yeni yolcu gemileri.

2)Bu noktada belirtilenler dışında, 1 Haziran 2021'den itibaren mevcut olan tüm yolcu gemileri

3)Mevcut yolcu gemileri için 2 yıl ilave süre verilecek diğer bir deyişle 1 Haziran 2023'ten itibaren, özel alanların dışındaki limanlara giden veya bu limanlardan gelen gemiler ile 28˚10′ D boylamının doğusunda bulunan limana giden veya oradan gelen ve özel alanın içerisinde başka hiçbir limana uğramayan gemiler (St. Petersburg bölgesi ile Kuzey Denizi arasındaki bulunan doğrudan kanallar)

 

Atıksu Kuralındaki Eksiklikler

-MARPOL EK IV'te belirtilenden daha az kişi taşıyan, iç sularda dolaşan feribotlar ve gemilerden bahsedilmemektedir. Ancak yasal yönetmeliklerin dışında kalan ve atıksu deşarjı yapan daha küçük bazı tekneler de bulunmaktadır.

-Yatlar ve küçük botlar gibi turizm ve eğlence amaçlı tekneler MARPOL kuralının içeriğinde yer almamaktadır. Aslında, özellikle fazlaca turist bulunan ülkelerde bu tekneler deniz kirliliğini yüksek oranlarda arttırmaktadırlar.

 

Gemilerde bulunan atıksuları arıtmak için yapılan düzenlemeler

   Açık denizlere giden ve özellikle özel alanlarda veya kıyı alanlarının yakınında bulunan bütün gemilerde, atıksuyu tutmak veya arıtmak için(deşarj etmeden önce) özel düzenlemeler yapılmıştır. Aşağıda atıksuyu tutmak veya arıtmak üzere gemide yapılan düzenlemeler anlatılmaktadır:

 

1.Tutma Tankı: Tutma tankı genellikle arıtma ekipmanının olup olmadığına bakılmaksızın gemide bulundurulur. Atıksu tutma tankının kapasitesi; geminin operasyonu, yolculuğu ve gemideki mürettebat sayısına bağlıdır. Tutma tankı, içinde bulunan miktarı görsel olarak belirtme özelliğine sahip olmalıdır.

 

2. Parçalama ve Dezenfeksiyon Ekipmanı: Gemiler kanalizasyon atıklarını küçük parçalara ayıran öğütücü filtre ekipmanlarına sahip olabilirler. Filtre, katı ve sıvıları parçalanmış kanalizasyon atığından ayırır. Kimyasal arıtma parçalanmış slacı dezenfekte etmek için uygulanır daha sonra küçük bir tankta muhafaza edilir. Kanalizasyon atığından ayrılan sıvılar, kimyasallar ile dezenfekte edilir ve sonra ince filtreler ile filtrelenir. Bakteriden ve katılardan ayrılmış sıvılar tuvalet sifonlarında tekrar kullanılabilir. Katı slaç ise kıyı alım tesisine verilir.

 

3. STP: Gemi ayrıca onaylanmış atıksu arıtma tesisi ile donatılabilir(en sık kullanılan tipi biyolojik veya aerobik parçalamaya dayalı sistemlerdir). STP kullanımında en büyük avantaj, çıkış suyu ve arıtılmış atıksuyun açık denizde herhangi bir yere deşarj edilebilmesidir.

 

Atıksu Sistemi ile ilgili En Sık Karşılaşılan Sorunlar

   Gemi, MARPOL Ek IV değerlerine uygunluk için atıksu tutma tankı veya atıksu arıtma tesisi ile donatılmış olabilir. Aşağıda atıksu sistemini kullanırken mürettebatın karşılaştığı en sık problemlerden bahsedilmektedir:

-Tuvalete atılan katıların taşınımı, insan saçı ve diğer partiküller/öğeler sebebiyle sistem çıkış ekipmanında oluşan aksamalar.

-Bu birikintiler özellikle bentlerde olmak üzere boruların iç yüzeyinde hasara sebep olabilir ayrıca hattı tıkayabilir.

-Kaynağında uygunsuz kullanma sebebiyle ekran filtresinin sürekli tıkanması, diğer bir deyişle kabin tuvaletlerine doğada biyolojik olarak bozunmayan ve katıların taşınımını sağlayan kağıt, paçavra, plastikler ve tenekelerin vs. atılmasıdır.

-Vakumlu tesislerde, boru veya valf sızıntıları sebebiyle vakum işlevinin kaybı çok sık meydana gelmektedir.

-Vakum sistemli STP'ler basıncı azaltmak amacıyla boşaltma pompası ile birlikte temin edilmektedir. Ancak boşaltma pompasının başlığı tıkandığında etkisiz hale gelebilir ayrıca işlemi engelleyebilir.

-Ham atıksuyu tutma tankına veya STP'ye taşıyan atıksu boruları korozyona ve hasara maruz kalabilir. Bu durum tıkanmalara sebep olup bütün atıksu sistemi operasyonunu etkileyebilir.

-Biyolojik arıtma tesisi veya aerobik parçalama sistemi, bakterilerin ham atıksuyu ayrıştırmasıyla işlemektedir. Gerekli bakım yapılmadığında örneğin; basınçlı hava üfleyicileri yeterli havayı veya kimyasalı sağlayamazsa veya tuvaletlerde uygun olmayan temizleme maddesi kullanılırsa bakterilerin ölümüne yol açabilir.

-Deşarj pompası seviye sensörleriyle donatılmıştır, uygun seviyelerde otomatik olarak deşarjı başlatır veya durdurur. Mekanik seviye kontrol cihazı, katıların ve birikintilerin seviye okuyucu şamandıra üzerinde toplanması sebebiyle şamandıranın doğru seviyede bulunamamasından dolayı pompanın açılmasını veya kapanmasını engellemektedir.

-Eğer tankda uygun bir bakım yapılmazsa sistemde koku yayılımı baş gösterebilir (bozuk yumurta kokusuna benzer şekilde), bu durum tankın anaerobik duruma geçtiğinin göstergesidir.

-Arıtılmış atıksuyu arıtma tesisinden deşarj etmeden önce genellikle klorlama tankına bağlı dozaj pompası veya manuel olarak klorlama tabletleriyle klorlama haznesinde dezenfekte edilmektedir. Bazen bu durum gözden kaçabilir ve atıksuda klor içeriği azalabilir. Deşarj esnasındaki genel klor oranı 5 ppm'dir.

 

Liman Devleti Kontrolünde(PSC) atıksu sisteminde hangi unsurlar denetlenmektedir?

   Gemi limana yanaştığında, liman devletini temsilen bir denetçi gemiyi eksiklikler konusunda denetleyebilir. PSC yetkilileri tarafından en çok denetlenen alanlar, atıksu sistemini de içermekte olan geminin kirlilik önleme sistemleridir. PSC sörveyörü aşağıda belirtilenleri denetleyebilir:

1)STP, mürettebat tarafından doğru bir şekilde işletiliyor mu?

2)Mürettebatın tümü uluslarası ve yerel yönetmelikleri biliyor mu?

3)Atıksu deşarj valfi, gemi limanda iken kapalı ve mühürlü mü?

4)STP'nin iç haznesi temiz mi? (Metal hasarı var mı?)

5)Gemideki güvenlik yönetim sistemi, arıtma tesisinin düzenli kontrollerini ve bakımlarını içeriyor mu?

6)Arıtılmış atıksuda klor içeriğine bakılabilir.

7)Deşarj valfinin açılma ve kapanma kayıtlarına bakılabilir.

8)Uluslararası Atıksu Kirliliği Önleme Sertifikası'nın geçerlilik süresine bakılabilir.

 

Atıksu arıtma tesisi olmayan gemiler, MARPOL'ün minimum şartı doğrultusunda en azından tutma tankına sahip olacaktır. Belli bir süre sonunda tank kıyıya verilecek katı slaçla dolu olacaktır. Bu işlem uluslararası deşarj bağlantısı(atıksu için, sintine ve slaç) kullanılarak gemiden kıyıdaki atık alım tesisine verilir. Tutma tankından gelen boru hattı, izole edici valf ile tedarik edilmiştir.

 

-Standart deşarj bağlantısının boyutları aşağıdaki gibi olmalıdır:

-Dış Çap (OD)-215 mm

-İç çember çapı-183 mm

-Kalınlık-20mm

-Altı adet 20Ø çapında uygun uzunlukta cıvata için 6 adet 22Ø çapında delik

 

 

Kaynak:https://www.marineinsight.com/maritime-law/marpol-annex-4-explained-how-to-prevent-pollution-from-sewage-at-sea/

 


Detaylı Bilgi

Okyanus Yüzeyindeki Sıcaklıkta Son 100 Yılın Rekoru

27.08.2018

 

Bilim insanları, bu yaz okyanus yüzeyindeki sıcaklık dalgasının son 100 yılın kayıtlarına göre en üst seviyeye çıkarak rekor kırdığını açıkladı.

ABD'nin San Diego sahilinde inceleme yapan bilim insanları, 1916 yılından bu yana günlük ölçümleri yapılan deniz suyu sıcaklığında, Ağustos 2018 ayının başında 26.5 santigrat ile en yüksek seviyeyi tespit ettiklerini duyurdu.

Uydu verilerinin yanında gemi ve şamandıralarla deniz yüzeyinde yapılan ölçümler sonucu, 1982-2016 yılları arasında deniz sıcaklık dalgalarının iki kat arttığı ortaya kondu. Dünya'nın ısınmasıyla bunun daha genel ve şiddetli hale geleceği ve uzun vadede aşırı ısınmanın, okyanuslardaki hayata zarar vereceği kaydedildi.

Birçok deniz canlısının, karadakilere kıyasla çok dar bir sıcaklık aralığında hayatta kalabilecek şekilde yaşadığı, artan küresel ısınmanın sonucunun çok yıkıcı olabileceği vurgulandı.

İskoçya Deniz Enstitüsü Çevre Bilimcisi Sayın Michael Burrows, ıstakoz gibi bazı hayvanların ısınmaya uyum sağlayabileceğini ancak mercan kayalığı ve yosun örtüsünün ve bunlara bağımlı yaşayan deniz canlılarının "gerçek bir tehlike altında" olacağını belirtti.

Queensland Üniversitesi deniz biyoloğu Sayın Hoegh Gudlberg, her 4 balıktan birinin mercan kayalıkları içinde veya etrafında yaşadığını ifade ederek "Okyanustaki canlı çeşitliliğinin büyük bir kısmı okyanus tabanının oldukça küçük bir miktarına bağlıdır." dedi.

Scripps Okyanus Bilimi Enstitüsünden Sayın Art Miller, "Karada sıcaklık dalgaları olduğu gibi, okyanusta da var. Defalarca sıcaklık rekoru kırdık. Bu şaşırtıcı değil ama şoke edici." dedi.

Miller, okyanus yüzeyindeki ısınmadan dolayı sirkülasyondaki değişimlerin mikroskobik bitki çoğalmasını olumsuz etkileyeceğine, dolayısıyla deniz ürünleri ağının temelini oluşturan küçük organizmaları azaltacağına dikkati çekti.

 

Kaynak: https://www.virahaber.com/okyanus-yuzeyindeki-sicaklikta-son-100-yilin-rekoru-49656h.htm


Detaylı Bilgi
12345678910...
İMEAK Deniz Ticaret Odası