Paris MoU 2017 Yıllık Değerlendirme Raporu yayımlandı

13.07.2018

                        Paris Memorandumu (MoU) kapsamında hazırlanan 2017 Yıllık Değerlendirme Raporunda, denetimler sonucu tespit edilen sıklıkla görülen kusur ve eksiklikler arasında ilk beşte ,   % 4.35 oran ve 1,774 kusurla  ISM  ilk sırada yer alırken, sırasıyla %2.51'lik oran ve  1024 kusurla "yangına dayanıklı bölgelerdeki kaporta giriş ve çıkışları" ikinci sırayı, % 2.28 oran ve 929 kusurla " notik neşriyat (yayın)" üçüncü sırayı,   %1,96 oran ve  797 kusurla " deniz haritaları" dördüncü sırayı ve %1.46 oranla 594 kusur ile "sefer ve seyir planlama" beşinci sırayı aldığı,  2016 yılındaki kusur ve eksiklik oranları sıralamasının ilk dördü 2017 yılı ile aynı iken  2016 yılında beşinci sıradaki "yağ kayıt defteri" konulu kusur oranı, yerini " sefer ve seyir planlamaları" na bıraktı.

    Raporda Türkiye açısından bakıldığında ise ; Bayrağımız halen "Beyaz Liste"de (40 ülkeden 39. sırada),düşük riskli ülke bayrağı kriterlerini karşılayan ülkeler arasında yer aldı. 2017 yılında Türk bayraklı gemilere Paris MoU kapsamında gerçekleştirilen 327 denetimin 209'unda bir kusur ve eksiklik kaydedildi. Bu denetimlerde Türk Bayraklı 14 geminin tutuldu ve denetlenen gemi ile tutulan gemi sayısı oranının % 4.3 olması sebebiyle % 3.8 olan genel tutulma ortalaması üzerindeki ülkeler arasında kalındı. Klas Kuruluşları Performans Tablosunda ise Türk Loydu' nun yüksek performans gösteren tanınan  kuruluşlar (Recognized Organizations) arasında  yer aldı.

 

Paris Memorandumu tarafından yayımlanan 2017 Yılı Değerlendirme Raporunun özet Türkçe çevirisine

 http://www.denizticaretodasi.org.tr/sayfalar/sirkulerdetay.aspx?duyuru=10699

 linkinden ulaşılabilmektedir.

 

Kaynak: ICS


Detaylı Bilgi

Soluduğumuz Havanın Kalitesi Artık Cepte

12.07.2018

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından geliştirilen mobil uygulama ile halkın, yaşadıkları bölgenin ve soludukları havanın kalite değerlerini, akıllı cep telefonlarına indirecekleri uygulama ile anlık olarak öğrenebileceği,

"Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı"nda yer alan 300 adet hava kalitesi ölçüm istasyonundan elde edilen ölçüm sonuçlarını www.havaizleme.gov.tr web adresinden kamuoyu bilgisine sunan Bakanlığın; vatandaşların havanın kalitesine daha kolay erişebilmesi amacıyla mobil uygulama geliştirdiği,

Uygulamada Aktivite Önerileri de Yer Alacak;

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Sn. Mustafa ÖZTÜRK'ün, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, "mobil uygulamanın android telefonlardan indirilebildiğini,         IOS uygulaması çalışmalarının da tamamlandığı ve birkaç gün içerisinde aktif olacağını" söylediğUygulama ile Türkiye genelinde hava kalitesi verilerinin akıllı telefonlarda anlık görüntülenebileceğine işaret eden Sn. ÖZTÜRK'ün: "Mobil uygulama ile konumunuza en yakın ölçüm istasyonunun ölçüm değerlerinin öğrenilmesi, güncel hava kalitesine göre aktivite önerilerinin görüntülenmesi ve ölçüm istasyonu ile ilgili hem fotoğraf hem de konum bazlı bildirim gönderilebilmesi sağlandı" dediği, Vatandaşların bulunduğu bölgenin hava kalitesi değeri ile ilgili merak ettiği soruları da uygulama üzerinden bakanlığa anında iletebileceklerini vurgulayan Sn. ÖZTÜRK'ün "Vatandaşımız temiz hava soluma ve soluduğu havanın kalitesini bilme hakkına sahip" şeklinde konuştuğu, Ayrıca Sn. ÖZTÜRK'ün, hava kalitesi değerlerinin Avrupa Birliği normlarına göre değerlendirildiğini belirterek hava kalitesi izleme istasyon sayısının 2018 yılı sonuna kadar 330'a ulaşacağı bilgisini verdiği, belirtildi.

 

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/soludugumuz-havanin-kalitesi-artik-cepte-/1198486



Detaylı Bilgi

Gemiadamlarının eğitim ve belgelendirilme kurallarının basitleştirilmesi ve güncellenmesine yönelik yeni tasarı

12.07.2018

Avrupa Komisyonu, Üye Devletler tarafından verilen gemiadamı sertifikalarının karşılıklı olarak tanınması da dâhil olmak üzere, gemiadamlarının eğitim ve sertifikasyonu hakkındaki AB düzenleyici çerçevesinin basitleştirilmesi ve güncellenmesi için 24 Mayıs 2018 tarihinde bir yasa tasarısı kabul etti.

Avrupa Komisyonu'nun Ulaştırmadan sorumlu Bakanı Violeta BULC: "Avrupalı gemilerde çalışan gemiadamlarına yüksek düzeyde bir eğitim ve öğretim sağlamak deniz emniyeti için çok önemlidir. Tasarımız, gemiadamlarının eğitim gereklilikleri konusunda yüksek standartları sürdürecek ve eşit koşulları temin edecektir" dedi.

Tasarının temel amacı, kuralları Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından kabul edilen Gemiadamlarının Eğitim, Belgelendirme ve Vardiya Standartları hakkındaki Uluslararası Sözleşmesi (STCW) ile uyumlaştırarak AB filosunda çalışan gemiadamlarının bilgi ve beceri seviyelerini korumaktır.

Tasarı ayrıca, üçüncü ülkeler tarafından düzenlenen gemiadamı sertifikalarının AB tarafından tanınmasına yönelik mevcut idari çerçevenin etkinliğini artırmayı da amaçlamaktadır. Tasarının, Üye Devletler tarafından düzenlenen gemiadamı sertifikalarının karşılıklı olarak tanınmasına yönelik taslak kapsamının hukuki açıdan netliğini artırması da beklenmektedir.

Bahse konu Tasarı, Avrupa Komisyonu'nun gemiadamlarının minimum eğitim seviyeleri hakkındaki 2008/106/EC numaralı Direktifini değiştiriyor ve AB Üye Devletleri arasında gemiadamı sertifikalarının karşılıklı tanınmasına ilişkin 2005/45/EC numaralı Direktifi yürürlükten kaldırıyor. (Kaynak: Avrupa Komisyonu. Türkçe çevirisi IMEAK Deniz Ticaret Odası tarafından yapılmıştır.)



Detaylı Bilgi

Konteyner taşımacılığında yeni rekor!

12.07.2018

Türk limanları yılın ilk yarısında konteyner taşımacılığında yeni rekor kırdı. Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü'nün açıkladığı verilere göre 2018 yılı Ocak-Haziran döneminde Türk konteyner limanlarında elleçlenen yük miktarı 5 milyon 446 bin TEU'ya ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde elleçlenen yük 4 milyon 746 bin TEU idi. Limanlarda ilk 6 ayda elleçlenen konteyner miktarı böylece yüzde 15 civarında arttı.

 

Kaynak: 12/07/2018 Dünya Gazetesi


Detaylı Bilgi

Hava ve İklim Riskleri 2017’de 36 Milyar Dolar Kayba Neden Oldu

09.07.2018

Dünyanın her yerinde giderek artan ani hava değişimleri ülke ekonomilerinde milyarlarca dolarlık kayıplara neden olurken, sektörleri de olumsuz etkiliyor. İklim değişiklikleri şirketler için ciddi bir risk teşkil ederken, şirketlerin yüzde 90'a yakınının kârlılığı bu durumdan derinden etkileniyor. Risk, emeklilik ve sağlık alanında profesyonel hizmetler sunan Aon adlı firmanın, Weather Risk Management Association'dan aldığı veriye göre, şirketlerin yüzde 88'inin kârlılık oranları hava ve iklim değişikliklerinden doğrudan etkileniyor. Araştırmaya göre olumsuz ve değişken hava koşullarından kaynaklanan riskler, en çok mevsim ve hava durumu değişikliklerine karşı hassasiyeti yüksek olan tarım, perakende, inşaat ve yenilenebilir enerji gibi sektörleri tehdit ediyor.

 

Şirketler "Hava"yı Dikkate Almalı

 

     Aon 2017 Hava, İklim ve Doğal Afet Durum Raporu'na göre yalnızca şiddetli ve ani değişen hava şartları 2017 yılında küresel ölçekte yaklaşık 36 milyar dolarlık ekonomik kayba neden oldu. Türkiye'nin de içinde bulunduğu EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) ülkelerindeki kaybın tutarı ise 3,3 milyar dolar olarak kaydedildi. Ayrıca raporda, 2017'de Avrupa'da 2,5 milyar dolarlık kaybın sigortalandığı fırtına ve şiddetli rüzgâr vakaları arasında üçüncü sırada Temmuz ayında özellikle İstanbul'da etkili olan şiddetli fırtına dalgası yer alıyor. Hava koşullarından en çok etkilenen sektörlerin başında inşaat ve tarım geliyor. Hatta perakende sektöründe faaliyet gösteren bir meşrubat ya da dondurma firması bile yazın hâkim olan aşırı yağışlardan etkilenebiliyor ve satışlarında kayıplar yaşayabiliyor. Bu sebeple hava şartları için şirketler profesyonel çözümlere ihtiyaç duyuyor. Bu çözümlerin kalbinde bilimsel veri ve bu verilerin yorumlanması için analitik uzmanlık yer almalı. Veriler ve analizler ışığında muhtemel kayıplar hesaplanmalı. Bu şekilde, şirketin finansal yapısına göre özelleştirilmiş parametrik çözümler ile etkin bir koruma sağlanabileceği belirtiliyor.

 

Kaynak: 09.07.2018 Tarihli Sürdürülebilir Dünya Gazetesi



Detaylı Bilgi

Deniz Kirliliğine Çare Döngüsel Ekonomi

05.07.2018

PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, "Denizlerdeki atıkların yüzde 80'i karasal kaynaklı. Yani ülkelerin, atık yönetimi ve çöp toplama altyapısına yatırım yapmamasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla sorunun çözümü doğru kurulan ve yönetilen bir atık altyapısı oluşturmak. Çözüm, atıkların denizlere ulaşmasının önüne geçmek ve geri dönüştürmek" diyor.

 Avrupa Birliği Komisyonu geçtiğimiz günlerde denizlerdeki plastik kirliliğini önleyeceği gerekçesiyle tek kullanımlık plastik kulak pamuğu, çatal, kaşık, tabak, pipet ve balon tutacaklarının yasaklanmasını öngören bir yönetmelik tasarısı hazırlayarak Avrupa Birliği Parlamentosu'na sundu. Yasa tasarısı kabul edilirse iki yıllık bir geçiş sürecinin ardından bu ürünlere yasak getirilecek.

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu ise denizlerdeki plastik kirliliğini önlemenin çaresinin etkin bir Atık Yönetim Sistemi kurulması ve geri dönüşümden geçtiğini söylüyor.

Tasarı kapsamında yasaklanması istenilen ürünlerin seçimi ve tanımlanmasında ciddi sıkıntılar olduğunu belirten Eroğlu, "Bu tasarı iyi tanımlanmamış bir ürün kategorisine sembolik bir saldırı olmanın yanında tek kullanımlık ürünlere dair yanıltıcı ve sektör sınıflandırmasına uymayan tanımlar içeriyor. Tek kullanımlıktan kast edilen nedir? Bir kere bunu çok iyi anlamak gerekir. Bir sefer kullanılan bir tabak biraz kalın olduğunda birkaç kez kullanılabiliyor. Bunun ölçüsü nedir ve bunu kim tayin edip, kim denetleyecektir sorularını sormak lazım" diyor.

Denizlerdeki atıkların yüzde 80'i karasal kaynaklı

Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, "Avrupa sahillerinde rastlanan deniz çöpünün yaklaşık yüzde 70'ini kapsayan bir direktif oluşturduk" açıklamasında bulunmuştu.

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ise şu yorumda bulunuyor: "Asıl sebebin denizlerdeki atıkların yüzde 80'i karasal kaynaklı, yani ülkelerin atık yönetimi ve çöp toplama altyapısına yatırım yapmamasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla sorunun çözümü doğru kurulan ve yönetilen bir atık altyapısı oluşturmak, atıkların denizlere ulaşmasının önüne geçmek ve geri dönüştürmek. Plastik ürünlerin neden kullanıldığını iyi anlamak gerektiğine inanıyoruz. Burada esas sorun bu ürünlerin düzgün bir şekilde geri dönüştürülmesi. Bunun için ihtiyaç olan tek şey ise belediyelerin ve kamu otoritesinin düzgün çalışan bir atık yönetim sistemi oluşturması. Bu son derece basit bir işlem. Kullandığımız ürünleri ayrıştırıp atabileceğimiz geri dönüşüm kutularının olması ve bunların da geri dönüşümcülere iletilmesi gerekiyor. Ancak yapılması gereken bu yatırımı yapmak yerine tümden yasakçı bir yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Denizlerdeki plastik atık sorunu yüzeysel ve popülist yaklaşımlarla çözülemez."

Kısıtlama geri dönüştürülemeyen malzemeler için yapılmalı

Sürdürülebilir bir dünya için "Döngüsel Ekonomi" modelinin benimsendiğini belirten PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, "Dünya genelinde kabul gören Döngüsel Ekonomi modeli geri dönüştürülmesi mümkün olan tüm atıkların dönüştürülmesi esasına dayanıyor. Bu modele rağmen Avrupa Birliği Komisyonu'nun çıkartmaya çalıştığı yönetmelik mantığa aykırı. Yönetmelik kapsamında yasaklanması planlanan plastik çatal, bıçak, kaşık, gıda kapları, pipetler, bardaklar çok kolay geri dönüştürülen malzemeler. Dolayısıyla bir kısıtlama söz konusu olacaksa geri dönüştürülemeyen malzemeler için yapılmalı. Bilimsel yaklaşımla ürünlerin yaşam döngü analizlerine göre (LCA) nasıl yönetileceğine, hangi ürünlerin kısıtlanacağına karar verilmesi gerekiyor" diyor.

 

Kaynak: Sürdürülebilir Dünya Gazetesi 05.07.2018



Detaylı Bilgi

Antarktika'da 25 Yılda 3 Trilyon Ton Buzul Eridi

29.06.2018

Nature Dergisi'nde yayımlanan yeni uluslararası araştırma sonuçlarına göre; Antarktika'nın 1992-2011 yılları arasında, yılda yaklaşık 84 milyar ton buzul kaybettiği, eriyen buzul miktarının, 2012-2017 arasında yılda 241 milyar tonu aştığı, toplamda, 25 yılda 3 trilyon ton buzulun kaybedildiği,

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi(NASA) ve Avrupa Uzay Ajansı(ESA) ile çalışan      88 bilim adamının yaptığı araştırmada, çeyrek yüzyılda kıtanın eriyen buz tabakasının, Teksas kadar bir alanı 4 metre derinlikte suyla kaplayacak miktarda olduğunun hesaplandığı, 

Bilim adamlarının, eriyen buzulların, dünya okyanuslarında 7,6 milimetre yükselmesine neden olduğuna dikkati çektiği

Araştırma ekibinde yer alan California Irvine Üniversitesi'nden Isabella Velicogna, "Endişelenmemiz gerektiği kanısındayım. Bu, çaresiz olduğumuz anlamına gelmiyor ancak işler beklediğimizden hızla ilerliyor." değerlendirmesinde bulunduğu, Washington Üniversitesi'nden Ian Joughin de, en fazla erimenin meydana geldiği Batı Antarktika'nın "yıkık durumda" olduğuna dikkati çektiği, Leeds Üniversitesi'nden Andrew Shepherd da, tek başına Antarktika'nın yüzyılın sonuna kadar deniz seviyesinin yükselmesine, 16 santimetrelik katkıda bulunabileceğini vurguladığı,

Tek ölçümlü araştırmalardan farklı olan bu çalışmada, buzul kaybına 10 ile 15 uydu kullanılarak 24 değişik yöntem, hava ve yer ölçümlerinin yanı sıra bilgisayar simülasyonları kullanıldığına da işaret edildiği, belirtildi.

           

Kaynak: https://www.nature.com/articles/s41586-018-0179-y

 



Detaylı Bilgi

Caretta Yuvaları Mercek Altında

29.06.2018


Çevresel faktörler nedeniyle nesilleri yok olma tehlikesi altında bulunan caretta carettalar için tek cinsiyetli üreme ihtimalini arttırdığı saptanan küresel ısınma tehdidinin ortadan kalkmasına yönelik bilimsel çalışma başlatıldı.

Muğla'nın Ortaca ilçesindeki Deniz Kaplumbağaları Araştırma Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi'nde(DEKAMER) nesli tükenme tehlikesi altında olan careta carettaların güvenli şekilde yumurtlamaları ve yaralı olanların tedavisi için çalışma yürütülüyor. Careta carettaların önemli üreme merkezleri arasında yer alan İztuzu plajındaki yuvalarının sıcaklık değerleri ve sıcaklığın yavruların cinsiyeti üzerindeki etkileri araştırılıyor. Görevlilerin plajda tespit ettiği caretta caretta yuvalarına sıcaklık veri kaydedicileri yerleştiriliyor. Yuvalardan elde edilen veriler analiz edilerek sıcaklığın cinsiyet üzerindeki etkileri belirleniyor ve nesli tehlike altında olan carettaların yok olmaması için önlem planı hazırlanıyor. Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi olan DEKAMER Müdürü Prof. Dr. Sn. Yakup KASKA, deniz kaplumbağalarının korunmasının son yıllarda çok önemli bir konu olduğunu söyledi. Koruma çalışmalarının yanında dikkat edilmesi gereken çok önemli konular bulunduğunu belirten KASKA, "Bir türü korurken, o türü meydana getiren erkek ve dişi bireylerin devamlılığını sağlayamazsak, o türü koruyamayız. Geçmişte dinozorlar tek bir cinsiyetin oluşmasıyla üreyememişlerdir. Bu olay nasıl dinozorların Dünya'dan yok olmalarına sebep olduysa acaba deniz kaplumbağaları da aynı yola doğru gidiyor mu? İşte bu sorunun cevabı için deniz kaplumbağalarının yuvalarındaki sıcaklıkları kaydediyoruz" diye konuştu. KASKA,  yuvalardaki 26 derece sıcaklıkta yavruların tamamının erkek, 32 derece ve üzerinde ise dişi olduklarını bildirdi. Şu ana kadar kontrol edilen yuvalarda ortalama 29-30 hatta 31-32 derece gibi sıcaklıklar belirlendiğini ifade eden KASKA, şunları kaydetti: "Yuva sıcaklıklarının yüksek olması yavruların yüzde 80-90'ının dişi ağırlıklı çıkmasına neden oluyor,  belki 50 yıl sonra ne yapacağımızı planlayabilmek için şimdiden ileriye dönük çalışmalar yapmak zorundayız. Yuvalardaki döllenme oranlarını, yani yeterince erkek var mı yok mu? Sıcaklık nasıl gidiyor? Bunların araştırılması, deniz kaplumbağalarının uzun vadede koruma çalışmalarında çok önemli bilgiler içeriyor."

İztuzu plajında şu anda 300'den fazla yuva olduğunu belirten Sn. KASKA şunları söyledi:   "son 5-6 yıl gerçekten koruma çalışmalarının sonucu olarak yuva sayımız 500-600'lü rakamlara ulaştı. Öyle zannediyorum ki bu sezon 500'ün üzerinde yuva sayısına sahip olacağız. Ortalama her yuvadan 70 civarında yavrunun çıkarak başarılı bir şekilde denize ulaştığını düşünürsek 35 bin yavrunun denize gitmesini bekliyoruz. Bu 35 bin yavruyu çok görmemek lazım çünkü bunlardan sadece 35-50 tanesi 25 yıl yaşayarak tekrar buraya anne olarak gelebilecek özelliğe kavuşuyor.

 

Kaynak: Dünya Gazetesi 28.06.2018



Detaylı Bilgi

Mülteci krizinde deniz taşımacılığının rolü sürdürülebilir olmayabilir.

28.06.2018

Gemi Kaptanları, mültecileri tehlikeli denizlerden çekip çıkarma görevlerini yerine getiriyor ancak kendilerini halkçılık akımının etkisinde bir krizin merkezinde bulabilirler.

Geçtiğimiz günlerde 600 mültecinin İspanyanın Valencia Limanına çıktığı Birleşmiş Milletler Dünya Mülteciler gününü geride bıraktık. İçinde kadın ve çocukların da bulunduğu üç geminin yolcuları, bir haftayı denizde geçirdikten sonra epey yorulmuş olmalı. Gemi kaptanları da bizi cesur olmayan bu yeni dünyaya getiren seferleri sonrası oldukça rahatlamış hissediyorlardır. Mülteciler, resmi olarak İtalya - Malta seferinden döndürülen 1977 yılında inşa edilmiş 1812 GT 'lik Aquarius gemisi tarafından kurtarıldıklarında, kendilerini bir denizcilik dramının yanı sıra politikanın merkezinde buldular. Diğer ülkelerde bu trendi takip edecek mi? ticaret gemileri kendilerini, insanları denizden kurtardıktan sonra nereye yanaşacaklarını bilmedikleri bir durumda mı bulacak?

En azından Aquarius gemisi yolcuları, geçen yıl Akdeniz'de hayatlarını kaybeden 3000 mülteci listesine eklenmedi. Birçoğu resmi sınırların neredeyse olmadığı Libya'daki savaştan kaçıyordu. Aquarius gemisindekiler 26 farklı ülkeden geliyorlardı.

Akdeniz mülteci krizi,  gerçek anlamda sadece kara tarafında çözümlenebilecek son derece üzücü bir hikâye. Aynı zamanda deniz taşımacılığı sektörünün oynadığı onurlu, ancak potansiyel olarak sürdürülebilirliğinin mümkün olmadığı bir rol. 2015 yılından bu yana yük gemileri ve diğer ticaret gemileri 50000'in üzerinde insan kurtardı, Aquarius gibi Sivil Toplum Kuruluşları tarafından işletilen gemilerle ise 90000'den fazla kişiye yardım edildi. Yük Gemisi kaptanları, "Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi" ve IMO' nun "Denizde Can ve Mal Güvenliği Uluslararası Sözleşmesi " gibi uluslararası sözleşmelerinin getirdiği sorumluluklarını yerine getirdi. Bu sözleşmeler gemilere, denizde tehlikedeki insanlara yardım ve gerekirse kurtarma sorumluluğu getiriyor. Aynı sözleşmeler devletlerden arama-kurtarma tesisleri yanında mültecilerin tespiti ve rahat ettirilmeleri için karaya çıkış yerleri sağlanmasını istemektedir.

Sivil Toplum Kuruluşlarının kurtarma operasyonları ile ilgili durumu, gemilerinin ülkeler tarafından kabul edilme talepleri açısından belirsizliğini koruyor.

Uluslararası Deniz Ticaret Odası, bu durumla ilgili derin bir endişe duyduğunu ifade etmekte haklı. Bu konuda sadece İtalya'yı da suçlamamak gerektiğini söylemekte doğru olur. Akdeniz'deki mülteci krizini aşmak adına daha kapsamlı çözümler gerekiyor.  İtalya, mültecilere karşı limanlarını kısmen kapatıyor. Diğer Avrupa ülkeleri de mültecilerin geçişlerine istekli görünmüyor. Bunun iyi bir yanı varsa, o da denizcilik sektörünün tek bir ağızdan konuşuyor olması. Uluslararası Taşıma İşçileri Federasyonu (ITF), mültecileri kurtarmak için donatılmamış ticaret gemileriyle yapılan bu hazırlıksız kurtarma operasyonlarının, hem gemi mürettebatı hem de mültecilerin hayatlarını riske attığına dikkat çekiyor. Sektör, kendini Avrupa'nın yeni halkçı partilerinin mültecilere limanlarını kapatması gibi giderek büyüyen bir trendin ortasında bulma riskiyle karşı karşıya.

Bu durum denizyoluyla gelen mültecilerin ülkeye girişine karşı olan İtalya'daki sağcı partiler için yeni bir şey değil. Ancak Fransa Başkanı Emmanuel MACRON için bir ilk.

MACRON, İtalya İçişleri Bakanı Matteo SALVİNİ' yi kinik[1] ve sorumsuz olmakla suçladı. Fakat kendisi de bazı mültecilerin alınmasına razı olduğu halde, Sınır Tanımayan Doktorlar (Doctors without Borders) ile çalışan bir yardım grubunun kirasındaki insani yardım gemisi Aquarius'un Fransa'ya girişine izin vermedi. Asıl üzücü olan bu durumun giderek yayıldığı. İtalya'ya geçmek isteyen mülteci sayısında geçen seneye nazaran % 85 oranında düşüş var. Bu kısmen İtalya ve Avrupa Birliği savaş gemilerinin bölgede devriye gezerek insan kaçakçıları ile mücadele ettiği Sofya Operasyonunun başarısıyla ilgili. Ancak Milliyetçi ve Halkçı partilerin yükselişi, ortak operasyonlara ayrılan fonların da  azalmasına   yol açıyor. Bunu, kaçak göçmenleri Meksika'ya gönderen ve birde Avrupa ve Çin  ile ticari bir savaş başlatan Donald TRUMP'ın  Amerika'sında da  görmek mümkün. Tüm bunlar, mülteciler mi, ticaret mi , yoksa iklim değişikliği konularını mı ? ele alacak olan küresel bir yönetim ve kuralcı bir meşruiyet sistemi için kötü bir durum.

 

Kaynak: 22/06/2018 TradeWinds

 

[1] Mutluluğa ancak erdemle ulaşılacağını ve bu erdemin de dünyevi hazları yadsımakla mümkün olabileceğini (mülkiyet, aile, din vb. değer ve yargıları reddederek) savunan kişi.


Detaylı Bilgi

TURMEPA Yeni Yönetimini Belirledi

26.06.2018

DenizTemiz Derneği/ TURMEPA 26. Olağan Genel Kurul Toplantısı, 28 Mayıs 2018 tarihinde İstanbul Üsküdar'daki Koç Holding Genel Merkezi'nde gerçekleştirilmiş, ardında da  Derneğin Kurucu ve Onursal Başkanı Rahmi M. Koç ile Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Kaptanoğlu ve üyelerinin katıldığı genel kurul toplantısında öncelikle divan kurulunun seçimi yapıldı. Ardından verilen önergeyle yönetim kurulu üye sayısının 15'ten 17'e çıkarılması gündeme alınması onaylandı. Açık şekilde gerçekleştirilen oylama sonucunda da Asil ve Yedek Yönetim Kurulu ile Asil ve Yedek Denetim Kurulu Üyeleri oy birliğiyle seçildi. Dernek tüzüğüne göre üç yıllığına belirlenen Yönetim ve Denetim Kurulları'nın Asil ve Yedek Üyeleri şu isimlerden oluşuyor:

Yönetim Kurulu Üyeleri - Asil Liste        Yönetim Kurulu Üyeleri - Yedek Liste

RAHMİ M. KOÇ                                            RECEP DÜZGİT

ŞADAN KAPTANOĞLU                                HAKAN ŞEN
İBRAHİM YAZICI                                          SEMİH DENİZ

TEZCAN YARAMANCI                                 TEOMAN YELKENCİOĞLU

EŞREF CERRAHOĞLU                                  ÖMER AKAT

JONATHAN BEARD
ALDO KASLOWSKİ
TAMER KIRAN

VERA BULGURLU

DİANE ARCAS

ERDAL BAHÇIVAN

ALİ ÜLKER

TURGUT KONUKOĞLU

ŞÜKRAN GÜZELİŞ
PELİN AKIN ÖZALP
ALİ GÜRÜN

AKŞİT ÖZKURAL          

            

Denetim Kurulu - Asil Liste                       Denetim Kurulu - Yedek Liste

AHMET BEDRİ İNCE                                     İBRAHİM MURAT ÇAĞLAR

ALİ TARIK UZUN                                           OĞUZ ENBERKER

CENGİZ KAPTANOĞLU                                 SÜLEYMAN ALTUNAY

Genel Kurul toplantısının ardından yeni Yönetim Kurulu 1 Haziran 2018 tarihinde, dernek tüzüğü gereği görev dağılımını üyeleri arasında yaptı. Buna göre Şadan Kaptanoğlu yeni dönemde de TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı sürdürürken oy birliğiyle alınan kararla görev dağılımı aşağıdaki şekilde gerçekleşti:

Yönetim Kurulu Başkanı – Şadan Kaptanoğlu

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı – İbrahim Yazıcı

Sekreter Üye – Turgut Konukoğlu

Sayman Üye – Jonathan Beard

 

Seçim sonrası Sayın Kaptanoğlu, Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelerine şu mesajı verdi:

"Yönetim ve Denetim Kurulu'ndaki görevleri sona eren Sayın Başaran Ulusoy, Sayın Hamdi Akın ve Sayın Metin Kalkavan'a en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Aramıza yeni katılan Yönetim Kurulu Üyelerimiz Sayın Tamer Kıran, Sayın Diane Arcas, Sayın Pelin Akın Özalp, Sayın Ali Gürün ve Sayın Akşit Özkural'a hoş geldiniz diyorum. Sizlerin vizyonu ve enerjileri eminim ki bize büyük güç katacaktır."




Detaylı Bilgi
12345678910...
İMEAK Deniz Ticaret Odası