Makamlar Gelip Geçer, Kalıcı Olan Kurumlara Bırakılan Değerlerdir

Bir görev döneminin daha sonuna yaklaşırken, Odamız yeni bir seçim sürecine hazırlanıyor. 5174 sayılı
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kanunu uyarınca dört yılda bir Ekim, Kasım ayları içerisinde
yapılması zorunlu olan oda ve borsa organ seçimlerine yaklaşık üç ay kaldı.

Büyük bir heyecan ve güçlü bir sorumluluk duygusuyla iki dönemdir yürüttüğüm İMEAK Deniz Ticaret
Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini tamamlamaya hazırlanıyorum. Bu vesileyle, Haziran Ayı Meclis
Toplantımızda uzun süredir üzerinde hassasiyetle düşündüğüm önemli bir kararımı üyelerimizle
paylaştım ve önümüzdeki dönemde Yönetim Kurulu Başkanlığı'na yeniden aday olmayacağımı açıkladım.

Bu karar, anlık bir değerlendirme ya da kişisel bir tercih değil, göreve ilk talip olduğum günden bu yana
benimsediğim kurumsallık anlayışının doğal bir sonucudur. Çünkü inanıyorum ki, kurumları güçlü kılan
yalnızca gerçekleştirdikleri hizmetler değil, kurumsallığa sahip çıkmaları, sürdürülebilirliği sağlamaları ve
zamanı geldiğinde görevleri liyakatli isimlere güvenle devredebilmeleridir. Aynı toplantıda, Odamızın
geleceğine ilişkin kanaatimi de üyelerimizle paylaşarak nihai kararın her zaman olduğu gibi üyelerimizin
iradesiyle şekilleneceğini ifade ettim.

Hiçbir zaman makamları amaç olarak görmedim. Benim için önemli olan, görevde ne kadar kaldığımız
değil, Odamıza, üyelerimize ve denizcilik sektörümüze ne kadar değer katabildiğimizdir. Ayrıca,
üyelerimizin takdirleri doğrultusunda önümüzdeki dönemde de Odamız çatısı altında kurumsal
birikimimizi ve ortak değerlerimizi geleceğe taşımaya katkı sunacak farklı bir sorumluluk üstlenerek
denizcilik camiamıza hizmet etmeyi sürdürme arzusunda olduğumu da ifade ettim. Sağduyusuna,
ferasetine ve Odamızın geleceğine ilişkin güçlü vizyonuna her zaman güvendiğim üyelerimizin, bu
kararımı aynı anlayışla değerlendireceklerine, bugüne kadar birlikte inşa ettiğimiz istikrarı, birlik ruhunu
ve kurumsal birikimi göz önünde bulundurarak en doğru kararı vereceklerine yürekten inanıyorum.

Öte yandan, denizcilik sektörüne hizmet etme sorumluluğumuz devam ederken, sektörümüzün
geleceğini belirleyen küresel gelişmeleri de yakından takip etmeyi sürdürüyoruz. Denizcilik sektörü,
doğası gereği küresel gelişmelerden en hızlı ve en doğrudan etkilenen sektörlerin başında gelmektedir.

Nitekim Temmuz ayına jeopolitik risklerin yeniden küresel gündemin merkezine yerleştiği bir ortamda
girdik. Haziran ayında ABD ile İran arasında varılan 60 günlük ateşkes anlaşmasının oluşturduğu iyimser
hava, Temmuz ayının ilk haftasında Hürmüz Boğazı merkezli gerilimin yeniden tırmanmasıyla yerini
belirsizliğe bıraktı. ABD ile İran arasında yaşanan karşılıklı askeri hamleler ve açıklamalar, küresel
piyasalarda dalgalanmalara yol açarken deniz taşımacılığı açısından da riskleri artırdı. Temennim,
Temmuz ayının ilerleyen günlerinde aklıselimin yeniden hakim olması, diplomatik kanalların güçlenmesi
ve tarafların ateşkes şartlarına dönmesidir.

Böylesine hassas bir uluslararası gündemde ülkemiz, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne
başarıyla ev sahipliği yaptı. İttifakın 32 üye ülkesinin liderlerini Ankara'da buluşturan zirve, Türkiye'nin,
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde uluslararası güvenlik, bölgesel istikrar ve
diplomatik girişimlerde üstlendiği etkin rolü bir kez daha ortaya koydu. Böylesine stratejik öneme sahip
bir zirveye ev sahipliği yapmak, millet olarak hepimiz için haklı bir gurur vesilesi oldu.

1 Temmuz'da, denizcilik tarihimizin en anlamlı dönüm noktalarından biri olan Denizcilik ve Kabotaj
Bayramı'nın 100. yılını coşku ve heyecan içinde idrak ettik. Bir asır önce yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu,
denizlerdeki egemenlik haklarımızı güvence altına alırken, Türk denizciliğinin gelişiminin de en sağlam
temelini oluşturdu.

Kabotaj Kanunu’nun 100. yılına denk gelen 5. Türkiye Denizcilik Zirvesi de bu anlamlı günün en önemli
organizasyonlarından biri oldu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın himayelerinde, Denizcilik Genel
Müdürlüğümüzün koordinasyonunda ve Odamızın destekleriyle gerçekleştirilen zirvede, IMO Genel
Sekreteri Sayın Arsenio Dominguez ve dost ülkelerden bakanlarla sektörümüzün geleceğini
değerlendirme fırsatı bulduk. Zirve, Türkiye’nin küresel denizcilik gündemindeki etkin konumunu bir kez
daha ortaya koydu. Bu vesileyle, Türkiye Denizcilik Zirvesi'nin gerçekleştirilmesine öncülük eden ve
çalışmalarımızda desteğini her zaman yanımızda hissettiğimiz Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın
Abdulkadir Uraloğlu'na ve Bakanlığın kıymetli mensuplarına denizcilik camiamız adına teşekkür
ediyorum.

Zirvenin benim için en anlamlı anlarından biri ise “Denizcilik Sektörüne Katkı” ödülüne layık görülmem
oldu. Bu kıymetli ödülü Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz ile Ulaştırma ve Altyapı
Bakanımız Sayın Abdulkadir Uraloğlu'nun elinden almaktan büyük bir onur duydum. Bu ödülü, Deniz
Ticaret Odası çatısı altında birlikte emek verdiğimiz Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşlarımla sektörümüzün
gelişimi için yürüttüğümüz ortak çalışmaların bir takdiri olarak görüyorum.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ve Kabotaj Kanunu'nun ikinci asrına adım attığımız bu dönemde, Türk
denizciliğinin çok daha büyük başarılara ulaşacağına yürekten inanıyorum. Üyelerimizin teveccühü
doğrultusunda Odamız çatısı altında üstleneceğim her sorumlulukta, bugüne kadar olduğu gibi bundan
sonra da Odamıza ve denizcilik sektörümüze aynı inanç, heyecan ve kararlılıkla hizmet etmeye devam
edeceğim. Kalın sağlıcakla...

Başkan'ın Mesajı