İklim Krizinin Getirdiği Tehditlere Karşı Hazırlıklı Olmalıyız

Tüm dünyada kabus gibi bir ayı geride bıraktık. Ağustos ayında küresel ısınma sonucu iklimde meydana gelen değişiklikler nedeniyle pek görülmemiş yangınlar ve sellere tanık olduk. Son bir ayda, ülkemizde, Yunanistan’da, ABD’de, Kanada da yaşanan yangınlar, Avrupa ve Çin’de ortaya çıkan sellerde iklim değişikliğinin yıkıcı sonuçlarını üzülerek izledik.

Ülkemizde önce, Manavgat, Bodrum ve Marmaris’te geniş alanlarda etkili olan orman yangınlarını yaşadık, ardından Kastamonu, Sinop ve Bartın’da hasara yol açan sel felaketi ile karşılaştık. Her iki afette de can kayıplarımız oldu. Öncelikle benzeri afetlerle bir daha karşılaşmamayı Allah’tan niyaz ediyor, hayatını kaybedenlere rahmet diliyorum. Afetler sırasında canlarını dişlerine takarak mücadele veren tüm görevlilerimize ve vatandaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.

Oda olarak her iki afette de yaraları sarmak için elimizden gelen tüm gayreti gösterdik. Orman yangınlarından zarar gören vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının giderilmesi için TOBB tarafından başlatılan yardım kampanyasına 1 milyon TL, Batı Karadeniz’deki sel felaketi için İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) kampanyasına da 1 milyon TL olmak üzere toplamda 2 miyon TL nakdi yardımda bulunduk. Ayrıca yangın bölgelerinde ihtiyaç duyulan malzemeleri gönderdik. Deniz Ticaret Odası olarak ülkemizin zor günlerinde üzerimize düşen her türlü sorumluluğu devletimizin koordinasyonunda yerine getirdik, bundan sonra da ihtiyaç olması halinde getirmeye devam edeceğiz.

İklim değişikliği dünyanın karşılaştığı en ciddi riskler sıralamasında en başta yerini alırken, bu tehdit küresel ekonomi politikalarını, uluslararası ticaretin kurallarını, ürün standartlarını da hızla değiştirmeye aday görünüyor. Bu değişimlerden en çok etkilenecek sektörlerin başında şüphesiz denizcilik sektörü geliyor.

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), gemilerin enerji ve operasyonel yakıt verimliliği ile hız optimizasyonu odaklı düzenlemeler üzerinde çalışmalar gerçekleştirirken, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında iklim nötr hedefine ulaşılabilmesi için 2050 yılına kadar taşımacılık sektörü emisyonlarında %90 azalma sağlanması öngörülüyor. Bu kapsamda, Avrupa Komisyonu tarafından 14 Temmuz 2021 tarihinde açıklanan şekliyle, 2030 yılında sera gazı emisyonlarını 1990 yılı seviyelerine kıyasla en az %55 oranında azaltmaya yönelik emisyon hedeflerine ulaşmak için sunulan “Fit For 55” (55’e Uyum) Paketi’nde; denizcilik sektörü ve yakıt ikmali üzerinde doğrudan etkisi olan öneriler karşımıza çıkıyor. Öneriler arasında yer alan Emisyon Ticaret Sistemi’nin devreye girmesi durumunda Avrupa Birliği limanlarına sefer yapan gemilerimizden 1 ton yakıt başına ek ödeme alınması öngörülüyor.

Tüm bu değişiklikler nedeniyle büyük ekonomik maliyetlerle karşılaşmamak için değişimi iyi okumamız ve hazırlıklı olmamız gerekiyor. Gelişmeler, iş dünyasına büyük sorumluluklar yüklerken, bu konuda devlet desteklerini de elzem kılıyor. Bu çerçevede, 27 Ağustos’ta Ticaret Bakanlığımızca düzenlenen “Yeşil Mutabakat Çalışma Grubu - Özel Sektör İstişare Toplantısı”na iştirak ettim, denizcilik sektörü için yapılması gerekenleri dile getirdim. Uyum sürecinde zorlu ve karmaşık tedbirlerin iyi yönetilebilmesi için bu ve benzeri toplantıların önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.

Covid’i Unutmayalım Aşılarımızı Olalım

İklim değişiklikleri, afetler derken Covid-19 salgını geri planda kalmış gözüktü ancak vaka ve ölüm sayıları pandeminin ciddiyetini koruduğunu ortaya koyuyor. Aşılanma sayılarında hala istenen düzeye ulaşamazken, Covid önlemlerine de toplum olarak yeterli dikkati gösterdiğimizi söyleyemeyiz.  Ülkemizde, Eylül başı itibarıyla okulların açılmasıyla birlikte vaka sayılarında artış olacağı endişesini taşımaktayız. Covid-19 salgınında bugün itibarıyla bilinen en etkili tedavi yöntemi aşı... Sağlık Bakanlığımız, aşı olanların hastalığa yakalansa bile hayatlarını kaybetmeden kurtulduklarını her fırsatta açıklıyor. Tamam, hiç kimseyi aşı için zorlayamayız ama aşı olmaları yönünde şiddetle tavsiyede bulunmamız gerektiğine inanıyorum. Eğer aşılama oranlarını arzu edilen seviyelere çıkaramazsak, sonbahar ve kış aylarıyla birlikte yeniden kapanmalara gidebilecek önlemlerle karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Eylül ayıyla birlikte balıkçılarımızın umutla bekledikleri yeni av sezonu başladı. Geçtiğimiz sezonda hamsi avı yasağı ve Marmara Denizi'ni etkisi altına alan müsilaj sorunu belleklerimizdeki yerini korurken, müsilajın, yürütülen temizlik çalışmaları sayesinde hâlihazırda tam ortadan kalkmasa da etkisini kaybettiği gözlemleniyor. Rızıklarını denizden kazanan balıkçılarımıza hayırlı bir sezon dilerken,  denizlerimizi ve içindeki canlıları koruma sorumluluğunun herkesten önce kendi görevleri olduğu bilinciyle hareket edeceklerine olan inancımı belirtmek istiyorum. Deniziniz bereketli, ağlarınız dolu olsun.

Kalın sağlıcakla...

Başkan'ın Mesajı