• Anasayfa
  • |
  • DTO 2010 NİSAN AYI AB BÜLTENI

DTO 2010 NİSAN AYI AB BÜLTENI

DTO AB Bülteni Nisan 2010 AP Ulaştırma Komitesi, 2018 yılına kadar AB Deniz Ulaştırma Stratejisi Görüş Belgesi’ni Kabul Etti Avrupa Parlamentosu (AP) Taşımacılık Komitesi, Avrupa Komisyonu tarafından 2009 yılı Ocak ayında yayımlanan “2018 yılına kadar AB deniz ulaştırma politikasına ilişkin stratejik hedefler ve öneriler” isimli bildiriye ilişkin görüş belgesini kabul etti. Hollandalı Parlamenter Peter van Dalen tarafından hazırlanan raporun deniz sanayi için olumlu içeriğe sahip olduğu belirtiliyor. Raporda; •Daha rekabetçi bir Avrupa Pazarı için tonaj vergisi, gemici ve gemi sahipleri için mali kolaylıklar, AB bayraklarının rekabet edebilirliğinin teşvik edilmesine yönelik geçici devlet yardımları gibi araçların kullanılması desteklenmektedir. AP ayrıca, deniz taşımacılığında gözden geçirilmiş devlet yardımlarına ilişkin Avrupa Komisyonu belgesinin bu yıl sonuna kadar yayımlanmasını talep etmektedir. •Gemicilikte İstihdamın desteklenmesi için Avrupa’nın genç nüfusu genelinde gemicilik mesleğinin teşvik edilmesi, gemicilerin çalışma koşulları ve Avrupa filosunun rekabet edebilirliği arasında bir denge tesis edilmesi, bilgi ve iletişim teknolojileri yardımı ile gemide yaşam koşullarının iyileştirilmesi istenmektedir. AP ayrıca Üye Devletlerin ILO 2006 Konvansiyonu’nu kabul etmesi ve üçüncü ülkelerden gemicilerin, Konvansiyonu’nun eğitim gereklerine uyum göstermeleri için çağrıda bulunmaktadır. •Çevresel konular çerçevesinde ise AP gemiciliğin çevre dostu bir taşıma aracı olarak geliştirilmesine yönelik; SOx, NOx, PM10 ve CO2 maddelerine ilişkin emisyonların azaltılması, (AB Üye Devlet filoları özelinde gelecekte daha büyük indirimler öngörülmesini engellemeyecek şekilde) rekabet koşullarının uluslararası (IMO) bir anlaşma ile temin edilmesi, Üye Devletler tarafından denizcilik kontrol alanlarının belirlenmesi, Avrupa Komisyonu ve AB Üye Devletleri tarafından gemi yakıtı vergisi ve yeşil limanlar gibi araçların temini konusunda çalışmaların hızlandırılması ve kıyıdan gemiye elektrik temin edilmesi için ara bağlantılı altyapının AB limanlarında tesis edilmesini önermektedir. •Deniz Emniyeti ve Güvenliği kapsamında ise AB Üye Devletleri, AB Üçüncü Deniz Emniyeti Paketi’ni uygulamaya davet edilmektedir. Klas kuruluşlarına ilişkin mevzuatta yer aldığı üzere gemi inşa sanayinde titiz kontrollerin gerçekleştirilmesi, denetimci ve diğer ulusal mercilerin gemi ve kargoya ilişkin bilgi değişiminin temin edilmesi, gemi sahiplerinin korsanlığa karşı AB Atalanta operasyonu, Komisyon ve BM ile işbirliği yapması talep edilmektedir. •Küresel Kurallar ve Avrupa Kuralları özelinde AP küresel çözümlerin AB kurallarına göre öncelikli olarak değerlendirilmesini ve bu kapsamda IMO’nun gemicilik alanında en uygun platform olarak kabul edilmesini savunmaktadır. Avrupa Parlamentosu Ulaştırma Komitesi’nin ilgili Görüş Belgesi’nin 20 Nisan tarihli Genel Kurul’da görüşülmesi beklenmektedir. Hukuki bağlayıcılığı bulunmayan karar, 2018 yılına kadar AB deniz ulaştırma politikasının şekillendirilmesinde Avrupa Komisyonu için tavsiye niteliği taşıması açısından önem teşkil etmektedir. İngiltere Denizcilik ve Kıyı Emniyeti Ajansı Yetersiz Mürettebat Tedariği kapsamında Gemileri Uyardı İngiltere Denizcilik ve Kıyı Emniyeti Ajansı (MCA), dinlenme sürelerine ilişkin mevzuatın ihlal edilmesine karşı gemilerin denetleneceği yönünde bir bildiri yayınladı. Bu kapsamda, MCA, özellikle küçük mürettebat ile uzun süreler çalıştırılan, İngiliz veya diğer bayraklı tüm gemilerin denetime tabi tutulacağını açıkladı. Denetimler çerçevesinde geminin çalışma süresi ile gemi program ve çalışma kayıtlarının karşılaştırılmasının öngörüldüğü bildirildi. Söz konusu denetimlerde dinlenme süreleri kadar gece nöbeti kapsamında gereklerin yerine getirilip getirilmediğinin de kontrol edilmesi bekleniyor. İngiltere, işletmecilerin geminin yeterli düzeyde mürettebat ile donanımı kapsamında kurallara uymasını talep ediyor. AP Taşımacılık Komitesi, Gemilerin İdari Raporlamasına ilişkin Taslak Yönerge’yi Onayladı Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Taşımacılık Komitesi, Liberaller Grubu üyesi Belçikalı Dirk Sterckx tarafından hazırlanmış olan “Avrupa limanlarına varan veya limanlarından ayrılan gemiler için idari formalitelerin raporlanması” hakkındaki taslak yönerge teklifini; 1 çekimser ve 36 evet oyuyla 23 Mart 2010 tarihinde onayladı. Avrupalı Parlamenterler, denizcilik yönetiminde İngilizcenin ortak dil olarak kabul edilmesini onaylarken, deniz taşımacılığı yönetimine ilişkin prosedürlerin basitleştirilmesi ve uyumlaştırılması amacı ile hazırlanan mevzuat teklifinin yürürlüğe konması için öngörülen tarihin 2015 yılından 2013’e alınmasını istedi. Taslak Yönerge uyarınca; gemilerden sağlanan veriler elektronik ortamda aktarılacak ve raporlama prosedürlerine daha etkin bir zemin kazandırılacak. Gerçekleştirilen toplantıda; AP Taşımacılık Komitesi aynı zamanda, iç suyolu taşımacılığına ilişkin Yönerge kapsamının genişletilmesine dair raporun 31 Aralık 2010 tarihine kadar yayımlanması için Avrupa Komisyonu’na çağrıda bulundu. Avrupa Komisyonu, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde uluslararası denizcilik taşıma şirketlerine indirimli vergi sisteminin uygulanmasını onayladı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY), ülkede faaliyet gösteren uluslararası deniz taşımacılığı şirketlerine kurumsal vergi yerine özel indirimli vergi uygulanması yönündeki önerisi, Avrupa Komisyonu tarafından 24 Mart 2010 tarihinde kabul edildi. Komisyon, diğer AB üye ülkelerinde de bulunan vergi sisteminin, denizcilik sektöründeki rekabeti haksız yere bozmadan, Avrupa Birliği’nde en büyüklerden biri olan ve dünya çapında onuncu sırada yer alan GKRY filosunun rekabet edebilirliğini artıracağına karar verdi. GKRY’nin, Avrupa Birliği’ndeki en büyük üçüncü taraf gemi işletmecisi olduğu vurgulanan açıklamada yeni vergi sisteminin gemicilik sektörünü destekleyeceği belirtiliyor. Kıbrıs Rum Hükümeti, uluslararası denizcilik taşımacılığı ile uğraşan ve kurumsal vergi ödemekle yükümlü şirketler için tonaj vergi sisteminin uygulanacağı yönünde bildirimde bulunmuştur. Yeni vergi sistemi uyarınca; şirketler, deniz taşımacılığı faaliyetlerinin gerçek karı üzerinden vergi ödemek yerine işletilen filonun net tonajı üzerinden vergi (tonaj vergisi) ödenmesini tercih edebilecekler. Söz konusu tonaj vergi şeması, uygun koşullar altında römorklar, deniz dibi tarak gemisi ve kablo döşeme gemileri için de uygulanabilecek. Avrupa Komisyonu, ilgili kararın, deniz taşımacılığında AB devlet yardımı kuralları ile uyumlu olduğuna kanaat getirmiş ve alınacak sıkı önlemler sayesinde vergi kaçakçılığı veya karın gemicilik dışı faaliyetlere kayması riskinin önüne geçileceği sonucuna ulaşmıştır. Önerinin, devlet yardımı kılavuz ilkelerinde belirlenen tavan oranları içerisinde olduğunu belirten Avrupa Komisyonu tarafından 31 Aralık 2019 tarihine kadar onaylanan yeni vergi sistemi dahilinde alınacak önlemlere ilişkin maliyetin ise yaklaşık €15 milyon olacağı tahmin edilmektedir. Avrupa Parlamentosu, Deniz Denetimi için Kılavuz İlkeleri Kabul Etti Avrupa Parlamentosu, AB dış deniz sınırlarının, FRONTEX Ajansı tarafından denetlenmesine ilişkin yeni düzenleyici önlemleri 25 Mart 2010 tarihinde kabul etti. Milletvekillerinin büyük çoğunluğunun tasarıya karşı oy kullanmasına rağmen (336 ret, 253 evet, 30 çekimser); tasarının reddi için mutlak çoğunluğu oluşturan 369 oya ulaşılamaması sebebi ile önlemler kabul edildi. Bu kapsamda, bu alanda yetkili AP Sivil Özgürlükler Komitesi’nin (LIBE) itirazına rağmen kılavuz ilkeler kabul edilmiş oldu. Taslak karar, kaçak göçmenlerin denizde durdurulması ve kıyıya ulaştırılması kapsamında Üye Devletlere destek olunmasını hedefliyor. Hukuki bağlayıcılığı bulunmayan kılavuz ilkeler, FRONTEX himayesi altında faaliyet gösteren üye devletlerin, denizde tehlike altında bulunan göçmenlerin milliyetleri, statüleri ve içinde bulundukları durum ne olursa olsun kurtarılmasına destek olmaları gerektiğinin altını çiziyor. Aynı zamanda FRONTEX görevlilerinin, alınan yardım çağrısı kapsamında, geminin durumu ve gemide bulunan çocuk, hamile kadın ve tıbbi yardıma muhtaç yolcuların varlığını dikkate alması gerektiğini vurguluyor. Mürettebatın tahliye işlemlerinin uluslararası hukuka ve üye devletler ve üçüncü ülkeler arasındaki ikili anlaşmalara uygun olarak yürütülmesi gerektiği belirtiliyor. AB’nin İç İşlerden sorumlu Komisyon Üyesi Cecilia Malmström, sonucu memnuniyetle karşıladığını belirterek, yaptığı açıklamada bu kararın gerekli ve acil olduğunu zira önümüzdeki aylarda tıpkı her yaz mevsiminde olduğu gibi Akdeniz’i geçmek isteyecek kaçak göçmen sayısının artacağını ve kabul edilen değişikliklerin denizde yaşanacak can kaybını azaltacağını sözlerine ekledi. Avrupa Komisyonu’ndan Marco Polo Programı teklifleri için dördüncü çağrı Avrupa Komisyonu, ikinci Marco Polo Programına ilişkin dördüncü proje teklif çağrısını yayımladı. Program, karayolu taşımacılığının bir bölümünün çevreye daha duyarlı taşımacılık modüllerine kaydırılarak taşımacılık hizmetlerinin iyileştirilmesi ve modernleştirilmesini amaçlıyor. Küçük ve orta ölçekteki işletmelerin (KOBİ) katılımının kolaylaştırıldığı ve şirketlerin bireysel başvuru yapabilmesinin önünün açıldığı ikinci Marco Polo Programı kapsamında seçim prosedürü hızlandırılmış ve seçim kriter ve koşulları azaltılmıştır. Karayolu taşımacılığının diğer taşıma türlerine kaydırılmasında, pratikte 250 milyon ton-kilometre olarak tespit edilen oranın, ilgili çağrıda yeni eşikler uyarınca 60 milyon ton-kilometre/yıl olarak talep edilmektedir. İç suyolu taşımacılığına ilişkin eşik değişim değeri ise 13 milyon ton-kilometre/yıl olarak açıklanmıştır. Bütçesi €64 milyon olan çağrıda; bir önceki yıl olduğu gibi, karayolundan diğer taşımacılık türlerine aktarılacak 500 ton-kilometre navlun başına 2 Euro finansman sağlanması öngörülmektedir. Teklif çağrısı aşağıda belirtilen beş eylem alanına ilişkin projelere açık bulunmaktadır: 1-Modül Değişim Eylemleri (modal shift actions): Karayolu taşımacılığının kısa mesafe denizyolu, demiryolu, iç suyolu veya bu türlerin birlikte kullanılacağı taşımacılık sistemlerine aktarılması yönünde alınacak eylemler; 2-Katalizör eylemler (catalyst actions): Avrupa mal taşımacılığı piyasasında karşılaşılan yapısal engellerin üstesinden gelinmesi yönünde alınacak eylemler; 3-Deniz Motoryollarına ilişkin Eylemleri (motorways of the sea actions); 4-Trafikten kaçınma eylemleri (traffic avoidance actions): Gerek sera gazı emisyonlarının etkisinin azaltılması gerekse karayolu navlun taşımacılığı için talebin azaltılması için taşımacılığın üretim lojistiğine entegre edilmesi yönünde alınacak eylemler; 5-Ortak öğrenme eylemleri (common learning actions): Nakliyat lojistiği sektörüyle ilgili taraflar arasındaki bilgi birikiminin paylaşılması ve işbirliğinin desteklenmesi yönünde alınacak eylemler. En iyi seviyede değerlendirilen projeler, başlangıç aşamasında azami beş yıllık sübvansiyonlar ile teşvik edilecektir. Bununla beraber, Avrupa Komisyonu, sadece AB fonlarının sonlandırılmasından sonra da uygulanabilir karayolları taşımacılık projelerinin mali destek almaya hak kazanacağının altını çizmektedir. Avrupa Birliği Karbon Emisyonları %11 oranında Azaldı Avrupa Komisyonu geçtiğimiz ay yayınladığı raporda 2009 yılında Birliğin endüstriyel emisyonlarının 1.887 milyar ton olarak gerçekleşip, emisyon oranlarının bir önceki yıla oranla %11 azaldığı bilgisini kamuoyuyla paylaştı. Uzmanlar, söz konusu indirimin, ekonomik krizin üretim sektöründe yarattığı daralma ve dolayısıyla enerji kullanımının azalması dolayısı ile oluştuğu yorumunu yapıyor. Çevre örgütleri ise; Avrupalı şirketlerin sahip oldukları 80 milyon ton karbon salınım haklarının, 2013 yılından sonra kullanılmasının karbon fiyatlarını daha da düşüreceğinden ve böylece ekonomideki gerilemenin sürmesinden kaygılandıklarını ifade ettiler. Avrupa genelinde karbon emisyonuna ilişkin söz konusu indirim, AB’nin 2020 yılı hedefleri arasında olup, çevre kirliliği ile mücadele kapsamında hedeflenmiş olan emisyon tavan oranlarının altında bulunmaktadır. Genişleme ve Komşuluk Politikası Komiseri Stephan Füle ve Federal Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in Türkiye Ziyaretleri Avrupa Birliği’nin Genişleme ve Komşuluk Politikası Komiseri Stephan Füle, 15- 16 Mart tarihlerinde Türkiye’ye resmi ziyaretlerde bulundu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile görüşmeler yapan Stefan Füle’nin ziyareti esnasında Kıbrıs meselesi, vize muafiyeti ve İsveç Parlamentosu'nun 1915 olaylarını soykırım olarak tanımlayan kararı öne çıkan konu balıklarını oluşturdu. Basına yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin Ek Protokolü eksiksiz uygulamasının önemli olduğunun altını çizen Füle, ülkenin yasadışı göç ile mücadele kapsamında etkin olması ve biyometrik pasaporta geçmesi durumunda vize muafiyetini elde edebileceğini ifade etti. Federal Almanya Şansölyesi Angela Merkel ise 29-30 Mart 2010 tarihleri arasında dört yıl aradan sonra Türkiye’ye resmi ziyarette bulundu. Ziyareti kapsamında, Türkiye için ‘ayrıcalıklı ortaklık’ söylemini dile getirmeyen Merkel, ülkenin AB ile müzakere sürecinin devam etmesi gerektiğini ancak müzakerelerin ucu açık bir süreç olduğunun altını çizdi. Genişleme ve Komşuluk Politikası Komiseri Stephan Füle gibi Türkiye’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi gemilerine limanlarını açmasını öngören Ek Protokolün bir an önce yürürlüğe konması gerektiğini ifade eden Merkel’in resmi ziyareti esnasında öne çıkan konuların ise üyelik müzakereleri, Almanya’da Türk azınlığın topluma entegrasyonu ve ülkede Türk liselerinin açılması ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için Avrupa’ya vizesiz seyahat olduğu görüldü. İspanya Müzakerelerde İki Başlık açacak 1 Ocak - 1 Temmuz 2010 tarihleri arasında Avrupa Birliği Dönem Başkanlığını yürüten İspanya döneminde Türkiye ile müzakerelerde iki yeni müzakere başlığının açılması bekleniyor. İspanya’nın AB ile ilişkilerden sorumlu Devlet Bakanı Diego Lopez Garrido, konu hakkında yaptığı açıklamada, açılması beklenen başlıkların “Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağılığı” ile “Eğitim ve Kültür” olduğu yorumunu yaptı. İspanyol Bakan ayrıca, Türkiye’nin AB’ye üyelik müzakerelerinde yeni başlıklar açma hedefini Genişlemeden sorumlu Komiser Stefan Füle ile yaptıkları görüşmede dile getirdiğini ve tam üyelik müzakerelerinin karşılıklı bir süreç olduğunu ifade etti. Diego Lopez Garrido sözlerine, Türkiye’de gündemde olan anayasa reform girişimlerinin takip edildiğini ve İspanya’nın söz konusu reformların, katılım süreci ile doğru orantılı olmasını beklediğini belirterek sözlerine son verdi. İklim Değişikliği ile Mücadele için Küresel Anlaşma Yolunda Gelişmeler İklim değişikliği ile mücadele kapsamında Birleşmiş Milletler nezdinde Aralık ayında imzalanan Kopenhag Uzlaşı’ndan beklenen sonucun çıkmaması üzerine; 2012 yılı sonrası iklim rejiminin tesis edilmesi yönünde hukuki bağlayıcılığı bulunan uluslararası bir anlaşma için hazırlık çalışmaları 2010 yılına kalmıştı. Son olarak Almanya’nın Bonn şehrinde 9-11 Nisan tarihlerinde bir araya gelen 175 ülke temsilcisi, yeni iklim değişikliği anlaşması müzakere takvimine 2010 yılı ikinci yarısında iki toplantı daha eklenmesine karar verdi. İlgili toplantıların zamanına henüz karar verilmezken, bir sonraki iklim değişikliği toplantısının 31 Mayıs -11 Haziran tarihlerinde Bonn şehrinde yapılması öngörülüyor. Bununla birlikte, görüşmelerde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında devam eden uzlaşı sorunu devam ediyor. ABD, taraf ülkelerin üçte ikisi tarafından kabul edilen Kopenhag Uzlaşı’nın yeni müzakerelerin temelini oluşturmasını isterken, Çin ve Hindistan’ın başını çektiği gelişmekte olan ülkeler ise görüşmelerin BM Çerçevesi kapsamında tutulmasını istiyor. Toplantının ardından açıklama yapan BM İklim Değişikliği Çerçeve Konvansiyonu Başkanı Yvo de Boer, yıl sonunda Cacun’da yapılması öngörülen iklim değişikliği toplantısında yeni bir uluslararası anlaşma imzalanmasının halen mümkün gözükmediğine işaret etti. Buna göre bu yılki görüşmelerde; indirim hedefleri ve bu yönde atılacak adımlar, anlaşmanın kabul edilmesine ilişkin düzenlemeler, yeni teknoloji mekanizması, mali düzenlemeler, ormansızlaştırma ile mücadele ve kapasite artırımı kapsamında çalışmaların tamamlanması ve uzlaşının sağlanması gerekiyor. Kıbrıs Barış Görüşmelerinde Son Durum Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında Birleşmiş Milletler gözetiminde devam eden barış görüşmelerine, KKTC’de 18 Nisan tarihinde düzenlenmesi beklenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar ara verildiği duyuruldu. 31 Mart’ta düzenlenen son görüşme ardından ortak basın bildirisi yayımlayan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve GKRY Başkanı Dimitris Christofias; başta yönetişim, güç paylaşımı, AB konuları ve ekonomi olmak üzere ilgili müzakere başlıklarında önemli ilerleme kaydedildiğini belirterek, kapsamlı çözümün tesis edilmesi yolunda kararlı olduklarını ifade ettiler. Kapsamlı çözümün iki toplum arasında mevcut diğer sorunların ileride daha etraflıca görüşülmesine zemin hazırlayacağını vurgulayan iki lider, bu anlamda her iki tarafın kabul edeceği bir çözümün tesis edilmesine yönelik temennilerini dile getirdiler. Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Barroso ise kaydedilen ilerlemenin her iki liderin barış müzakerelerine gösterdiği bağlılık ve sorumluluğa işaret ettiğine dikkat çekerek, bugüne kadar sağlanan ilerleme çerçevesinde müzakerelerin gelecek birkaç ay içerisinde tamamlanması ihtimalinin bulunduğunu dile getirdi. Bununla birlikte, gelecek KKTC seçim sonuçlarının barış görüşmelerinin seyrinde önemli etkisinin olması bekleniyor. Avrupa Konseyi 25- 26 Mart 2010 tarihlerinde toplandı 25 -26 Mart 2010 tarihleri arasında toplanan Avrupa Konseyi, Avrupa 2020 İş ve Büyüme için Yeni Avrupa Stratejisini tartıştı. Ana hatları hususunda uzlaşıya varılan strateji dahilinde belirlenmiş olan hedefler ise şu şekilde: ?Avrupa’da makro ekonomik istikrarın yeniden sağlanması, kamu finansmanının sürdürülebilirliğinin temin edilmesi ve iş ve büyüme ilgili konuların ele alınması, ?Avrupa’nın rekabet edilebilirliğinin, üreticiliğinin, büyüme potansiyelinin ve ekonomik uyumunun sağlanması, ?20- 64 yaş aralığındaki kadın ve erkeklerin istihdam oranının %75’e çıkarılması, ?Araştırma ve geliştirme için şartların iyileştirilmesi, ?Sera gazı emisyonun 1990 değerlerine kıyasla %20 düşürülmesi, ?Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji tüketiminde %20’lik bir paya sahip olması, ?Eğitim seviyesinin yükseltilmesi, ?Fakirliğin önlenmesi. Avrupa Konseyi söz konusu stratejinin işlemesi için, Üye Ülkelerden ulusal hedefler benimsemeleri ve söz konusu hedefler doğrultusunda Ulusal Reform Programlarını hazırlamalarını talep etmketedir. Avrupa Komisyonu söz konusu stratejinin iyileştirilmesine yönelik teklif hazırlarken, Konsey ise AB ve üye ülkeler nezdinde belirlenen hedeflerin konusunda her yıl değerlendirme yayımlayacaktır. Komisyon 2010 Strateji Önceliklerini Benimsedi Avrupa Komisyonu, Avrupa’yı ekonomik krizden çıkarmayı ve Avrupa vatandaşlarına doğrudan fayda sağlamayı hedefleyen AB 2010 Çalışma Programını 31 Mart 2010 tarihinde onayladı. Benimsenen 2010 çalışma programı kapsamında 2010 yılı ve sonrası için 280 eylem önerisinin değerlendirilmesi üzerine mutabakata varılmıştır. Kabul edilen çalışma programına göre; Avrupa Komisyonu 2010 yılı ve sonrasında çalışmalarını aşağıdaki dört alanda yoğunlaştıracaktır: -Krizle mücadele ve Avrupa sosyal Pazar ekonomisinin devamlılığının sağlanması, -AB vatandaşına ilişkin gündemin oluşturulması ve konunun Avrupa eylem ağının odak noktası yapılması, -Küresel etkisi olan ve tutarlı bir dış gündemin oluşturulması, -AB araçları ve çalışma şekillerinin modernize edilmesi. Balık Avlama Kaynaklarının Sürdürülebilirliği kapsamında Avrupa Birliği’ndeki Gelişmeler Denizcilik ve Balıkçılıktan sorumlu Komisyon üyesi Maria Damanaki Mart ayının sonunda düzenlenmiş olan AB Balıkçılık Bakanları Konseyi’nde yaptığı açıklamada üye devletlerin oy birliğiyle kabul ettikleri balık avcılığının sürdürülebilir şekilde devam etmesini hedefleyen 1967/2006 sayılı Akdeniz Yönetmeliği’nin üç yıl içinde üye devletler tarafından uygulamaya konması gerektiğini ve Avrupa Komisyonu’nun bu konuyu daha ileri bir tarihe ertelemeyeceğini ifade etti. Komisyon üyesi yaptığı açıklamada Komisyon tarafından yapılmış bilimsel araştırmaların çeşitli balık türlerindeki ölüm oranlarının kaygı verici düzeyde olduğunu gösterdiğini ve balıkçıların her sene daha da az avlandığını belirtiklerini ve balık stoklarının endişe verici boyutlarda olduğunu sözlerine ekledi. Balıkçılık alanındaki bu durumun acil durum kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Damanaki, söz konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden itibaren üç sene geçmiş olmasına rağmen üye devletlerin vardığı uyum düzeyinin yeterli olmadığını ifade etti. Balıkçılıktan sorumlu Komisyon üyesi aynı zamanda mevcut Yönetmeliğin sanıldığı gibi geleneksel ve özel balık avlama yöntemlerini yasaklamadığını, tam tersine avlanma yöntemlerinin ulusal planlar çerçevesinde yürütüldüğü ve bilimsel olarak balık türlerine ve denizde yaşayan diğer canlılara zarar vermediği bilimsel olarak kanıtlandığı takdirde çeşitli istisnalar ile korunduğunu sözlerine ekledi. Komiser Damanaki ayrıca Akdeniz Bölgesi’nde balık avcılığının, Uluslararası Atlantik Orkinoslarını Koruma Komisyonu (ICCAT) ve özellikle Akdeniz Bölgesi için Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) gibi kurumlarla yapılacak işbirlikleri ile daha etkili bir şekilde idare edilebileceğini belirterek açıklamasını sonlandırdı. “Baltık Max Feeder” soruşturması sona erdi Avrupa Komisyonu, 26 Mart 2010 tarihinde, Avrupa Feeder Gemi Armatörlerinin, aktarma servisleri için kullanılan küçük kapasiteli feeder gemi (feeder vessel) filosu kapasitesinin düşürülmesine ilişkin Baltık Max Feeder” projesinin, Avrupa Birliği Antlaşması’nın kısıtlayıcı ticari uygulamaları düzenleyen 101. Maddesi’nin muhtemel ihlali gerekçesi ile açılmış olan resmi rekabet soruşturmasını sona erdirdi. Soruşturma konusu olan “Baltık Max Feeder” planı, bazı feeder gemilerin hizmetten kaldırılması için söz konusu maliyetin armatörler tarafından ortaklaşa yüklenilmesi esasına dayanıyor. 2010 yılının Ocak ayında Komisyon feeder gemi armatörlerinin söz konusu eyleminin, Avrupa genelinde feeder gemi kapasitesinin düşürülmesi ve bu sayede charter ücretlerinin yükseltilmesi amacını taşıyabileceği ihtimalini göz önünde tutarak derinlemesine bir inceleme başlatma kararı almıştı. Avrupa Komisyonu, “Baltık Max Feeder” planını öne süren Alman vergi müşavirlik firması Anchor Steuerberatungsgesellschaft mbH’nin plandan vazgeçmesi üzerine mevcut koşullarda daha fazla soruşturma yapmanın gereksiz olduğuna kanaat getirip, söz konusu soruşturmayı sona erdirdi. Orkinos için Uluslararası Ticaret Yasağı Görüşmeleri AB Üye Devletlerinin Arasını Açtı Orkinos türü için uluslararası ticaretin yasaklanması yönünde Nesli Tehlikede Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşmesi’ne (CITES) sunulan teklif 18 Mart 2010 tarihinde reddedildi. Söz konusu toplantıda İngiltere ve Hollanda’nın AB’nin savunduğu yasağa karşı oy kullanmıştı. AB Devletleri arasında, orkinos balıklarının uluslararası satışına getirilecek olan yasak konusunda oluşan uzlaşı sorunu, 29 Mart 2010 tarihinde düzenlenen AB’nin Tarım ve Balıkçılık Konseyi’nde tartışma konusu oldu. Konsey’de, başta Malta olmak üzere Fransa, İspanya ve İtalya gibi üye ülkeler, işbirliği ve müzakere olanağına karşılık yaşanan dayanışma eksikliğinden şikayetçi oldular. Avrupa Komisyonu ise üye devletler arasında hoşnutsuzluk yaratmış olan bu gelişme için yaptığı yorumda, söz konusu başarısız girişimlerin AB’nin uluslararası ortamdaki güvenilirliğini ve üye devletlerin kendi arasındaki güven duygusunu zedelediğini ifade etti. AB Komisyonu, Lizbon Antlaşması’nın 259. Maddesi uyarınca; Üye Devletlerin, AB Antlaşmalarının gereklerinin ihlal edilmesi durumunda diğer bir Üye Devleti Avrupa Yüksek Adalet Divanı’na şikayet edebileceklerini hatırlattı. Ajanda 7 Nisan -Avrupa Parlamentosu, Brüksel’de Mini Genel Kurul Oturumu -İspanya AB Dönem Başkanlığı’nın 100 günü konulu konferans, Madrid 13 Nisan -AB’nin gayri resmi Eğitim Bakanları Konseyi -Avrupa Biyo Çeşitlilik Platformu, İspanya’nın Mayorka şehri 14 Nisan -AB’nin gayri resmi Eğitim Bakanları Konseyi 15 Nisan -AB’nin gayri resmi Turizm Bakanları Konseyi 16 Nisan -AB’nin gayri resmi Ekonomi ve Maliye Bakanları Konseyi (16-17 Nisan) 18 Nisan -AB’nin gayri resmi Telekom ve Enformasyon Toplumu Bakanlar Konseyi 19 Nisan -Avrupa Parlamentosu Genel Kurul toplantıları (19-22 Nisan), Strasbourg -AB’nin Tarım ve Balıkçılık Konseyi -AB’nin gayri resmi Telekom ve Enformasyon Toplumu Bakanlar Konseyi 20 Nisan -AB’nin Tarım ve Balıkçılık Konseyi -AB’nin gayri resmi Spor Bakanları Konseyi (20-21 Nisan) 22 Nisan -AB’nin Adalet ve İçişleri Bakanları Konseyi -Coreper I 23 Nisan -AB’nin Adalet ve İçişleri Bakanları Konseyi -Coreper I 24 Nisan -Coreper I 26 Nisan -AB’nin Genel İşler ve Savunma Bakanları Konseyi 27 Nisan -AB’nin Genel İşler ve Savunma Bakanları Konseyi Bilgilerinizi arz ve rica ederiz. Saygılarımızla, Murat TUNCER Genel Sekreter Dağıtım: Gereği : Bilgi: Tüm Üyelerimiz (Web) - YK Başkan ve Üyeleri - YK Yedek Üyeleri