• Anasayfa
  • |
  • DTO AB EKIM AYI BÜLTENI HK.

DTO AB EKIM AYI BÜLTENI HK.

DTO AB Bülteni EKİM 2010 Denizcilik ve Balıkçılıktan sorumlu Komisyon üyesi Maria Damanaki Türkiye’yi ziyaret etti Avrupa Birliği’nin Denizcilik ve Balıkçılıktan sorumlu Komisyon Üyesi Maria Damanaki, 6-9 Ekim tarihleri arasında çeşitli temaslar gerçekleştirmek üzere Türkiye’ye ziyarette bulundu. Resmi program çerçevesinde Ankara ve İstanbul’u ziyaret eden Komisyon Üyesi, Ankara’daki temasları kapsamında Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile görüşmeler gerçekleştirdi. Ziyareti çerçevesinde; Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında denizcilik ve balıkçılık alannda daha yakın işbirliği, sürdürülebilir balıkçılık ve denizlerin korunmasına ilişkin konulara değinen Damanaki, Türkiye denizcilik sektörü temsilcileri ile Odamızda bünyesinde bir toplantı gerçekleştirdi. Komiser Damanaki aynı zamanda İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi’nde de bir konuşma gerçekleştirdi. Avrupa Komisyonu, Gemi risk profillerinin ölçülmesine ilişkin iki Yönetmelik kabul etti Avrupa Birliği (AB), 1 Ocak 2011 tarihi itibari ile yürürlüğe girecek AB’nin yeni Liman Devlet Kontrolü Tüzüğü’nün uygulanması kapsamında, gemi risk profillerinin hesaplanmasına ilişkin iki teknik Yönetmelik kabul etti. Söz konusu Yönetmelikler, liman devleti kontrolleri kapsamında, gemi risk profillerinin denizcilik şirketi ve bayrak ülke kıstasları çerçevesinde değerlendirilmesini düzenliyor. AB’nin yeni liman devleti yasası, daha yüksek risk unsuru taşıyan şirket ve bayrak devlete ait gemilerin AB limanlarında daha sık ve kapsamlı denetim ve kontrollere tabi olmasını öngörüyor. Bu kapsamda, şirket performansına ilişkin 13 Eylül 2010 tarihli ve 802/2010 (AB) sayılı Komisyon Yönetmeliği, denizcilik şirketlerinin sahip olduğu gemiler üzerinde gerçekleştirilen denetim ve kontroller sonucu ortaya çıkan eksiklikler temelinde şirket performansının hesaplanmasında kullanılacak metodolojiyi ortaya koyuyor. Söz konusu metot doğrultusunda hesaplanan şirket performans sıralamasının ise yakın bir zamanda Avrupa Deniz Emniyeti Ajansı (EMSA) web sitesinde yayımlanması bekleniyor. 13 Eylül 2010 tarihli ve 801/2010 (AB) sayılı ikinci Yönetmelik ise; gemilerin bayrak devletine göre risk profillerinin belirlenmesini düzenliyor. Bu kapsamda, Yönetmelik uyarınca; gemi performanslarının hesaplanmasında, alıkonma kıstası çerçevesinde siyah, gri ve beyaz liste kategorilerine göre bayrak ülkeler ele alınmaktadır. Uyumlaştırılmış liman devletlerinin kontrolüne ilişkin yeni rejim, AB genelinde Ocak 2011 tarihinde uygulamaya girmektedir. Bahse konu yeni rejim, tüm liman devletlerinin güvenlik denetimlerinin koordine edildiği ve EMSA tarafından yürütülen THETIS bilgi sisteminin desteği ile hayata geçirilmektedir. Bu çerçevede THETIS, AB limanlarında üye devletler tarafından gemilere uygulanan tüm güvenlik denetimlerini izleyerek, denetim önceliği ve sıklıklarının belirlenmesini sağlayacak gemilere yönelik bir risk analiz sistemi oluşturmaktadır. Avrupa Tek Taşımacılık alanına ilişkin Beyaz Kitabın 2010 sonunda yayımlanması bekleniyor Avrupa Birliği, taşımacılık sektörünün daha uyumlaştırılmış, entegre ve rekabetçi bir yapıya sahip olmasını teşvik etmek üzere; 2010 yılı sonunda, güvenilir sosyo-ekonomik etki araştırmalarına dayanan bir Beyaz Kitap yayımlamayı planlıyor. Beyaz Kitap, Birlik düzeyinde tek taşımacılık alanı üzerindeki çalışmalara odaklanıyor. Demiryolu taşımacılığı pazarında liberalleşme çalışmalarının tamamlanmasını ve altyapı yöneticilerini demiryolu operatörlerinden ayırmayı öngören AB, karayolu taşımacılığına ilişkin olarak ise; hareket edebilirliğinin kolaylaştırılmasını, karayolu kabotajı çerçevesindeki kısıtlamaların kaldırılmasını ve yolcu taşıtı piyasasına erişimin temin edilmesini istiyor. Beyaz Kitap kapsamında deniz taşımacılığına ilişkin olarak denizlerde sınırların kaldırılması uygulamasının hızlandırılması ve gemi seferlerine elverişli nehir taşımacılığına yönelik bir takım önlemler alınması öngörülüyor. Nehir taşımacılığında deniz adamlarının karşılıklı tanınması ve belirli dış ücretlerin iç düzenlemelere aktarılması gibi konular öngörülen çalışmalar arasında yer alıyor. Hazırlanan yeni Beyaz Kitap çerçevesinde Komisyon’un ayrıca yeni bir finansal araç öngörmediği belirtiliyor. Avrupa Komisyonu İtalya’ya liman vergisine ilişkin düzenlemelerin değiştirilmesi çağrısında bulundu Avrupa Komisyonu deniz ulaşımı alanında gerçekleştirdiği ihlale ilişkin olarak gerekçeli görüşünü 30 Eylül tarihinde İtalya’ya gönderdi. Avrupa Komisyonu bu görüşünde, İtalya’dan liman vergilerinin uygulanmasına yönelik düzenlemelerini değiştirmesi talebinde bulundu. Komisyon görüşünde, İtalya’ya ait mevcut düzenlemenin AB Üye Devletleri arasındaki deniz taşımacılığına ilişkin düzenlemeleri serbestleştiren AB mevzuatını ihlal ettiğini belirtti. Ayrıca Komisyon, İtalya’nın konuya ilişkin kararnamesinde öngörülen yüksek liman vergilerinin tüketicilere yansıtılabileceğini belirterek, ülkeye bahse konu düzenlemesini değiştirmesi yönünde iki ay süre tanıdı. Avrupa Komisyonu, İtalya’nın 2009 tarihli kararnamesinin, AB genelinde gerçekleştirilen ticaret için, ülke içinde yapılan taşımacılığa oranla daha yüksek liman vergisi öngördüğünü tespit etmişti. Avrupa Birliği Deniz Gücü (EUNAVFOR-ATALANTA) operasyon alanını genişletme kararı aldı Avrupa Birliği Deniz Gücü (EUNAVFOR) Aden Körfezi’nde korsanlar üzerindeki baskıyı arttırmak ve korsanların hareket özgürlüklerini kısıtlamak amacıyla operasyon alanını genişletme kararı aldı. Söz konusu kararın gerekçesinde, 2009 yılı muson dönemleri arasında korsanların yakalanmamak için daha geniş çaplı ve daha önce kullanılmayan alanlarda faaliyet gösterdikleri belirtildi. EUNAVFOR Aden Körfezi deniz trafiğini güvence altına almak ve bölgeyi korsanlık faaliyetlerinden koruma amacıyla girişimlerde bulunmaktadır. Avrupa Birliği’nde gemi inşaatına yönelik devlet yardımlarına ilişkin istişare süreci başlatıldı Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği’nde halihazırda uygulanan gemi inşasına ilişkin devlet yardımı kurallarının, planlandığı üzere 2011 yılı sonunda yürürlükten kaldırılması veya değiştirilmesi veya bir diğer seçenek olarak mevcut kuralların devam ettirilmesine karar vermek üzere 4 Ekim tarihinde kamu istişare sürecini başlattı. Komisyon yaptığı açıklamada; gemi inşaatı alanının halen özel devlet yardımlarından yararlanan bir sektör olduğunun altını çizdi. Söz konusu gemi inşa sektörüne devlet yardımları mevzuatı 2004 yılında yürürlüğe girmiş, 2006 ve 2008 yıllarında uzatılmış ve yardımların 31 Aralık 2011 yılında ise sona erdirilmesi öngörülmüştü. Bahse konu devlet yardımları genel olarak; AR&GE ve inovasyon, bölgesel yardımlar, kapatma yardımları, ihracat kredileri, kalkınma yardımları ve istihdam yardımları şeklinde verilmektedir. Avrupa Komisyonu tarafından başlatılan istişare süreci sonunda gem inşa sektörüne yönelik devlet yardımına ilişkin bahse konu özel kuralların bir değerlendirilmesi gerçekleştirilecek ve söz konusu sisteminin AB’de diğer endüstrilere uygulanan devlet yardımı sistemi ile aynı çizgiye getirilip getirilemeyeceğine karar verilecektir. Bütünleştirilmiş denizcilik politikası için yeni finansman önerisi Avrupa Komisyonu 30 Eylül 2010 tarihinde Bütünleşmiş Denizcilik Politikası’nın geliştirilmesi için oluşturulacak bir destek programı için bir yönetmelik önerisini kabul etti. Söz konusu yönetmelik, bütünleştirilmiş denizcilik politikasının geliştirilmesi programının 2011 ile 2013 yılları arasında da devam ettirilmesi, uygulanması ve geliştirilmesi için 50 Milyon Euro’luk bir destek öngörmektedir. Söz konusu program denizcilik üzerinde etkisi olan ulaşım, balıkçılık, gümrük ve deniz çevresinin korunması ile ilgili alanlar arasında bir sinerji yaratmakta olup altı çalışma alanında faaliyet göstermektedir. Bu faaliyet alanları; Avrupa düzeyinde bütünleştirilmiş bir denizcilik yönetiminin oluşturulması, denizlerin alan planlamasının ve bütünleşmiş kıyısal alanların idaresinin geliştirilmesi, denizcilikle ilgili bilgi birikimi altyapısının geliştirilmesi, denizdeki tehditler veya yasa dışı girişimlerin engellenmesi için ulusal yetkililerin daha donanımlı hale getirilmesi ve denizcilik hakkında bir bilincin oluşturulması için bir bilgi paylaşım ortamı oluşturulması ve son olarak kıyı bölgeleri ile denizcilik sektöründe sürdürülebilir ekonomik büyüme, inovasyon ve istihdamın yaratılmasının sağlanmasıdır. Ayrıca, şu ana kadar bütünleştirilmiş denizcilik politikası çerçevesinde Kuzey Buz Denizi, Akdeniz ve Baltık Denizi için çeşitli programlar hazırlanmış ve Denizcilik Bilgisi 2020 isimli program da Komisyon tarafından hayata geçirilmiştir. Söz konusu Yönetmelik taslağının; Konsey ve Avrupa Parlamentosu’nun önümüzdeki günlerde alacağı ortak karar sonucu yürürlüğe girmesi beklenmektedir. AB’den “Denizcilik Bilgisi 2020” hakkında Tebliğ Avrupa Birliği (AB), Avrupa’nın denizcilik konusundaki bilgi birikiminin ortaya konması amacı ile hazırlanan AB’nin yeni “Denizcilik Bilgisi 2020” programını Eylül ayında kamuoyuna tanıttı. Söz konusu program; Avrupa deniz ve okyanuslar hakkında AB’deki bilgi birikiminin arttırılmasını, denizciliğe ilişkin mevcut veri ve bilgilerin daha kolay ve ekonomik bir çerçevede kullanımının sağlanmasını ve denizcilik ile ilgili veri ve bilgi kullanıcıları arasında eşit rekabet edebilme koşullarının yaratılmasını hedeflemektedir. Avrupa Komisyonu Denizcilik İşleri ve Balıkçılıktan sorumlu Üyesi Maria Damanaki konu hakkında yaptığı açıklamada; söz konusu veritabanı sistemi ile AB’de denizciliğe ilişkin veri ve bilgileri kullananların karşılaştıkları engellerin giderilmesinin ve işletim maliyetlerinin azaltılması ile özel sektörün küresel ölçekte rekabetinin arttırılmasının öngörüldüğünü belirtti. Yeni sistem ile denizcilik hakkında yapılan bilimsel araştırmaların güçlendirileceğini ifade eden Damanaki, denizcilik alanında karar alma mekanizmalarının geliştirilmesinin amaçlandığını sözlerine ekledi. Damanaki ayrıca, gerekli kalite kontrollerinden geçmiş ve kolay erişilebilen veritabanı sayesinde, denizcilik alanında rekabet ve inovasyonda ilerleme kaydedilmesinin beklendiğini ve bu sayede AB’nin 2020 yılı hedeflerine daha kolay ulaşacağını vurguladı. AB; balık yoğunluğu, deniz kıyısına ilişkin gelişmeler, deniz seferleri ve uygulamaları ve açık denizlerde enerji altyapısı ile ilgili değişiklikler hakkındaki verileri toplamak için halihazırda her yıl yaklaşık 110 milyon Euro’luk bir harcama gerçekleştiriyor. Denizcilik Bilgisi 2020 programı çerçevesinde yapılacak araştırmalar için 2011–2013 yılları arasında her yıl için 18,5 milyon Euro’luk bir bütçe öngörülmüştür. Bölgeler Komitesi Kuzey Denizi Avrupa Stratejisi’nin geliştirilmesi çağrısında bulundu Avrupa Bölgeler Komitesi (Committe of Regions), Kuzey Denizi/İngiliz Kanalı kuşağı için denizcilik politikası, çevre, enerji, ulaşım ve deniz trafiği, endüstri ve bilim etrafında temellenecek bir strateji geliştirmesi konusunda Üye Devletlerin teşvik edilmesi üzere Avrupa Komisyonu’na çağrıda bulundu. Bölgeler Komitesi söz konusu kuşakta yaşanan aşırı avlanma ile mücadele, deniz kirliliği ve sürdürülebilir petrol çıkarma, rüzgar türbinlerinden enerji elde edilmesi gibi acil çözüm bekleyen sorunların işbirliğine dayalı bir Avrupa Stratejisi ile çözülebileceğini vurguluyor. Avrupa Bölgeler Komitesi’nin Kuzey Denizi/İngiliz kanalı için oluşturulmasını önerdiği strateji, Kuzey Denizi karasuları, Baltık Denizi, Atlantik Okyanusu ile Kuzey Buz Denizi’ne açılan deniz yolları ile bu karasuları çevreleyen kıyı bölgelerini kapsamaktadır. Söz konusu stratejiden etkilenecek Avrupa Birliği’ne üye ülkeler ise İsveç, Danimarka, Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa ve İngiltere’dir. Bölgeler Komitesi’nin görüşü, Avrupa Parlamentosu Genel Kurul’unda 5 Ekim 2010 tarihinde kabul edilmiştir. Jean-Yves Le Drian, Avrupa Deniz Çevresi Bölgeleri Konferansı’nın Başkanı seçildi Fransa’nın Denizcilikten sorumlu Eski Bakanı ve Fransa’nın Breton Bölgesi Başkanı Jean-Yves Le Drian, 1 Ekim tarihinde Avrupa Deniz Çevresi Bölgeleri Konferansı CMPR’nin (Maritime Peripheral Regions of Europe) Başkanı seçildi. Jean-Yves Le Drian başkan seçildikten sonra yaptığı açıklamada, görev süresi boyunca ele alacağı konuların başında uyum ve denizcilik politikası ve Avrupa Deniz Çevresi Bölgeleri Konferansı’nın iç yönetiminde yapılacak değişikliklerin olduğunu kaydetti. Jean-Yves Le Drian ayrıca Avrupa Komisyonu’nun Denizcilikten sorumlu Üyesi Maria Damanaki’nin de ilgi gösterdiği somut önergeler olan Vasco de Gama Programı (denizcilik sektöründeki genç çalışanlara karşılıklı hareketlilik sağlayacak program) ve denizcilik sektöründeki işlerin sosyal boyutuna odaklanan forum olan Aquamarina’yı memnuniyetle karşıladığını belirtti. Başkan aynı zamanda, denizcilik güvenliği ile ilgili olan Erika VI programı, erişilebilirlik, deniz ulaşım ağı ve denizcilik alanındaki yeni mali perspektifler hakkında da açıklamalarda bulundu. Jean-Yves Le Drian’ın başkan seçildiği Avrupa Deniz Çevresi Bölgeleri Konferansı’nda denizcilik hakkında söz alan Maria Damanaki ise Komisyon’un Avrupa Deniz Çevresi Bölgeleri Konferansı ile aynı doğrultuda çalışacağını, son ekonomik krizin denizcilik ekonomisini de etkilediğini ifade etti. Ayrıca Damanaki denizcilik politikasının, sürdürülebilir kalkınma, ekonomi ve çevreye ilişkin konulardaki önemine de vurgu yaptı. Komisyon’un 2011, 2012, 2013 yıllarında denizcilik politikasının geliştirilmesi için 50 milyon Euro’luk bir mali program hazırladığını belirten Damanaki, balıkçılık sektörünün temsilcileri ile onların bölgesel politikalar hakkındaki önerilerini dinlemeye ve durumlarını iyileştirmeye hazır olduğunu, sektörü gerçek bir şekilde değiştirecek reformlar yapmak istediğini söyledi. Uskumru balığı stoklarına ilişkin hassas görüşmeler devam ediyor İzlanda’nın uskumru kotasını tek taraflı olarak 130,000 ton, Faroe Adaları’nın ise kotasını 85,000 ton olarak belirlemesi Avrupa Birliği’nde (AB) tartışmalara yol açmıştı. Uskumru balığının avlanması ile ilgili Avrupa Birliği, Norveç, İzlanda ve Faroe Adaları arasındaki son kota anlaşmasının süresi 2009 yılının sonunda dolmuş ve Avrupa Birliği Norveç dışındaki iki ülke ile konu hakkında bir anlaşmaya varamamıştı. İzlanda ve Faroe Adaları’nın kendi kotalarını tek taraflı olarak belirlemesi, Avrupa Birliği’nin çeşitli organları tarafından eleştirilirken, Komisyon’un Denizcilik ve Balıkçılıktan sorumlu Üyesi Maria Damanaki, Komisyon’un bu iki ülke ile konu hakkında mücadele etmeye hazır olduğunu belirtmişti. Uskumru balığı stoklarına ilişkin bu hassas gelişmeler bağlamında son olarak; Balıkçılıktan sorumlu Bakanlar Konseyi’nin son toplantısında İzlanda ve Faroe Adaları ile konu hakkında anlaşmaya varılamaması durumunda bu iki ülkeye çeşitli yaptırımlar uygulanması gibi çeşitli öneriler tartışmaya açıldı. Bilim adamları Balık Stokları konusunda endişeli Avrupa sularındaki balık stoklarının durumu hakkında 14 Eylül 2010 tarihinde Brüksel’de gerçekleştirilen toplantıda bilim adamları ikaz niteliği taşıyan açıklamalarda bulundu. Söz konusu toplantıda; Atlantik Kıyıları, Kuzey Denizi ve Baltık Kıyısındaki balık ölüm oranının mevcut stokların üçte ikisine denk geldiğini açıklayan bilim adamları, aynı zamanda söz konusu bölgelerde aşırı avlanmaya rastlandığının altını çizdi. Bununla birlikte, Akdeniz Havzası’nda stokların sadece %9’unun normal şekilde avlanıldığı, bunun yanı sıra Akdeniz’deki balık stoklarının %68’inin aşırı avlanmaya ve %23’ünün ise kapasite üstü avlanmaya maruz kaldığı belirtildi. Akdeniz Havzası’nda deniz tabanında yaşayan balıkların ise yetişkinliğe erişemeden ve üreme imkanı bulamadan avlandığı kaydedildi. Kelt Denizi balık stoklarının durumu hakkında da bilgi aktaran bilim adamları, mezgit balığına ilişkin bir takım endişeler taşındığını ifade ederek, söz konusu balık türünün avlanmasının ertelenmesini tavsiye etti. İngiltere ve Danimarka avlanan balıkların tekrar denize bırakılmasının yasaklanması için çağrıda bulundu İngiltere, Danimarka ve Norveç’in Balıkçılık Bakanları İskoçya’nın Aberdeen şehrinde 1 Ekim tarihinde gerçekleştirilen Kuzey Denizi’ne ilişkin konferansta bir araya geldi. Konferansa ayrıca Fransa, Almanya, İrlanda ve Hollanda’dan temsilciler katıldı. Bakanlar, konferansta balıkçılık yöntemleri ve özellikle de avlanmış ölü balıkların tekrar denize bırakılmasının yasaklanması hususunda kapsamlı değişiklikler gerçekleştirilmesi çağrısında bulundular. Balıkçıların daha değerli ve büyük balıkları güvertede tutarken, küçük balıkları denize bırakması kapsamında AB Bakanları, toplam izin verilen avlanmanın (total allowable catches-TACs) belirlendiği alanlarda yakalanan tüm balıkların güverte tutulması konusunda bir zorunluluk getirilmesini görüştüler. Konferans sonunda; İngiltere, Danimarka ve Norveçli Bankalar tarafından Ardoe Açıklaması kabul edildi. Ardoe açıklaması ile ilgili Üye Devletler aşağıdaki kuralları benimsediklerini açıklamıştır: •Üye Devletler balıkçılık filolarının gerçekleştirdikleri avlanmanın yönetiminden sorumlu olmalıdır. •İsveç ve diğer ülkeler sürdürülebilir avlanmayı teşvik ederek avlanmış ölü balıkların denize geri bırakılmasını engelleyebilir ve sürdürülebilir avlanma yöntemi ile balıkçıların gelirlerini arttırabilir. •Kuzey Denizi’nde devletler arasında koordinasyon sağlanması suretiyle sonuç odaklı etkili bir balıkçılık yönetimi oluşturulmalıdır. •Bölgeselleştirilmiş balıkçılık yönetimi için herkes için aynı kurallardan oluşan bir yaklaşım yerine yeni yöntemler geliştirilmelidir. Bu uygulama halihazırda Kuzey Denizi’nin bazı bölümlerinde ve Baltık Denizi’nde uygulanmaktadır. Avrupa Komisyonu halihazırda aşamalı olarak avlanan balıkların denize bırakılmasını azaltmak için çalışmalar yürütmektedir. Avrupa Komisyonu 2011 yılı için Baltık Denizi’nde mezgit balığının avlanma miktarını arttırdı Avrupa Komisyonu 15 Eylül tarihinde, 2011 yılı için Baltık Denizi’nde balıkçılık imkanlarına ilişkin önerileri kabul etti. Elde edilen bilimsel bilgiler ışığında izin verilen toplam avlanma miktarını mezgit balığı için artış ancak ringa balığı ve sardalye balığına yönelik düşüş öngörülmüştür. Söz konusu öneri kapsamında Komisyon mezgit balıklarına ilişkin olarak Doğu Baltık Denizi’nde %15’lik bir artışla izin verilen toplam avlanabilir balık miktarını 51,267 tondan 58,957 tona çıkardı. Bahse konu miktarın 15,595 tonu Polonya’ya; 13,721 tonu ise İsveç’e ait bulunuyor. Batı Baltık Denizi’nde toplam avlanabilir balık miktarı ise %6’lık bir artışla 17,700 tondan 18,800 tona çıkmıştır. Söz konusu miktarın 8,206 tonu Danimarka’ya ait. Bu kapsamda sardalye balığının toplam avlanabilir balık miktarını %30 azaltarak 265,969 ton olarak belirlendi (Polonya (78,087 ton) ve İsveç (50,719 ton)). Alabalık yavrularının denizdeki ve akarsulardaki zayıf durumu nedeniyle izin verilen toplam balık miktarı %15 azaltılmıştır. Baltık Denizi’nde balıkçılık yapan ülkeler Danimarka, Estonya, Finlandiya, Almanya, Letonya, Litvanya, Polonya ve İsveç’tir. Avrupa Birliği Üye Devletleri 2011 yılı için Baltık Denizi balık stoklarına ilişkin izin verilen toplam avlanma miktarını Ekim ayında gerçekleştirilecek olan Balıkçılık Konseyi’nde belirleyecek. AP, petrol arama ve sondajına ilişkin hazırlanan tavsiye kararları oyladı New Meksiko Körfezi’ndeki BP petrol platformunun 20 Nisan’da patlaması sonucu gerçekleşen petrol sızıntısının çevreye verdiği büyük zararın ardından, Enerjiden sorumlu Komisyon Üyesi Günther Oettinger tarafından, Avrupa açık denizlerinde petrol ve doğalgaz arama ve sondaj çalışmalarına geçici olarak yasak getirilmesine ilişkin öneri Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu tarafından 7 Ekim tarihinde reddedildi. New Meksiko Körfezi’nde yaşanan çevre felaketi sebebi ile Amerika Birleşik Devletleri, bölgede açık deniz petrol sondaj çalışmalarını altı ay süre ile durdurmuştu. New Meksiko Körfezi’ne ekonomik açıdan olumsuz etkisi olduğu belirtilen ilgili karar, Amerika’da 30 Kasım’da yürürlükten kalkıyor. Aynı şekilde Avrupa Komisyonu tarafından öne sürülen ve Eylül ayında AP Çevre Komitesi tarafından desteklenen Avrupa denizleri için benzeri bir yasak önerisi Avrupalı milletvekillerinden destek görmedi. Bununla birlikte, Parlamento üyeleri, Avrupa’da petrol platformları için güvenlik kriterleri ve çevre ve insana verilen zararın tanzimine ilişkin bir tavsiye kararı 23’e karşı 601 oy ile kabul etti. Petrol platformlarının emniyetine ilişkin Avrupa Komisyonu tarafından Mayıs ayında başlatılan inceleme sonucunda; AB’de bu alanda uygulanan standartların yüksek olduğu ancak petrol platformlarına ilişkin düzenleme ve uygulamaların Üye Devletler ve hatta işletmeler özelinde farklılık gösterebildiği tespit edilmişti. Bu kapsamda, açık denizlerde meydana gelen söz konusu kazaların büyük çevresel, ekonomik ve sosyal etkileri nedeniyle denizlerin korunması ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik Komisyon tarafından bir takım çalışmalar başlatılmıştı. Son olarak, Avrupa Komisyonu, petrol ve gaz arama ve sondaj faaliyetlerine ilişkin olarak Avrupa güvenlik ve emniyet standartlarının yeniden düzenlenmesi için 13 Ekim tarihinde bir Tebliğ yayımladı. Komisyon Tebliği; izinlerin alınması, arama ve sondaj ekipmanlarına ilişkin kontroller, emniyet kontrol mekanizmaları ve çevre zararı/müdahale gibi konularda yeni AB standartlarının düzenlenmesini içeriyor. AP daha işlevsel bir Gümrük Birliği çağrısında bulundu Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili Metin Kazak tarafından hazırlanan ve Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ticari ilişkilerin önemine değinen rapor, AP Genel Kurulu’nda 21 Eylül tarihinde gerçekleştirilen oylamada tavsiye kararına dönüştürüldü. Avrupa Birliği ve Türkiye arasında daha işlevsel bir Gümrük Birliği’ne vurgu yapan tavsiye kararında, Türk işadamlarına yönelik olarak uygulanan vize uygulamalarının AB ile Türkiye arasındaki ticaretin önünde engel oluşturduğuna değiniliyor. Kararda ayrıca, AB’nin üçüncü ülkeler ile gerçekleştirdiği Serbest Ticaret Antlaşmaları’nın Türkiye üzerindeki olumsuz etkileri de ele alınıyor. 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği kapsamında, AB’nin üçüncü ülkeler ile gerçekleştirdiği Serbest Ticaret Anlaşmaları uyarınca üçüncü ülkelerin karşılıksız olarak Türk pazarına giriş imkanı bulunuyor. Halihazırda AB’nin 7. büyük ticari ortağı olan Türkiye’nin 2009 yılında AB’ye ihracatı 33,6 milyar Euro iken aynı yıl AB’nin Türkiye’ye ihracatının 40,4 milyar Euro olduğu görülmektedir. Türkiye’ye gerçekleştirilen doğrudan yabancı yatırımın %88’i ise AB kaynaklı. AB Nagoya Konferansı’nda lider rol oynamak istiyor Nagoya Konferansı için AB’nin temel stratejik amaçlarına ilişkin olarak 7 Ekim tarihinde Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu tarafından kabul edilen tavsiye kararında, Avrupa Birliği’nin (AB) biyo çeşitliliğin yok olmasının engellenmesi için mali taahhütlerde bulunması ve uluslararası müzakerelerde lider rol oynaması gerektiği vurgulanıyor. Tavsiye kararında ayrıca, uluslararası toplumun çevrenin korunması hususundaki başarısızlıklarına değinilerek biyo çeşitliliğin korunması hususunda yatırımlara ihtiyaç duyulduğunun altı çiziliyor. Parlamento kararında biyo çeşitlilik ve ekosisteme yönelik olarak gerçekleştirilen katkıların kalkınma hususundaki önemine de değiniliyor. Somut önlemler alınması suretiyle gelecek on yılda biyo çeşitliliğin yok olmasının engellenmesine ilişkin Birleşmiş Milletler (BM) stratejisi 18–29 Ekim tarihlerinde Japonya’nın Nagoya kentinde gerçekleştirilecek küresel konferansta görüşülecek. Yeni turizm politikası için çerçeve oluşturuldu Avrupa’da turizm politikasının çerçevesinin oluşturulmasına yönelik kararlar 11–12 Ekim tarihlerinde Lüksemburg’da gerçekleştirilen Avrupa Birliği Rekabet Konseyi tarafından kabul edildi. Lizbon Antlaşması’nın kabul edilmesinden bu yana gerçekleştirilen ilk Avrupa Turizm Bakanları resmi toplantısı niteliğindeki bu toplantı sırasında kitle turizmi yerine kaliteli turizme olan ihtiyaç vurgulandı. Ayrıca Konsey, Üye Devletlere Avrupa düzeyinde yüksek kaliteli, sürdürülebilir ve çevre dostu bir turizm politikası oluşturulması çağrısında bulundu. Turizm politikası, Lizbon Antlaşması kapsamında tüketicinin korunması, vergilendirme, istihdam, denizcilik politikası, kültür, bölgesel ve kırsal kalkınma gibi birçok alan ile etkileşim içerisinde bulunmaktadır. Konsey bu çerçevede Avrupa Birliği (AB) düzeyinde entegre bir yaklaşımın oluşturulması gerektiğinin altını çizmiştir. Avrupa Turizm Forumu’nun ise 18–19 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda Üye Devletler ve paydaşların Avrupa turizm politikasını güçlendirmek üzere oluşturulacak eylem planının nasıl uygulanacağını tartışması bekleniyor. Turizm, Avrupa Birliği’nde dinamik sektörler arasında yer almaktadır. Bu çerçevede turizm, Avrupa çapında çoğunluğu KOBİ olan 1,8 milyon işletme ile 9,7 milyon kişiye istihdam olanağı sağlamaktadır. Bu yönü ile söz konusu sektör Avrupa’da üçüncü büyük sektör olma özelliği göstermekte ve Avrupa’nın Gayri Safi Milli Hasılası’nın %5’ini oluşturmaktadır. AP Başkanı Jerzy Buzek: 2012 yılında birleşmiş bir Kıbrıs çağrısı yaptı Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Jerzy Buzek birleşmiş bir Kıbrıs’ın 2012 yılında AB Dönem Başkanlığı yapmasının önemine değindi. 11–12 Ekim tarihlerinde Güney Kıbrıs Rum Kesimi Devlet Başkanı Dimitris Hristofyas ve KKTC Devlet Başkanı Derviş Eroğlu ile görüşmelerde bulunan Buzek, Kıbrıs ve AB açısından kapsamlı bir çözüme ulaşma konusunda iki tarafa da güvendiğini belirtti. Avrupa Komisyonu Güney Kıbrıs’a sosyal güvenlik yasasını değiştirmesi için gerekçeli görüş gönderdi Avrupa Komisyonu yalnızca ülkesinde yerleşmiş bulunan denizcilerin sosyal güvenlik sisteminden yararlanmasını öngören ulusal mevzuatı kapsamında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne gerekçeli görüş belgesi iletti. Söz konusu yasa kapsamında Avrupa Birliği’ne (AB) üye bir başka devlette yerleşik bulunan ancak Güney Kıbrıs bayrağı taşıyan gemilerde çalışan denizciler Güney Kıbrıs’ın sosyal güvenlik sisteminden yararlanamamaktadır. Bu bağlamda söz konusu yasa AB’nin üye ülkelerdeki sosyal güvenlik sistemlerinin koordine edilmesine ilişkin düzenlemelerini ihlal etmektedir. AB’nin bu konuya ilişkin mevzuatında bir Üye Devletin bayrağına sahip gemide çalışan denizcilerin sosyal güvenlik sisteminden o bayrak devletinde yerleşik olmasa bile yararlanabileceği belirtilmektedir. Güney Kıbrıs’a AB düzenlemeleri ile uyum sağlamak üzere iki ay süre tanıyan Avrupa Komisyonu, ülkenin bu süre zarfında gerekli düzenlemeleri yerine getirmemesi halinde konuyu Avrupa Adalet Divanı’na taşıyacak. Bilgilerinize arz ve rica ederiz. Saygılarımızla, Murat TUNCER Genel Sekreter Dağıtım: Bilgi: Gereği - YK Başkan ve Üyeleri Tüm Üyelerimiz (Web)