• Anasayfa
  • |
  • DTO AB MART AYI BÜLTENI HK.

DTO AB MART AYI BÜLTENI HK.

Türkiye Raporu AP Genel Kurulu’nda kabul edildi Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü AP Milletvekili Ria Oomen-Ruijten tarafından hazırlanan Türkiye’nin 2010 İlerleme Raporu’na ilişkin tavsiye kararı, AP Genel Kurulu tarafından gerçekleştirilen oylamanın ardından 10 Mart’ta kabul edildi. Avrupa Parlamentosu’nun Avrupa Komisyonu tarafından her sene yayımlanan Türkiye İlerleme Raporu’na ilişkin tavsiye kararının, AB genişleme kararları üzerinde bağlayıcı bir etkisi bulunmazken rapor, üye devletler ve kamuoyu üzerindeki etkisi açısından önem taşıyor. AP tarafından son yıllarda en sert dille hazırlandığı yorumu yapılan rapor; temel haklar, ifade ve basın özgürlüğü, adil yargılanma, polis şiddeti, namus cinayetleri ve zorla evlendirmeler çerçevesinde kadın sorunları gibi konularda Türkiye’ye eleştiriler getiriyor. Raporda, Türkiye’de yakın geçmişte gerçekleşen gazeteci tutuklamaları eleştirilirken, basın özgürlüğü ilkelerine saygı duyulması çağrısında bulunuluyor. AP, makul süreli yargılanma koşulları ve tüm zanlılar için gerçek yargı güvencesi olması gerektiğini vurguluyor. Aynı zamanda, Türkiye raporu anayasal reformları olumlu değerlendirmekle birlikte Türkiye’nin yeni bir Anayasa hazırlaması gerektiğine işaret ediyor. Kıbrıs meselesinin çözümü ve devam eden barış görüşmelerine elverişli bir ortamın yaratılması için Ankara’ya, Kıbrıs’tan Türk askerlerini çekmesi çağrısında bulunuyor. AP milletvekilleri, Türkiye ve AB arasında sonuçlanan geri kabul anlaşmasının imzalanmasını isterken vize görüşmelerine ancak söz konusu anlaşmanın imzalanmasından sonra başlanmasını istiyor. Vize görüşmelerinde ise öncelikle iş adamları ve öğrencilere vize kolaylığının ele alınması talep ediliyor. Üyeler, Türkiye’nin sürdürdüğü aktif dış politikaya ilişkin memnuniyetlerini ifade ederken, dış politikada Türkiye ve AB arasındaki koordinasyonun artırılması gerektiğini düşünüyor. BM Genel Sekteri Kıbrıs Raporu’nu sundu Kıbrıs adasında iki kesim arasındaki barış müzakereleri Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde devam ediyor. BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon son gelişmeler ışığında Kıbrıs meselesine ilişkin ikinci raporunu hazırlayarak, BM Güvenlik Konseyi’ne sundu. Ban Ki-Moon, raporunda barış müzakerelerinde son olarak 18 Kasım’da New York’ta gerçekleştirilen liderler arasındaki görüşmeden bugüne ilerleme kaydedildiğini ifade ediyor. Bununla birlikte, 2011 yılının Kıbrıs barış görüşmelerinin seyri açısından zor bir yıl olacağına vurgu yapan Ban Ki-Moon, Türkiye ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde gerçekleştirilecek seçimlerin süreci zorlaştırdığına işaret ediyor. Rapor; yönetim, güç paylaşımı, ekonomi ve AB başlıklarında ilerleme olduğunu fakat toprak, güvenlik ve garantiler başlıklarında daha az ilerleme sağlandığını belirtiyor. AP Atlantik için AB Stratejisi oluşturulmasını istiyor Avrupa Parlamentosu (AP), Atlantik Bölgesi’nde denizcilik ve karasal faaliyetlere ilişkin konularda bütünleştirilmiş bir Avrupa stratejisi oluşturması için Avrupa Komisyonu’na çağrıda bulundu. AP, Atlantik Okyanusu’na kıyısı olan ülke ve bölgelerde, hem denizcilik politikası hem de karasal bütünleşmenin sağlanmasına yönelik olarak AB Uyum Politikasının bir parçası olarak bir yapılanma ve eylem planı hazırlanmasını öngörüyor. Bu kapsamda, Avrupa Komisyonu’ndan yerel yöneticiler ve diğer tüm paydaşların dahil olacağı ve maliyeti arttırmadan mevcut kaynakların daha iyi kullanılacağı bir strateji konusunda öneri getirmesi talep ediliyor. AP, AB Atlantik Stratejisinin; deniz enerjisi, gemi kaynaklı çevre kirliliğinin önlenmesi dahil çevre ve iklim değişikliği ile mücadele, taşımacılık ve erişilebilirlik, emniyet, güvenlik, gözetim, araştırma, yenilikçilik, kültür endüstrileri, eğlence ve turizm sektörü, denizcilik ve eğitim, balıkçılık ve su ürünleri gibi alanları kapsamasını istiyor. Strateji kapsamında aynı zamanda, TEN-T ağlarının geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi, uluslararası ticaretin etkilenmesi, liman ekonomik faaliyetlerinin canlandırılması, turizmin güçlendirilmesi ve karbon emisyonunun azaltılması için Atlantik Bölgesi’nde deniz yollarının planlanması ve tesis edilmesi planlanıyor. Ayrıca, Atlantik’te kısa deniz taşımacılığı ve deniz motor yollarının ele alınması öngörülüyor. AB’nin gelecek bütçe dönemi kapsamında ele alınması ve 2014 yılından sonra hayata geçirilmesi öngörülen stratejinin tasarlanması ve uygulanmasında bölgesel ve yerel yönetimler, Üye Devletler, Avrupa Birliği, ve sivil toplum örgütlerinin katılımı öngörülüyor. BM Somali’deki korsanlık faaliyetlerine acil müdahale hedefliyor Birleşmiş Milletler (BM), Somali sahilinde devam eden korsanlık eylemlerine karşı acil önlem alınması gerektiğine ilişkin bir rapor hazırladı. BM Özel Danışmanı Jack Lang tarafından hazırlanan ve Siyaset ve Güvenlik Komitesi’ndeki AB Büyükelçilerine sunulan raporda ilgili korsanlık faaliyetlerine karşı “acil ve sert eylemlerin” gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Kuzey Somali ve özellikle özerklik isteyen Putland ve Somaliland’a yönelik olarak bir eylem planı öneren Lang, korsanlık ile mücadele edilebilmesi için sorunun köküne inilmesi gerektiğini savunuyor. Bu kapsamda, raporda, söz konusu bölgelerdeki yetkililer ile işbirliği içerisinde korsanlığa karşı alternatif bir yol geliştirerek, yerel bölgesel iş imkanlarının arttırılması konusunda çalışmaların yapılması öneriliyor. Aynı zamanda, suçluların cezai yaptırıma tabi tutulması için hapishanelerin inşa edilmesi ve merkezi olmayan mahkemelerin kurulması da önerilen diğer eylemler arasında yer alıyor. Deniz Otoyolları İlk Bölgesel Konferansı düzenlendi 2010 TEN-T teklif çağrıları kapsamında deniz otoyolları alanında Akdeniz Bölgesi’nden seçilen projelere ilişkin olarak ilk Deniz Otoyolları Bölgelsel Konferansı 28 Şubat tarihinde İtalya’nın Cenova şehrinde düzenlendi. Akdeniz Bölgesi’nde gerçekleştirilmesi öngörülen deniz otoyolları projelerine odaklanan ve Avrupa koordinatöü Luis Valente De Oliveira tarafından açılışı gerçekleştirilen konferansta, bölgede farklı projelerin koordine edilmesi ve AB’ye komşu ülkeler ile olası ortaklıklar ele alındı. Baltık ve Kuzey Denizi bölgesindeki projelerin ele alınacağı ikinci bölgesel konferansın ise Nisan 2011 ayında Danimarka’nın Aarhus kentinde düzenlenmesi öngörülüyor. TENT-T çerçevesinde ele alınan deniz otoyolları programı, AB’de yük ve insan taşımacılığının karayoluna alternatif olarak farklı noktalar arasında tesis edilecek deniz yollarına kaydırılmasını amaçlıyor. TEN-T projelerine 170 Milyon Euro aktarılacak Avrupa Komisyonu, Trans-Avrupa Ağları (TEN-T) 2010 yılı proje teklif çağrıları çerçevesinde fon sağlanacak TEN-T projelerini belirledi. 19 Mayıs 2010 tarihinde gerçekleştirilen yıllık ve çok yıllı proje teklif çağrılarına ilişkin başvurular çerçevesinde seçilen TEN-T altyapı projelerine toplam 170 milyon Euro tahsis edilecek. Seçimlerde, elektrikli araçların geliştirilmesi gibi Avrupa Komisyonu’nun gelecek ulaştırma önceliklerinin rol oynadığı görülüyor. Projeler, TEN-T Yürütme Ajansı tarafından, Avrupa Komisyonu Hareketlilik ve Ulaştırma Genel Müdürlüğü denetiminde yönetilecek. Seçilen TEN-T proje listesi http: //ec.europa.eu/tentea adresinde yer alıyor. Buna göre; •Deniz Otoyolları alanında 8 projeye toplam 84,9 milyon Euro, •Nehir Bilgi Hizmetleri alanında 5 projeye toplam 7,1 milyon Euro, •Hava Trafik Yönetim Sistemleri ve Fonksiyonel Hava Sahası Blokları (ATM/FAB) alanında 4 projeye toplam 20,5 milyon Euro aktarıldı. Avrupa Komisyonu’nun P&I sistemine ilişkin rekabet soruşturması devam ediyor Avrupa Komisyonu Rekabet Genel Müdürlüğü’nün, Uluslararası P&I Kulüpleri Grubu Anlaşmaları için ikinci on yıllık muafiyet döneminin 2009 yılı Şubat ayında sona ermesinin ardından geçen yılın Ağustos ayında başlattığı armatör kulüp sigortalarına ilişkin anti-tröst soruşturması devam ediyor. Avrupa Komisyonu soruşturma kapsamında özellikle grup üyelerinin tazminat paylaşımı ve mükerrer sigorta faaliyetlerinin, Topluluk rekabet kuralları ile uyumlu olup olmadığını inceliyor. Bu kapsamda, kulüp değiştirme ve ‘release call’ uygulaması ve hesaplaması konuları, kulüplerin genel olarak nasıl faaliyet gösterdiği ve ticari risk sigortası ve mükerrer sigortalarda rekabetin bulunup bulunmadığı araştırılıyor. Soruşturma çerçevesinde Komisyon ile bu ay içinde görüşünü paylaşan INTERTANKO, mevcut P&I sisteminin ve grup anlaşmalarının gemi sahipleri, hak sahipleri ve hükümetler için öneminin altını çizdi. Sistemin işleyişinden memnuniyeti ifade eden INTERTANKO, anlaşmanın yüksek kalitede gemicilik adına ticareti kolaylaştırdığını ve güçlü bir kontrol rejimi ile desteklendiğini savundu. On üç P&I kulübünü bir araya getiren ve kar amacı gütmeyen Uluslararası P&I Kulüpleri, deniz taşımacılığında küresel ölçekteki yükün %93’ü için koruma ve tazminat sigortasını sağlıyor. Avrupa Birliği’nde 1 Mayıs 2004 tarihinde yürürlüğe giren yeni rekabet rejiminin ardından AB Kurucu Antlaşması’nın 101. Maddesi, muafiyet almak için Avrupa Komisyonu’na bildirimi uygulamadan kaldırmış ve muafiyetlerin Madde 101 (3) kapsamına giren her anlaşmaya otomatik olarak uygulanmasını sağlamıştı. Yeni rejim temelinde, Uluslararası Grup Anlaşması ve P&I piyasasında yapısal ve işlevsel temel bir değişiklik olmadığı sürece ilgililer doğrudan muafiyetten yararlanmaya devam ediyor. Bununla birlikte, Uluslararası P&I Kulüpleri Grubu, pazar payının %20-25 tavan değerinin üzerinde olması sebebi ile AB’de geçerli blok muafiyetinden yararlanamıyor. Avrupa Komisyonu tarafından başlatılan gözden geçirme ve soruşturma süreçleri AB’de olağan bir prosedür olarak işletiliyor ve soruşturma süresi incelenen dosyanın özelliğine göre değişiklik gösteriyor. AB taşımacılık alanında ortak emisyon standartlarının belirlenmesini planlıyor Avrupa Komisyonu tarafından yakın bir gelecekte yayımlanması beklenen taşımacılığa ilişkin Beyaz Kitap, AB’nin 2050 yılına kadar taşımacılık alanındaki analiz, değerlendirme ve önerilerine yer verecek. Avrupa Komisyonu tarafından yürütülen araştırmalara göre; 2050 yılında, petrol fiyatlarının bugüne oranla %70 dolayında zamlanması ve trafik gürültü kirliliği ile mücadelede AB’nin ek maliyetinin 20 milyar Euro’ya ulaşması bekleniyor. Herhangi bir tedbir alınmadığı takdirde 2050 yılına kadar AB’de taşımacılık maliyetinin %40 ve trafik sıkışıklığı maliyetinin ise %50 artacağı tahmin ediliyor. Bu kapsamda, Avrupa Komisyonu’nun, Beyaz Kitapta; taşımacılık alanında İç Pazarın güçlendirilmesi, her bir araç türü için karbon salınımı üst limitlerinin belirlenmesi, motorin kullanımında vergilendirmenin uyumlaştırılması ve şirket araçlarına uygulanan vergilendirme muafiyetinin kaldırılması gibi AB düzeyinde önlemler alınmasını önereceği belirtiliyor. 2050 yılına kadar, AB’de taşımacılıktan kaynaklanan emisyonların 1990 yılına göre %60 oranında düşürülmesi, taşımacılık sektörünün petrole bağımlılığının azaltılması ve kişi ve malların hareket edebilirliğinin arttırılması amaçlanıyor. Bu hedef doğrultusunda, Komisyon’un taşımacılık Topluluk eylem planı için öneri getirmesi beklenen yedi alan şu şekilde ifade ediliyor: 1.Fiyatlandırma; her taşımacılık türünden salınan sera gazı emisyonlarının içselleştirilmesi, 2.Vergilendirme; yakıt ve çevresel performans vergilendirmesinin birleştirilmesi, 3.Araştırma ve geliştirme; finansman için daha iyi bir hedef belirleme ve ortak araştırmada koordinasyonun arttırılması, 4.Verimlilik standartları ve enerji verimliliği için çerçeve önlemler; tüm taşıtlar için salınım standartlarının uygulanması, 5.Kara, hava, deniz ve demiryolları sektörlerinde İç Pazarın güçlendirilmesi; 6.Tedarik zincirinin daha iyi koordinasyonu için taşımacılık ve altyapı planlaması. Komisyon, deniz taşımacılığında İç Pazarın güçlendirilmesi kapsamında mevcut formalitelerin basitleştirilmesi, bilgi değişim sistemlerinin tamamen bilgisayar ortamına taşınması ve liman düzenlemelerinde değişiklik yapılmasını öngörüyor. Avrupa Konseyi demiryolu taşımacılığındaki yeni düzenlemeleri onayladı Avrupa Birliği (AB) Üye Devletlerinin Taşımacılıktan sorumlu Bakanları, yük vagonlarının bakım ve onarımından sorumlu şirketlerin ruhsatlandırılmasına ilişkin Yönetmelik taslağını 7 Mart tarihinde onayladı. Yasa, AB’deki vagonların bakım ve onarımını gerçekleştirmek isteyen şirketlerin sağlaması gereken minimum koşulları tanımlıyor. AB, yasa ile ruhsatlandırma kurumlarının akreditasyonu için kriterleri ve Avrupa genelinde geçerli olacak sertifika formatının uyumlaştırılmasını öngörüyor. Bakanlar Konseyi, toplantı çerçevesinde ayrıca, yolcu taşınmasına yönelik demiryolu taşıtlarının müşterek işlerliğinin sağlanması için gerekli teknik özelliklere ilişkin Komisyon Kararını da kabul etti. İlgili yasa taslaklarının yasalaşması için Avrupa Parlamentosu tarafından da kabul edilmesi gerekiyor. AB 2050 yılına kadar düşük karbon ekonomisine geçişi planlıyor Avrupa Komisyonu, 8 Mart tarihinde “Avrupa Birliği’ni 2050 yılına kadar rekabetçi bir düşük karbon ekonomisine dönüştürecek Yol Haritası” adlı bir Tebliğ yayımladı. Tebliğde, Birliğin; enerji, ulaştırma, sanayi, yapı ve tarım gibi ekonominin anahtar sektörlerine ilişkin ortak hedefleri ilk kez sıralanıyor. Komisyonun karbon emisyonu indirim modeli raporda şu hipotezlere dayanıyor: •AB emisyonlarının %80 dolayında azaltılması sadece Birlik düzeyinde alınacak iç eylemler ile mümkündür; •Düşük karbon ekonomisine geçiş günümüzde gerçekleştirilecek ise Çin gibi gelişmekte olan üçüncü ülkelere yatırım gerçekleştirilmesi anlamsızdır görünmektedir; •Komisyon’un sunduğu ‘kaynak etkin Avrupa’ ve ‘iklim değişikliğine ilişkin uzun dönemli strateji’ karbon yakalama ve depolama gibi kanıtlanmış teknolojilere dayanmaktadır ve 2020 ila 2025 yılları arasında daha yaygın olarak kullanılacaktır; •AB için uygulanabilir karbon indirim oranı 2020 yılına kadar %20 değil fakat %25’dir; •AB’de 2030 yılına kadar karbon indirim oranı %40 olmalıdır. AB’nin 2050 yılında sıfır karbon ekonomisi halinde gelmesi için 40 yıl boyunca yılda €270 milyar Euro yatırım yapması gerektiği tahmin ediliyor. Bu da yılda 175 milyar ila €230 milyar arasında yakıt tasarrufu anlamına geliyor. Eğer bu dönem içinde AB’ye gerçekleştirilen fosil yakıt ithalatı yarıya inerse söz konusu gerekli yatırım miktarı ise €400 milyara çıkıyor. Komisyon, yeşil ve yenilikçi ekonominin 1,5 milyon kişi için yeni istihdam yaratacağı görüşünü paylaşıyor. AB’deki çevreci sivil toplum kuruluşları ise 2020 yılına kadar (%30 veya %40 yerine) %20 oranında ve 2050 yılına kadar (%95 yerine) %80 oranında emisyon indiriminin, Kopenhag Uzlaşında öngörülen 2 derecenin altında bir sıcaklık değişimini temin etmediğini vurguluyor. Deniz taşımacılığından kaynaklanan karbon emisyonlarının azaltılması için IMO nezdinde görüşmeler devam ediyor Uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılmasına ilişkin görüşmeler Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) nezdinde devam ediyor; istişarenin Temmuz ayına kadar sürmesi bekleniyor. Mevcut görüşmelerde; teknik konular, gemiler için mevcut teknik özelliklerin standartlaştırılması ve gemideki operasyonların uyumlaştırılması yolu ile kirlilik seviyesinin düşürülmesi gibi işlevsel konular ele alınıyor. Gemilerden salınan karbon emisyonlarının azaltılması çerçevesinde piyasa araçlarının kullanımı konusunda tarafların uzlaşı sağlayıp sağlayamayacağı ise henüz kesinlik kazanmadı. Avrupa Komisyonu, küresel ölçekte bir tedbir alınmadıkça, tek taraflı olarak AB düzeyinde bir karbon ticaret sisteminin tesis edilmesine karşı çıkıyor. AB, 2020 veya 2030 yılına kadar deniz taşımacılığından kaynaklanan %30 ila %40 karbon salınımının Uzak Doğu’da (Çin, Hindistan ve Güney Kore) gemi taşımacılığındaki artıştan kaynaklanacağını tahmin ediyor. Avrupa Topluluğu Gemi Sahipleri Birliği ECSA ise gemi taşımacılığında kullanılan yakıt oranında küresel ölçekte bir indirim sağlanması ve bu doğrultuda öncelikle IMO üyelerinin Enerji Tasarım Endeksini 2011 yılı Haziran ayından önce imzalanması gerektiğini vurguluyor. Eurovignette Önergesine ilişkin Konsey ve AP arasında istişare sürüyor AB’nin gözden geçirilmiş Eurovignette Yönerge Taslağı, Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu (AP) ve Avrupa Konseyi arasında 3 Mart tarihinde gerçekleştirilen gayri resmi toplantıda ele alındı. Eurovignette Yönergesi, Avrupa Birliği’nde otoyolların ve altyapıların kullanımı çerçevesinde, yüklü ağırlığı 3,5 tonun üzerinde olan ağır vasıtalara uygulanan vergi, geçiş ve kullanıcı ücretlerini düzenlemektedir. Avrupa Komisyonu, yönergede değişiklik yapılması için 2008 yılında bir önerge hazırlamış ve Avrupa Konseyi gözden geçirilmiş önergeye ilişkin birinci okumasını 2010 yılı Ekim ayında gerçekleştirmişti. Konsey, son olarak geçen ay gerçekleştirdiği ikinci okumada ise ortak pozisyonunu benimsemişti. Gözden geçirilmiş Eurovignette Yönerge Taslağı, trafik sıkışıklığının önüne geçmek üzere AB üye devletleri tarafından araç kategorisine göre günün farklı saatlerinde uygulanacak ücretler konusunda esnek bir sistem tesis etmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda, ağır karayolu vasıtalarına uygulanan altyapı kullanım ücretlerinin yanı sıra hava ve ses kirliliğine karşı “dış maliyetlerin” de ücretlendirilmesini öngörüyor. Taslağa ilişkin henüz bir uzlaşı sağlayamayan Konsey ve AP’nin istişare için 4 ay süresi bulunuyor. Konsey ve AP arasında dış ücretlerden elde edilecek gelirin tahsisi konusunda itilaf bulunuyor. AP elde edilen gelirin kar olarak değil daha ziyade temiz ve sürdürülebilir ulaştırma için kullanılmasını ve söz konusu gelirin %15’inin TEN-T projelerine aktarılmasını istiyor. Taslak yasayı, AP Taşımacılık Komitesi’nin Nisan ayında ve AP Genel Kurulu’nun ise Haziran ayında oylaması bekleniyor. Denizaşırı bölgelerde biyoçeşitliliğin desteklenmesi için AB, 2 milyon Euro finansman tahsis etti Avrupa Birliği (AB) biyoçeşitliliğin sağlanması ve ekosistemin korunması ve sürdürülebilir kullanımının temin edilmesine yönelik projelerin finansmanı için uzak bölgeler ile deniz aşırı ülke ve topraklardaki projelere BEST fonundan 2 milyon Euro mali destek tahsis edilmesi planlıyor. Karar, Avrupa Komisyonu tarafından 1 Mart tarihinde açıklandı. Söz konusu finansman Atlantik, Pasifik ve Hint Okyanusu’ndaki ender görülen biyoçeşitliliği ve ekosistemleri tespit etmek, korumak ve yönetmek amacındaki pilot projelere sağlanacak. Fon, biyoçeşitliliğin muhafaza edilmesinin yanı sıra tropik bitki bataklarının yeniden canlandırılıp, mercan kayalıklarını koruyarak iklim değişikliği ile mücadeleye de katkı sağlayacak. Yerel yönetim, sivil toplum, araştırmacı ve özel sektörün ilgili çevresel proje teklif başvurularının alınması için Avrupa Komisyonu’nun 2011 yılının Mayıs ayında proje çağrısı yapması beklenmektedir. LIFE+ projelerine 267 milyon Euro finansman sağlanacak Avrupa Birliği (AB), 6. Çevre Eylem Programı kapsamında yer alan önceliklerin hayata geçirilmesini desteklemek amacı ile LIFE+ fonundan 2011 yılı çağrıları çerçevesindeki çevre projelerine 267 milyon Euro finansman aktarılmasını öngördü. Bu çerçevede, Avrupa Komisyonu tarafından LIFE+ programı dahilinde 1 Mart tarihinde açıklanan proje teklif çağrısına; “Doğa ve Biyoçeşitliliğin Koruması”, “Çevre Politikası ve Yönetişim” ve “Bilgi ve İletişim” alanlarındaki aday projeler başvuru yapabiliyor. Teklif çağrılarının 15 Haziran tarihine kadar devam etmesi öngörülüyor. Proje tekliflerinin yoğunlaşması beklenen konu ve alanlar ise şu şekilde sıralanıyor: -Doğa ve Biyoçeşitlilik: Tehdit altında bulunan türlerin ve doğal ortamların korunması ve biyoçeşitlliliğin kaybolmasının önlenmesi hedefleniyor. Söz konusu projelerin %50 ila %75 oranında desteklenmesi öngörülüyor. -Çevre Politikası ve Yönetişim: Su, hava, toprak atık ve iklim gibi değişik alanlarda strateji, teknoloji, yöntem ve araç geliştiren ve yenilikçi pilot projelerin desteklenmesi hedefleniyor. Söz konusu projelerin, %50 oranı üstünde desteklenmesi öngörülüyor. -Bilgi ve İletişim: Çevre, doğanın ve biyoçeşitliliğin korunması ve orman yangınlarının önlenmesine ilişkin farkındalığı arttıran projelere destek verilmesi hedefleniyor. LIFE+ programının 2007 ve 2013 yılları arasındaki bütçesi 2,17 milyar Euro’dur. AB-Mozambik Balıkçılık Anlaşması’nı uzatmak için görüşmeler başlıyor Avrupa Komisyonu, balıkçılığa ilişkin olarak Avrupa Birliği (AB) ve Mozambik arasında 31 Aralık 2011 tarihinde sona erecek anlaşmanın yenilenmesi için görüşmelere başlayacak. Avrupa Bakanlar Konseyi 21 Şubat 2011 tarihinde aldığı karar ile Avrupa Komisyonu’nu anlaşmasının yenilenmesi için görüşmeleri başlatmak ile görevlendirdi. AB ve Mozambik arasındaki anlaşma beş senedir yürürlükte olup, Avrupa Birliği’nin Mozambik’e yılda 900,000 Euro mali katkıda bulunmasını öngörüyor. Hint Okyanusu’ndaki ton balığı avlanma ağı anlaşmasının bir parçası olan söz konusu anlaşma sayesinde İspanya, Portekiz, İtalya ve Fransa başta olmak üzere Topluluk balıkçı gemileri Mozambik sularında yılda 10,000 ton balığı avlayabilmektedir. AB’de Su Ürünleri Yetiştiriciliği için daha az bürokrasi Avrupa Birliği (AB) Bakanlar Konseyi, 21 Şubat 2011 tarihinde su ürünleri yetiştiriciliği sektöründeki işletmeler için bürokratik formaliteleri azaltacak bir Yönetmeliği onayladı. Avrupa Parlamentosu’nun 23 Kasım 2010 tarihinde sunduğu görüşü alındıktan sonra AB Bakanlar Konseyi’nde kabul edilen metin, su ürünleri yetiştiriciliğinde yabancı ve mahalli olarak bulunmayan türlerin kullanımına ilişkin 708/2007 sayılı Konsey Yönetmeliği’ni değiştirmektedir. 708/2007 sayılı Yönetmelik, birleşmiş hedef dışı türlerin yabancı ve mahalli olarak bulunmayan türlerin su yaşam alanlarına olası etkilerini değerlendirmek ve azaltmak amacıyla bahse konu türler hususunda su ürünleri yetiştiriciliği uygulamalarını yönlendiren bir çerçeve oluşturmaktadır. Söz konusu yönetmelikte yapılan değişiklikler ise su ürünleri yetiştiriciliğindeki yabancı türlerin çevresel etkilerine odaklanan ortak girişim olan IMPASSE projesinin bulgularına dayanılarak yapılmıştır. Söz konusu yeni Yönetmelik, Üye Devletlerin, ülkelerindeki kapalı su ürünleri yetiştiriciliği tesislerinin listesini oluşturmalarını talep etmekte olup, bahse konu listeler, internet ortamında düzenli olarak yayınlanacak ve güncellenecektir. Avrupa Komisyonu tutulan balıkların denize geri atılmasına karşı tedbir alıyor Avrupa Komisyonu Balıkçılıktan sorumlu Üyesi Maria Damanaki, 2011 yılının Mayıs veya Haziran aylarında çıkması beklenen ortak balıkçılık politikası reformuna ilişkin yasa önerileri paketi ile birlikte tutulan balıkların denize geri atılmasını yasaklayan bir önerge sunacağını açıkladı. Komiser Damanaki, Topluluk sularında bulunan balık stoklarındaki ciddi azalma sebebiyle balıkların tutulduktan sonra denize atılmasının yasaklanması gerektiğini savundu. Avrupa Birliği (AB), konu hakkında bu zamana kadar çeşitli teknik önlemler almıştı. Avrupa Komisyonu’nun Balıkçılık Genel Müdürlüğü, mevcut önlemleri yetersiz ve etkisiz görürken, tutulan balıkların denize geri atılmasına karşı alınacak bir yasağın, balıkçılar arasında kargaşa yaratacağı endişesi ile bu konuda aşamalı bir ilerleme kaydetmeyi öngörüyor. Damanaki, söz konusu yasağın önce derin denizlerdeki balıkçılık faaliyetleri ile başlamasını, ardından deniz dibine yakın karışık balıkçılık faaliyetlerine genişletilmesini ve denize geri atılması yasaklanacak balık türleri listesinin her yıl güncellenmesini öneriyor. Bununla birlikte, tutulan balıkların denize geri atılmasının yasaklanması önünde en büyük engeli bu konuda Birlik düzeyinde bir idare sisteminin belirlenmesi teşkil ediyor. Bu kapsamda, balıkçı gemilerinin denizde bulundukları sürelere kısıtlama getirilmesi ve balıklar ile birlikte yakalanan yan avların kota dahilinde sayılacağı bir av sistemi tesis edilmesi değerlendirilen seçenekler arasında bulunuyor. AB-İzlanda Orkinos avlanma kotası görüşmelerinden uzlaşı çıkmadı Orkinos balığı avlanma kotalarına ilişkin Avrupa Birliği (AB), Norveç ve İzlanda arasında Oslo kentinde Mart ayı başında gerçekleştirilen görüşmelerden bir sonuç alınamadığı açıklandı. Görüşmelerde Norveç’i temsil eden Delegasyon Başkanı Jojan Henrik Willimas yaptığı açıklamada, tarafların konu hakkında bir anlaşmaya varamadıklarını belirtti. 2009 yılında AB’ye üyelik için başvuran İzlanda, orkinos kotasını 2010 yılında tek taraflı olarak, 2.000 tondan 130.000 tona çıkarmıştı. 2010 yılı Kasım ayından beri süren görüşmelerin sekteye uğraması sonrasında ise İzlanda, 2011 yılı için orkinos kotasını 146,000 tona çıkardığını ilan etmişti. Ülkenin fazla balık avlanma gerçekleştirdiğini belirten Avrupa Komisyonu, İzlanda’nın aldığı tek taraflı kota kararına karşı çıkmış ve Ocak 2011 tarihinde limanlarını İzlanda balıkçılık faaliyetlerine kapamıştı. Görüşmelerin devam ettiği bildirildi. Bilgilerinize arz ve rica ederiz. Saygılarımızla, Murat TUNCER Genel Sekreter Dağıtım: Bilgi: Gereği - YK Başkan ve Üyeleri Tüm Üyelerimiz (Web)