• Anasayfa
  • |
  • DTO AB ŞUBAT AYI BÜLTENI HK.

DTO AB ŞUBAT AYI BÜLTENI HK.

DTO AB Bülteni Şubat 2011 Avrupa Parlamentosu Dış ilişkiler Komitesi Türkiye Raporu’nu onayladı Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi, Türkiye Raportörü AP Milletvekili Ria Oomen-Ruijten tarafından hazırlanan Türkiye’nin 2010 İlerleme Raporu’na ilişkin karar taslağını 10 Şubat tarihinde onayladı. Oylamada, komite üyeleri tarafından karar taslağı için 51 evet, 5 red ve 3 çekimser oy kullanıldı. Parlamento üyeleri, karar taslağında, Türkiye’nin 2010 yılında gerçekleştirdiği Anayasal reformları olumlu değerlendirmekle birlikte Türkiye’nin yeni bir Anayasa hazırlaması gerektiğini vurguladı. Aynı zamanda, Türkiye’nin reformlara devam etmesi gerektiği ve özellikle Kıbrıs’a yönelik olmak üzere Katma Protokol’den kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği belirtildi. Taslakta, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü, namus cinayetleri ve zorla evlendirmeler çerçevesinde kadın sorunları ve dini azınlıkların korunmasındaki eksikliklere yer veriliyor. Türkiye-AB müzakere sürecinin açık uçlu olduğunun altının çizildiği raporda, Türkiye’de üniversitelerdeki türban sorununun kadınların seçme özgürlüğüne saygı çerçevesinde ele alınması tavsiye ediliyor. Komite üyeleri ayrıca Türkiye’nin sürdürdüğü aktif dış politikanın memnuniyet verici olduğunu ifade ediyor. Komitedeki görüşmeler sırasında, AP’deki bazı grupların Türkiye ile imtiyazlı ortaklık çerçevesinde müzakerelerin başlatılması yönündeki önerisi reddedilirken, karar taslağının oylanmasından hemen önce ilgili değişiklik önerisi geri çekilerek tutanaklardan çıkarıldığı belirtiliyor. Onaylanan Türkiye Karar Taslağı’nın 8 Mart’ta AP Genel Kurulu’nda oylanması ve tavsiye kararına dönüştürülmesi bekleniyor. Türkiye, Avrupa Deniz Emniyeti Ajansı’nın üyesi oldu 6 aylık deneme döneminin ardından 2011 yılı başında Avrupa Deniz Emniyeti Ajansı’na (EMSA) üye olan Türkiye, Avrupa Birliği (AB) aday ülkesi olmasına rağmen, Ajans’ın belirli hizmetlerinden ücretsiz olarak faydalanmaya başladı. Son gelişmeler ile Türkiye, Uluslararası Güvenli Yönetim Sistemi çerçevesinde, artık Ankara’dan da takip edilebilen uydular vasıtası ile denizlerde kirliliğe neden olan gemilerin izlenmesini gerçekleştiriyor. Merkezi Lizbon’da bulunan EMSA ise söz konusu izleme sonuçlarını kısa bir süre içerisinde rapor halinde Türkiye’ye sunuyor. Alınan veriler uyarınca, denizi kirleten Türkiye bayraklı gemilere giriş yapılan limanda denetim ve ilgili yaptırımlar uygulanırken, Türk limanlarından üçüncü bir ülkeye giden yabancı bayraklı gemiler için geminin gittiği ve bayrağını taşıdığı ülkeye Türkiye tarafından bildirimde bulunuluyor. Türkiye’nin denizlerde can ve mal güvenliğinin sağlanması konusunda yapılan çalışmalarla ilgili bilgi veren Denizcilik Müsteşarı Hasan Naiboğlu, aynı zamanda hazırlanan yeni bir Yönetmelik ile kabotaj hattında, belirli hatlarda veya liman içinde yolcu taşıyan motorlara ve gemilere de çeşitli standartlar getirileceğini açıkladı. Geliştirilen bir yazılım aracılığı ile yolcu gemilerine iskele ve limanlarda kaç kişinin bindiğinin artık tespit edilebileceğini ifade eden Naiboğlu, tüm yolcuların sigortalı olmasının zorunlu olacağını duyurdu. Avrupa Komisyonu’ndan Ekonomik Büyüme ve İstihdamda Araştırma ve İnovasyon için Mali Destek Avrupa Komisyonu araştırma ve inovasyon alanında yayımladığı “Ortak Stratejik Çerçeve Belgesi” ile; Avrupa Birliği (AB) fonlarına erişim ve fon kullanımının kolaylaştırılması, bilimsel ve ekonomik etkilerin güçlenmesi ve gerçekleştirilen yatırımların katma değerinin arttırılması için öngörülen iyileştirme çalışmalarına dair istişare süreci başlattı. Komisyon raporundaki değerlendirme ve öngörülen çalışmalar AB’nin 7. Çerçeve Programı (7ÇP), Avrupa Teknoloji ve İnovasyon Enstitüsü ve Rekabetçilik ve İnovasyon Çerçeve Programı’nı (CIP) kapsıyor. Konu hakkında açıklama yapan AB Komisyonu’nun Araştırma ve İnovasyondan sorumlu Üyesi Maire Geoghegan-Quinn, AB’nin bu alanda yaptığı yatırımların geri dönüşünü arttırmayı, böylece AB’de ekonomik büyüme ve istihdam oranını ve hayat kalitesini geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti. Bahse konu stratejik belgede, Komisyon, araştırma ve inovasyon alanındaki üç önemli nokta hakkında önerilerde bulunmaktadır. Buna göre, AB öncelikle; araştırma ve inovasyon alanlarına odaklanarak dünya çapında bir bilimsel çerçeve oluşturulması, rekabetçiliğin Topluluk çapında arttırılması ve iklim değişikliği, kaynakların etkin kullanımı, enerji ve gıda güvenliğinin sağlanması, sağlık ve yaşlanan nüfus gibi zor konular ile mücadele edilmesini hedefliyor. İkinci aşamada da araştırma ve inovasyon alanlarında mevcut fonlara erişimin daha kolay hale getirilmesi ve iş dünyasının katılımı ve çeşitliliğin arttırılması için esneklik sağlanması öneriliyor. Son aşamada ise fon kullanımı için daha kolay ve uygun muhasebe yöntemlerinin tesis edilmesi öngörülüyor. İstişare süreci 20 Mayıs 2011 tarihine dek sürecek olup, Komisyon, 10 Haziran 2011 tarihinde konu hakkında bir kapanış konferansı düzenleyecektir. Aynı zamanda AB’nin 2013 bütçesi kapsamındaki araştırma ve inovasyon kalemleri ve harcamaları için 2011 yılı sonuna kadar bir bütçe önergesi sunulacaktır. Avrupa Konseyi, enerji ve yenilikçilik konularına odaklandı Avrupa Birliği Hükümet ve Devlet Başkanları’nın 4 Şubat tarihinde düzenlenen AB Zirvesi’nde, ekonomik kriz ile mücadelede sürdürülebilir politikalar ile istihdamın öneminin yanı sıra enerji ve yenilikçilik konularında kararlar alındı. Büyüme ve istihdamın teşvik edilmesi konusunu ele alan AB liderleri; eğitim, araştırma, teknoloji ve yenilikçiliğin önemine vurgu yaparak, yenilikçiliğin teşviki için AB düzeyinde stratejik ve bütünleştirilmiş bir yaklaşım oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. Bu kapsamda, araştırmacılar ve yeni mezunların Birlik içerisinde hareket edebilirliğinin arttırılması ve yabancı araştırmacıların AB’ye çekilmesi gibi önlemler görüşüldü. Konsey kararlarında; rekabetçiliğe katkıda bulunan güvenli, sürdürülebilir ve düşük maliyetli enerji kaynakları ve işlevsel, birbiri ile bağlantılı bütünleştirilmiş bir iç enerji piyasasının oluşturulması gerektiği belirtildi. Konsey’de ayrıca, enerji arz güvenliğinin sağlanması, enerji altyapılarının oluşturulması için yatırımların teşvik edilmesine ilişkin kararlar alındı. Aynı zamanda Avrupa’da bina ve ürünlerde daha fazla enerji tasarrufunda bulunulması ve yenilenebilir kaynaklara yatırım yapılması gerektiğine değinilen Zirve’de, G20 çerçevesinde enerji fiyatları hususunda üçüncü ülkeler ile işbirliğinin geliştirilmesine karar verildi. Avrupa Birliği gemi emisyonlarının azaltılması için uluslararası düzeyde IMO ile müzakerelerin devam edeceğini açıkladı Avrupa Komisyonu 3 Şubat tarihinde yüksek düzey uzmanların gerçekleştirdiği toplantı sonunda Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) çerçevesinde sürdürülen uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılmasına ilişkin görüşmelere devam edileceğini açıkladı. Halihazırda AB’de yürürlükte bulunan 2009/29 sayılı Yönerge, IMO ve/veya Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi çerçevesinde emisyonlara ilişkin bir karar alınamaması durumunda Avrupa Birliği’nin emisyon azaltım taahhütlerinin, Avrupa Komisyonu tarafından belirlenmesini öngörüyor. Uluslararası deniz taşımacılığı, küresel emisyonların %3’ünü oluşturmakta ancak bu oranın 2050 yılında iki kattan fazla artması beklenmektedir. Söz konusu uzman grubun 2011 yılı içerisinde iki defa daha toplanması beklenmektedir. AB alternatif yakıt kullanımı ile 2050 yılına kadar taşımacılıkta sürdürülebilirliğin sağlanmasını amaçlıyor Avrupa Komisyonu Hareketlilik ve Ulaşım Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanarak, 25 Ocak tarihinde açıklanan raporda fosil yakıtların yerini alacak alternatif yakıtların AB düzeyinde uyumlaştırılması ve söz konusu yakıtların taşımacılık tipine göre farklılaştırılması gereğine dikkat çekiliyor. Komisyon’un bu kapsamda, sektöre alternatif yakıtların entegre edilmesine yönelik yeni bir girişimi yıl sonuna kadar başlatması bekleniyor. Gelecek ilkbahar döneminde Avrupa Birliği’nde (AB) bu konuda bir politika oluşturulması amacı ile kamu istişare sürecinin başlatılacağını vurgulayan Taşımacılıktan sorumlu Komisyon Üyesi Siim Kallas, taşımacılıkta enerji kaynağı olarak petrolün yerini gelecekte alternatif yakıtların alması hedefinde olduklarını belirtti. Tüm taşımacılık türlerine ilişkin gereksinimlerin dikkate alındığı rapor kapsamında, deniz ve iç su yolları taşımacılığında biyoyakıt kullanımının tüm gemilere yaygınlaştırılması öngörülüyor. Ayrıca iç suyolları taşımacılığında ve küçük teknelerde hidrojen, kısa mesafeli denizcilikte LPG, nükleer enerji ve LNG kullanılmasına ilişkin görüşler yer alıyor. AB, CO2 salınımlarını 2050 yılına kadar 1990 yılına oranla %80-%95 düzeyinde azaltmayı hedefliyor. Aynı dönemde taşımacılıktan kaynaklanan emisyonların ise %70 oranında azaltılması planlanıyor. INTERTANKO Sülfür Yönergesi’nin gözden geçirilmesi ilişkin Avrupa Komisyonu ile temaslarını sürdürüyor INTERTANKO, Avrupa Birliği’nin (AB) Sülfür Yönergesi’nin gözden geçirilmesine ilişkin olarak Avrupa Komisyonu’na sunduğu görüşünde, gemilere yakıt sağlanması konusunda etkin bir kontrol sistemi geliştirilmesi konusunda AB’nin MARPOL EK VI ile uyum sürecini olumlu değerlendirdi. MARPOL EK VI’da küçük ölçekte değişiklikler yapılması kapsamında Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne (IMO) sunulan görüşü anımsatan INTERTANKO, Avrupa Komisyonu’nun Sülfür Yönergesi’nin gözden geçirilmesi çerçevesinde söz konusu değişiklik önerilerini de dikkate almasını önerdi. INTERTANKO, gemilere yakıt sağlanmasına ilişkin görüş belgesinde genel olarak şu önerileri sundu: Yerel gemi yakıt sağlayıcılarının IMO şartlarına uygun yakıt tedarik etmesini temin edecek kriter ve koşulların liman otoriteleri tarafından tesis edilmesi; Liman otoriteleri tarafından onaylanmış yerel yakıt sağlayıcıları resmi envanterlerinin oluşturması; Gemiye sağlanan yakıtın öngörülen kurallara uygun olmadığına ilişkin bildirim alınması halinde liman otoritelerinin gerekli denetim ve raporlamayı gerçekleştirmesi; Onaylanmış yakıt sağlayıcıların performanslarının etkin olarak ve gemiye yakıt temin edilmeden önce denetlenmesini temin edecek bir kontrol sisteminin liman otoriteleri tarafından tesis edilmesi. Avrupa Komisyonu’nun AB Sülfür Yönergesi’ne ilişkin yeni yasa önerisini Mart ayı sonuna doğru açıklaması beklenmektedir. AP, Karadeniz Bölgesi için AB Stratejisi’ni kabul etti Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda onaylanarak kabul edilen “Karadeniz için AB Stratejisi” Karadeniz’e kıyısı olan bölgelerde barış, istikrar ve enerji güvenliğinin sağlanması konularını ele almaktadır. Söz konusu bölgede Avrupa Birliği (AB) seviyesinde bir strateji oluşturması öngörülen raporda, küçük ölçekli kalkınma projeleri ve sınır ötesi işbirliği için AB’nin bir fon oluşturması gerektiği belirtilmektedir. Karadeniz’de ele alınması beklenen öncelikler ise bölgede istikrar, insan haklarına saygı, göç yönetiminin sağlanması, enerji güvenliğinin arttırılması ve çevresel ve sosyal kalkınmanın temin edilmesi olarak sıralanmaktadır. Gerçekleştirilen görüşmelerde AP Üyeleri, gelecekte oluşturulacak stratejik eylem planları için AB ile Karadeniz’e kıyısı olan Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Moldova ve Ukrayna gibi ülkeler arasında bakan düzeyinde düzenli toplantıların gerçekleştirilmesi önerisinde bulundu. AB Dönem Başkanı Macaristan‘ın Taşımacılık Alanında Öncelikleri 1 Ocak tarihinde AB Dönem Başkanlığı’nı devralan Macaristan, taşımacılık alanındaki önceliklerini Avrupa Parlamentosu’nun Taşımacılık ve Turizm Komitesi’nde (TRAN) Macaristan’ın Bayındırlık ve İskandan sorumlu Devlet Bakanı Pal Völner aracılığıyla kamuoyuyla paylaştı. Ülkenin denize kıyısı olmaması dolayısıyla Macaristan’ın AB Dönem Başkanlığı süresince denizcilik ile ilgili konular, Temmuz-Aralık 2010 döneminde AB Başkanlığını yürüten Belçika tarafından ele alınacak. Denizcilik alanındaki dönem politikalarına kısaca değinen Macar Bakan Völner; Avrupa Deniz Emniyeti Ajansı (EMSA) Yönetmeliği’nin revizyonu çerçevesinde EMSA’nın yetkilerinin, Üçüncü Denizcilik Paketi ile uyumlaştırılmasının ve taslak Yönetmelik üzerinde politik uzlaşı sağlanmasının öngörüldüğünü ve Denizcilik Ekipmanları Yönergesi’nin gözden geçirilmesine yönelik Avrupa Komisyonu tarafından bir önerge hazırladığını fakat taslak önergenin gelecek Polonya AB Dönem Başkanlığı esnasında açıklanmasının beklendiğini duyurdu. Ayrıca, 2011 yılı Mart ayında yayımlanması beklenen Taşımacılık hakkındaki Beyaz Kitap’a değinen Macar Bakan, gelecek 10 yıllık döneme ilişkin AB Taşımacılık politikasının genel çerçevesini sunacak olan Beyaz Kitap kapsamındaki öncelikleri ise şu şekilde sıraladı: Tüm taşıtların (araba, kamyon, uçak, tren, gemi) çevre etkileri ile alakalı etiketlendirmenin daha şeffaf hale getirilmesine ilişkin bir Yönetmelik yayımlanması; Tüm taşımacılık yöntemleri için yeni nesil taşıtların geliştirilmesi amacıyla inovasyonun desteklenmesi; Tüm taşımacılık yöntemleri için enerji ve tahrik sistemlerine yönelik ortak AB standartlarının kabul edilmesi; Çevre performansı daha iyi olan gemiler için liman ücretlerinin azaltılması ve daha iyi bir atık yönetimi için vergilerin düşürülmesi; AB limanları arasında seyahat eden gemilere uygulanan bürokratik işlemlerin azaltılması (mavi kuşak); Tüm liman/denizcilik ulaşımı ile ilgili bilgi değişimi ve yönetimi hususunda ortak ve tek bir elektronik sistem oluşturulması; Liman hizmetleri ile ilgili AB mevzuatındaki kısıtlamaların gözden geçirilmesi. AB’li Bakanlardan TEN-T Planına Onay AB Ulaştırma Bakanları, 7-8 Şubat tarihlerinde Macaristan’ın Gödöllö Kasabası’nda gerçekleştirdikleri toplantıda, Trans Avrupa Ağları’nın (TEN-T) planlanmasına ilişkin önerilen metodolojiye yeşil ışık yaktı. Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan ve sunulan planlamanın metodolojisi, TEN-T kapsamında geliştirilecek merkezi ve ikincil ağların seçiminde uygulanacak kriterleri ortaya koyuyor. Söz konusu plana göre, merkezi ağ; Avrupa’daki başlıca şehir, liman, havalimanı ve bölge kentleri kapsayan önemli merkezler ile karayolu, demiryolu ve deniz taşımacılığında kullanılan bağlantı yollarından oluşuyor. Bu kapsamda, projede, AB Üye Devletlerinin nüfusu yarım milyondan fazla bölge kent ve başkentleri (aynı zamanda TEN-T mali desteği almaya uygun olmasa dahi; AB’ye aday ülkeler, Norveç, İsviçre ve Batı Balkanlardaki başkentler) ile bu yerlere hizmet eden havalimanlarına öncelik tanınıyor. Söz konusu merkezler ile bağlantı yolarının TEN-T kapsamında önceliklendirilmesinde ise yolcu ve yük trafiği rol oynayacak. Yük taşımacılığında, yıllık taşımacılık hacmi tüm AB limanlarındaki toplam taşımacılık hacminden en az 1% fazla olan limanlar ile ana deniz taşımacılık yolları kesişiminde yer alan iç limanlara öncelik verilecek. Ada ülke limanları ve denize erişimi bulunan ve nüfusu 3 ila 7 milyon arasında değişen NUTS1 bölgeleri ise belli koşullar altında öncelik verilen diğer bölgeler olacak. Merkezi ağ ile birlikte geliştirilecek ikincil ağ ise mevcut TEN-T altyapısının; birlikte işlerlik, nüfus yoğunluğu ve ulaşım akışları temelinde yeniden düzenlenmesinden oluşuyor. Yeni programın bütçesi de toplantıda ele alınan diğer gündem maddeleri arasında yer aldı. Buna göre; AB finansmanı olarak önceliğin merkezi ağlara verileceği programda, mali desteğin büyük bir bölümünün AB uyum fonlarından sağlanması öngörülmektedir. Komisyon önerisi üzerine bu konuda pozisyonunu açıklayan Avrupa Demiryolları ve Altyapı Şirketleri Topluluğu (CER), yeni TEN-T programı kapsamında taşımacılık alanında temiz ve etkili enerji kullanımının desteklenmesi, bu konudaki AB mali desteğinin arttırılması, aynı zamanda kirleten ve kullanan öder ilkeleri doğrultusunda ilgili mali mekanizmaların tesis edilmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle Avrupa’nın Doğu ve Batı bölümleri arasındaki bağlantıların kuvvetlendirilmesi ve merkezi bölgelere erişimin kolaylaştırılması amacını taşıyan TEN-T ile AB’de ekonomik büyüme, rekabet edebilirlik ve sürdürülebilirliğin arttırılması hedefleniyor. Avrupa Komisyonu’nun Galileo ve EGNOS Değerlendirmesi Avrupa Komisyonu, 18 Ocak 2011 tarihinde, Avrupa Uydu Navigasyon Programları Galileo ve EGNOS’un gelişim süreçleri ve gelecekteki çalışmalara ilişkin orta dönem gözden geçirme ve değerlendirme raporunu sundu. Raporda, AB’nin uydu navigasyon ve konumlandırma sistemi olan Galileo ile GPS sinyalleri için bölgesel iyileştirme sistemi olan EGNOS’un gelişimindeki son gelişmeler kaydedildi. Komisyon değerlendirmesinde, Galileo’nun öncüsü olarak 1 Ekim 2009 tarihinden itibaren faal durumda olan EGNOS sisteminin, gelişmiş uydu navigasyon kesinliğinin; özellikle tarım, kurtarma çalışmaları, coğrafi yer belirleme ve haritacılık alanlarında kullanıcılara fayda sağladığı ve sistemin yakın bir zamanda sivil havacılık alanında da hizmet vereceği belirtiliyor. Galileo kapsamında ise uydu programının hizmete başlaması için gerekli altı sözleşmeden dördünün imzalandığı ve operasyonel olan dört uydu sisteminin testlerinin gerçekleştirildiği ifade ediliyor. Avrupa Komisyonu bu gelişmeler ışığında, Galileo sisteminin 2014 yılında hizmet vermeye başlamasının beklendiği kaydediyor. Galileo sistemin işlerlik kazanması ile acil durum ve güvenlik hizmetleri için güvenli bir uydu navigasyon hizmet biriminin oluşturulması öngörülüyor. Sistem ile kritik taşımacılık ve acil durum hizmetlerinin daha iyi yönetilmesi, sınır kontrollerinin sağlanması ve kanunların uygulanması çerçevesinde polis ve güvenlik güçlerine destek verilmesi planlanıyor. Avrupa Birliği, uydu navigasyon hizmetlerinde Çin, ABD, Rusya, Japonya ve Hindistan’daki sistemlere uyumluluğunun sağlanması için ilgili ülkeler ile ve Birleşmiş Milletler nezdinde görüşmelerini sürdürüyor. AB’de Demiryolları ve Eurovignette hakkında Görüşmeler Sürüyor 1 Ocak 2011 tarihinde AB Dönem Başkanlığı’nı devralan Macaristan, görev süresinin bitiminden önce, ilk demiryolları paketi üzerinde Avrupa Konseyi’nde ortak bir karar alınmasını ve gözden geçirilmiş taslak Eurovignette Yönergesi’nin Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından ikinci okumada kabul edilmesini hedefliyor. “Eurovignette” olarak bilinen, belirli altyapılar için kullanılan ağır yük kamyonlarının vergilendirilmesi sistemindeki değişiklik hakkındaki Yönerge taslağı, 2010 yılının ekim ayında az bir oy farkıyla onaylanmış ve AP gündemine taşınmıştı. Macaristan’ın Bayındırlık ve İskandan sorumlu Devlet Bakanı Pal Völner konu hakkında yaptığı açıklamada, söz konusu taslak Yönergede AP üyeleri tarafından bir değişikliğe gidilmemesini umduğunu aksi halde bu zor dosyada anlaşmaya varılamayacağını belirtti. Völner, aynı zamanda Eurovignette kadar zor bir dosya olan demiryolları paketi hakkında Macaristan’ın AB Dönem Başkanlığı esnasında toplanacak olan Taşımacılık Konseyi’nde anlaşmaya varılmasını istediklerini fakat dosyanın 2011 yılının Temmuz ayında AB Dönem Başkanı olacak Polonya’ya devredilme ihtimalinin olduğunu kaydetti. Avrupa Komisyonu Estonya, Yunanistan, Finlandiya ve Malta’ya denizleri koruma çağrısında bulundu Avrupa Komisyonu Estonya, Yunanistan, Finlandiya ve Malta’ya denizlerin korumasında AB düzenlemelerine uygun stratejilerin oluşturulması çağrısında bulundu. Komisyon tarafından gönderilen bildirimde, ilgili Üye Devletlerin, AB’de 15 Haziran 2010 tarihinde yürürlüğe giren Deniz Stratejisi Çerçeve Yönergesi’nin ulusal mevzuata aktarılmasına ilişkin gerekli bildirimleri gerçekleştirmedikleri tespiti yapıldı. Üye Devletler ilgili düzenlemenin ulusal hukuka aktarılması hususunda Komisyon’u iki ay içerisinde bilgilendirmezse, konu Avrupa Adalet Divanı’na taşınacak. 2008/56/AT sayılı AB Deniz Stratejisi Çerçeve Yönergesi; Akdeniz, Karadeniz, Baltık Denizi, Kuzey Doğu Atlantik Okyanusu Azur, Madeira ve Kanarya Adalarını içine alan Avrupa sularının korunmasını düzenliyor ve Avrupa denizlerinin 2020 yılına kadar iyileştirilmesini hedefliyor. Yönergeye göre; Üye Devletlerin, deniz ekosistemini korumak, iyileştirmek ve denizlerdeki faaliyetlerin ekolojik sürdürülebilirliğini sağlamak için eşgüdümlü stratejiler geliştirmesi gerekiyor. Avrupa Ombudsmanı Komisyon’a karşı soruştuma başlatıyor Avrupa Birliği (AB) Ombudsmanı Nikiforos Diamandouros, İspanya’nın Granadilla Bölgesi’ndeki sanayi limanının inşaatına ilişkin belgelerin, Avrupa Komisyonu tarafından haklı nedenler çerçevesinde kamuoyu ile paylaşılmaması gerekçesi ile Komisyon aleyhine soruşturma süreci başlatmayı düşündüğünü açıkladı. Avrupa Çevre Bürosu EEB (European Environmental Bureau), İspanya’nın Granadilla, Tenerif bölgesindeki sanayi limanı inşaatına Avrupa Komisyonu tarafından 2006 yılında izin verilmesinin ardından, Komisyon’dan, inşaat projesinin onaylanmasına ilişkin belgelere erişim talebinde bulunmuştu. Avrupa Komisyonu ise İspanya yetkili makamlarının ilgili belgelerin ifşasına karşı çıktığını belirterek, EEB’nin talebini reddetmişti. Komisyon aynı zamanda karar alma sürecine etkisi olacağı savunması ile kurum içi belgelerin de EEB ile paylaşılmasına sınırlama getirmişti. EEB’nin başvuru ile konunun AB Ombudsmanına taşınmasının ardından, Ombudsman Diamandouros, İspanya’nın geçerli gerekçeler sunmaması halinde söz konusu belgelerin Komisyon tarafından açıklanması gerektiğine karar kılmıştı. Karar sonrasında Komisyon, kendi ile ilgili bazı belgeleri kamuoyu ile paylaşırken, İspanya’nın itirazının devam etmesi sebebi ile ilgili belgeleri gizli tutmaya devam etti. Söz konusu gelişmeler üzerine AB Ombudsmanı, İspanya’nın gerekçelerinin ikna edici olup olmadığının ilk başta yeteri kadar araştırılmadığını savunarak, Komisyon hakkında inceleme başlatmayı düşündüğünü açıkladı. Diamandouros aynı zamanda, Üye Devlet kaynaklı belgelerin kamuoyu ile paylaşılmasına yönelik taleplerin Komisyon, Konsey ve Avrupa Parlamentosu tarafından nasıl ele alındığını inceleyecek. AB-Fas Balıkçılık Anlaşması bir yıl uzatılıyor Avrupa Komisyonu, Balıkçılığa ilişkin olarak AB ve Fas arasında 27 Şubat 2011 tarihinde sona erecek anlaşmanın 1 sene uzatılmasını öngören taslak belgeyi 11 Şubat 2011 tarihinde onayladı. Söz konusu taslak, AB ile Fas arasındaki mevcut balıkçılık antlaşmasını bir sene uzatırken, bu süre AB mali desteğinin bölgesel etkisi ile anlaşmanın balık kaynakları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi ve yeni anlaşmanın AB ve Fas arasında müzakere edilmesi için zaman sağlayacak. Avrupa Komisyonu söz konusu taslak belgeyi onaylayarak, AB ve Fas arasındaki balıkçılık anlaşmasının zamanında yenilenmemesi halinde balıkçılık yapma lisansları Şubat 2011 yılında sona erecek 119 AB balıkçı gemisinin balıkçılık faaliyetlerinin durmasına engel olmaya çalışmaktadır. Bir süredir Fas ve Avrupa Komisyonu arasında müzakere edilen yeni anlaşmanın yürürlüğe geçirilmesi için Fas hükümeti ile Avrupa Parlamentosu’nun onay ve kabulü gerekiyor. Fransız Parlamenterden Transfer Edilebilen Bireysel Balıkçılık Kotalarına İtiraz Fransız Parlamenter Alain Cadec ve Fransız Ulusal Balıkçılık Komitesi Başkanı Pierre-Georges Dachicourt, 1 Şubat 2011 tarihinde Avrupa Parlamentosu Balıkçılık Komitesi üyelerini davet ettikleri toplantıda yeni ortak balıkçılık politikasının Fransa’ya etkilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Haziran ayında onaylanması beklenen reforma ilişkin taslak belgede Avrupa Komisyonu’nun önerisi olan transfer edilebilen bireysel balıkçılık kotaları yer alıyor. Cadec ve Fransız Ulusal Balıkçılık Komitesi konu hakkında yaptıkları açıklamada; önerinin küçük ölçekli balıkçılığın geleceğini tehdit ettiğini ve spekülasyona sebep olması nedeniyle bu öneriye karşı çıktıklarını belirtti. Fransız Parlamenter Cadec ise düzenlediği basın açıklamasında, Üye Devletlerin kendi kotalarını nasıl yöneteceklerini kendilerinin seçmeleri gerektiğini ve Fransa’nın balıkçılık kotalarını kolektif bir şekilde yönetmeye devam etmek istediğini ve kendisinin bu hususta mücadele edeceğini dile getirdi. Avrupa Birliği İzlanda’ya yaptırım uyguluyor Avrupa Birliği (AB) ile üyelik müzakerelerini sürdüren İzlanda’nın uskumru kotasını 2010 ve 2011 yılları için tek taraflı olarak belirlemesinin ardından, AB, İzlanda gemilerinin uskumru boşaltımı için AB limanlarına girişinin Ocak ayının ortasından itibaren engellendiğini açıkladı. İzlandalı yetkililer söz konusu yaptırımın ülkeleri üzerinde bir etkisi olmayacağı yorumunu yapıyor. Avrupa Arktik Konseyi’nde etkin olmak istiyor Avrupa Parlamentosu (AP) geçtiğimiz ay “Kuzey Kutbu için Sürdürülebilir AB Politikası” adlı bir rapor kabul etti. Halihazırda Arktik Bölgesi’nde yer alan AB Üye Devletlerinin - Danimarka, Finlandiya ve İsveç - bölgeye ilişkin ortak bir politikası bulunmuyor. Avrupa Parlamentosu Üyesi Michael Gahler tarafından hazırlanan raporda, eriyen buzulların yerel halkı etkileyeceği ancak bu durumun bölgede ekonomik kalkınmaya katkıda bulunacağı değerlendirmesi yapılıyor. Avrupa Parlamentosu’nda söz konusu rapora alternatif olarak sunulan ve Sabine Lösing tarafından hazırlanan bir diğer rapor ise bölgede doğalgaz sömürüsüne yönelik moratoryum çağrısında bulunmaktadır. Rusya ve ABD’nin üye olduğu Arktik Konseyi’nde Finlandiya, İsveç ve Danimarka tarafından temsil edilen AB, Konsey’de geçici gözlemci statüsüne sahip bulunuyor. Ancak AB, Konsey’de daimi statüye sahip olmak ve bölge politikalarında etkin rol oynamak istiyor. Araştırmalara göre; bu bölgede dünyanın keşfedilmemiş hidrokarbon kaynağının beşte biri bulunuyor. Komisyon ICCAT’a iletilmek üzere Üye Devletlerin Balık Stoklarına ilişkin Raporlarını Bekliyor Avrupa Birliği (AB) tarafından Uluslararası Atlantik Ton Balıklarını Koruma Komisyonu’na (ICCAT), 11 Şubat tarihinde sunulması gereken Üye Devletlere ait ulusal balık stoklarını iyileştirme planları çeşitli Üye Devletler tarafından henüz iletilmedi. Avrupa Komisyonu Denizcilik ve Balıkçılık Genel Müdürlüğü, ton balığı avlayan Fransa dışındaki Üye Devletler (İspanya, İtalya, Portekiz, Malta, Yunanistan ve Kıbrıs) tarafından ilgili raporların henüz hazırlanmaması veya eksik hazırlanması sebebi ile söz konusu ülkelere resmi bildirimde bulundu. Komisyon tarafından iletilen bahse konu yazıda, söz konusu planların Üye Devletler tarafından sunulması için son tarih 17 Şubat olarak belirlenirken, planların ICCAT’a sunulmaması halinde AB’nin 2012 yılında ton balığı avlama imkanına sahip olmayabileceğinin altı çizilmektedir. Sunulan raporların 21–25 Şubat tarihleri arasında ICCAT tarafından incelenmesi ve kurumun 2012 yılında ton balığı avlanmasına ilişkin bir karar alması beklenmektedir. 15 Mayıs-15 Haziran sezonu için izin verilen ton balığı 2011 yılı av kotası, ICCAT tarafından 12,900 ton olarak belirlenmişti. Avrupa Parlamentosu, Papua Yeni Gine ve Fiji ile AB arasındaki Geçici Ekonomik Ortaklık Anlaşmalarını Onayladı Avrupa Parlamentosu (AP), 19 Ocak 2011 tarihinde, Pasifik Bölgesi’nde Avrupa Birliği ile aşamalı bir serbest ticaret anlaşması imzalama taahhüdünde bulunan Papua Yeni Gine ve Fiji ile geçici ekonomik ortaklık anlaşmasına onay verdi. Lizbon Antlaşması uyarınca serbest ticaret anlaşmalarının yürürlüğe konması için AP’nin onayı gerekmekte olup, Parlamento söz konusu geçici anlaşmaları 120 ret oyuna karşılık 540 evet oyuyla onayladı. Parlamento’da, Papua Yeni Gine’nin söz konusu anlaşmada işlenmiş balık ürünlerine dair talep ettiği istisnanın, Avrupa Birliği’nin konserve balık endüstrisini kötü etkileyebileceğine dair endişeler ortaya kondu. Fransız Parlamenter Alain Cadec konu hakkında yaptığı açıklamada, söz konusu istisnanın Papua Yeni Gine’de çok az sayıda iş olanağı yaratırken, Avrupa’da balık işleme endüstrisinde birçok iş kaybına sebep olabileceğine dikkat çekti. Frontex 2011 yılı raporuna göre; Türkiye AB’ye kaçak girişlerde başlıca geçiş ülkesi olmayı sürdürüyor Avrupa Sınır Koruma Ajansı Frontex, 2011 yılına ilişkin hazırladığı ve Avrupa Birliği (AB) Üye Devletlerine sunduğu çalışma raporunda; Afganistan başta olmak üzere AB’ye üçüncü ülkelerden giriş yapan kaçak göçmenlerin, Türkiye’yi başlıca geçiş ülkesi olarak kullandıklarını belirtiyor. Raporda, Türkiye’nin ayrıca, Kuzey Afrika kökenli göçmenler tarafından AB’ye kaçak girişler için son yıllarda daha çok kullanılmaya başlandığı tespiti yapılıyor. Rapora göre; havayolu ile Türkiye’ye yasal giriş yapan Afrika kökenli göçmenler, Ege Denizi veya kara sınırını kullanarak Yunanistan üzerinden Üye Devletlere illegal giriş yapıyor. Frontex, Türkiye üzerinden AB Üye Devletlerine giriş yapan kaçak göçmenlerin engellenebilmesi için Doğu Akdeniz, Ege Denizi ve Türkiye-Yunanistan kara sınırlarında gözetim, keşif ve caydırma önlemlerinin arttırılmasını öneriyor. Aynı zamanda, Bulgaristan ve Romanya’nın Schengen Bölgesi’ne dahil olması halinde bu iki ülkenin Türkiye üzerinden AB’ye girmek isteyen kaçak göçmenler için çekici hale geleceğinin altını çiziyor. Halihazırda Schengen Alanı’na dahil olmayan Romanya ve Bulgaristan, katılım için Almanya ve Fransa’nın vetosu ile karşılaşmıştı. Görüşmeleri tamamlanan Türkiye ve AB arasındaki geri kabul anlaşması Üye Devletler ve Konsey tarafından kabul edildiği takdirde Türkiye üzerinden AB’ye kaçak giren göçmenler Türkiye’ye geri iade edilebilecek. Bilgilerinize arz ve rica ederiz. Saygılarımızla, Murat TUNCER Genel Sekreter Dağıtım: Bilgi: Gereği - YK Başkan ve Üyeleri Tüm Üyelerimiz (Web)